Taklit ediliyorum sanmıştım

Tabii ki yanılmışım..

İlk şiirimi, 1966 yılında, 10 yaşımda, ortaokul 1. Sınıfta iken yazdığımı hatırlıyorum.

O zamanlar Kıbrıs’ta bir Makarios sıkıntısı vardı.

Şiirim bütün tazeliği ile aklımda;

‘Ölür Makarios,

Gider Makarios,

Hain Makarios,

Papaz Makarios’

 

Bu şiirimi orta 2. Ve 3. Sınıftaki abilerime okuyunca inanılmaz derecede beğendiklerini söylediler. O zaman; ‘Oğlum bu iş tamam!’ diyerek yola devam kararı verdim.

Allah şahit, benimle dalga mı geçtiler yoksa gerçekten beğendiler mi bilmiyorum.

Dalga geçmiş olmaları ihtimalini de göz ardı etmediğimden, bu güne kadar hiçbirine ‘Gerekten beğenmiş miydiniz?' diye de sormadım.

O gazla aynı yaşlarda bir şiir daha yazdım;

‘’Büyü yavrum,

Vatanın ihtiyacı var sana.

Ananı babanı say,

Kardeşlerini sev.

Vatanını, milletini sev.

Bayrağını sev.

Dilini ve dinini sev,

Vatanı kalkındır.

Düşmanları sevme.

Onlar bize dost olmaz.

Haydi yavrum,

Göreyim seni…’’

Makarios’la ilgili ilk şiirimde şairliğim tescillendiğinden, bu şiirim için kimsenin fikrini alma lüzumu hissetmedim.

Bu kadarla şair unvanı kazandın, öyle mi? Dediğiniz duyar gibi oldum.

Evet, bu kadarcık dizelerle şair oldum.

Hele bir de ilerleyen zaman içerisinde rahmetli Bayrak Şairi Arif Nihat Asya’nın;

 

Yürü; hâlâ ne diye oyunda, oynaştasın?

Fâtih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın!

 

Sen de geçebilirsin yardan, anadan, serden.

Senin de destanını okuyalım ezberden.

Haberin yok gibidir taşıdığın değerden.

 

Elde sensin, dilde sen; gönüldesin, baştasın.

Fâtih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın!

 

Şiirine rastlayınca, ‘Haydi Yavrum!’ şiirimle özdeşleştirip ‘Artık taklit bile ediliyorum!’ diye de havalara girmedim değil.

Ta ki Üstad Necip Fazıl’ın:

Tam otuz yıl saatim islemiş ben durmuşum; Gökyüzünden habersiz, uçurtma uçurmuşum... Beytini okuyana kadar..

Necip Fazıl dâhil, ünlü şairlerin hemen- hemen hepsi, bizim gibi, çocukluk ve gençlik yıllarında yazdıkları şiirlerin tamamını imha etmiş ve kitaplarına almamışlardır.

Yakından tanışıklığımız olan rahmetli Abdürrahim Karakoç da bizzat bu konuyu dile getirmiştir; Ben o şiirlerimi kitaplarıma koysa idim Abdürrahim Karakoç olamazdım.

El hak doğrudur.

Ben de hiçbir kitabıma ‘’Makarios’’ şiirimle ‘’Haydi Yavrum’’ şiirimi koymadım. Ama hiç birini de kaldırıp atmadım. İleride yazacağım şiirlerimle karşılaştırıp, az da olsa kendimi geliştirdiğimi görünce, yola daha bir azimle devam etmek gibi bir hevesim var idi.

Çünkü bildim ve inandım ki ilk etapta o şiirlerime rastlayan bir Allah’ın kulu, benim adımı görünce, hiçbir şiirimi okuma lüzumu hissetmeyecekti.

Vaktiyle çok kıymetli öğretmenlerimin yönlendirmeleri ve bu işin ustalarıyla tanıştıkça, şiiri ve kaliteyi fark edip, Ustalığın da ustalardan öğrenildiğini idrak edenlerden olduk.

Hem de hiçbir Komplekse kapılmadan.

Genç yeteneklere vasiyetimdir; sizler de öyle olun, bu işin ustalarının fikirlerine itibar edin. Darılıp, kırılmayın ne olur. Rencide edildim, diye düşünmeyin.

Öyle yaparsanız kalite ve başarı sizi bekliyor olacaktır.

Öpüyorum gözlerinizden.

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ömer Emecan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Seyhan Arslan - Cok samimi yazıyorsunuz hocam..Toprak su gibi ,

hava gibi...

Çocukluk da şekillenir insan. Bugün,dünün anılarinin ayak izleriyle dolu..iyiki o izler var.Saygilar....

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 24 Mayıs 09:17