Hüdâ-verdi hallerim

Bu korona hepimize bir şeyler yaptı galiba.

Bana yaptı da...

İçimdeki şu hanım hanımcık, her şeye minnoş yaklaşan beni de öldürdü. İçimden bir külhanbeyi, pardon  külhanımı çıkardı.  "Vay beee" yi ilk ben söyledim kendime...

Neymişim! Dedim... Bu zamana kadar neredeydin-iz.?.

Bir yıldır hapis hayatı yaşatan minnacık korona örnek oldu galiba bana. Ne dize getirdi bizi bu virüs. Otur kalk, çıkma, ağzını burnunu kapa, elini yıka....

Dinleme istersen… Bir musibet, bin nasihatten iyiymiş derler ya Atalarımız.

Küllerimden, pardon koronadan yeniden doğduğumda ilk kendime bağırdım. "Ne işi gücü yaa,  bırakkk...  Doğru hava almaya marş marş..."

Dinledim kendimi. "Amannn" dedim.

Hayata geliş amacımı sorguladım. Herhalde,  daha büyük bir amaç için gelmiş olmalıyız... Onu bilmek ve bulmak gerekli.

Sunulmuş, haritası çizilmiş bir hayat, olmamalı yaşanması gereken. Bilmeli kendini, görmeli değerini... Kimse seni bilmese de, değer vermese de...

Bilmiş seni yaradan, değerini de vermiş... Sıra sende der gibi salmış dünyaya. Her türlü donanımla...

Bizler "sus" la büyütüldük. Sus ve boyun eğ... Susanlar ve susmayanlar. Boyun eğenler ve savaşanlar.

Boyun eğen  bir cellat yarattı boynuna.... Susanda, konuşan...

Kurban rolünü seçtiysek, celladımız hazır ol da bekliyor demektir.

Baba evlerinde sus, nasihatlerle de sabır öğretildi. Millet olarak da böyle  eğitildik.

Her yerde savaş çıkaran, savaşla beslenen, kardeşi kardeşe düşürenlere karşı beklentimiz, "Yurt da sulh, cihanda sulh"...

Nedir bu?

Hanım evladı haller, pek geçer akçe değil... Eee, sonunda, saflığa karşıt gelen her türlü sıfat konur adının önüne... Biraz potansiyel çıkarma zamanı geldi artık...

Bir duruş, bir tavır. Belkide bir hop!... Yada, one minutes!...

Allah verdiyse uzun bacaklar ceylana, koşmalı... Koşmalı ki, aslana yem olmasın.

Kullanılmayan potansiyel, yenmeden çöpe atılan nimet gibidir... Yani; hesabı vardır. Yani cezası vardır. Yani, aslana yem olmak vardır... Hepimiz farklıyız. Bazımız uzun bacaklı, bazımız güçlü kollu. Farklı farklı yaratmış yaradan. Vermiş  bize ne lazımsa, hayatımızın hengamesiyle başa çıkılacak gücü.

Biz kullanalım diye!... Kullanıyormuyuz peki?... Kullanalım artık... Tedavülden kalkmadan.

Neyse... Dışarı çıktım. Arabasını hızlı süren biri geçti önümden, tekerleklerini öttürüyordu... "ö..." diye bağırdım ardından tüm sesimle...

Parka gittim. Oynayan çocukları seyredeyim istedim... Çocukların birbirleriyle oyundan öteye gitmeyen sataşmalarına kızan bir ebeveyne taktım kafayı. Çocukların bilinçaltına yerleşecek cümlesine de.

"Gelirsem kafanızı p..." demişti. Bi hışımla gittim yanına...bi yu....! Ne oldu bilmiyorum, arkamı bile dönmeden yürüdüm...

Bir arkadaşıma rastladım. Kibar kız! "Nasılsın " dedi?... Tam "teşekkür ederim sen nasılsın"  diyecektim?...Ki... "Nasıl olayım? Böyle b..... bi dünyada, b.. gibiyim" dedim.

Aman Allah'ım!... Bunları ben dedim ... Bi hafiflik geldi ki üstüme sormayın... Nedense!...

Arkadaşım topukladı yanımdan. Söyleniyordu giderken. "Deli-meli" gibi bi 0şeyler duydum, anlamadım  ne dediğini.

Sevdim ben bu Külhanımı...

Bi baktım ilerde bi kavga var. Dururmuyum yürüdüm, hatta koştum. Kaç yıl bekledim ben bu cesur durumumu. Eski halim pek korkaktı. Değil kavga etmek, kavga deyince kaçacak delik arardı.

"Heyt be" diyerek hızlandım. İki küçük çocuk ağlıyor. Bir adam bir kadını dövüyor. Elinde silah. Kadın yere kapanmış,  iki çocuğunun üstüne. Adam deli gibi. Bağırıp çağırıyor.

Apartmanda, camlarda insanlar... Hiç bir Allah kulu yardım etmiyor.  "Ulennnn" diye bi hızlandım. "Allah'sız, Allah'sızlar" diye bağırarak.  Adam geri dönemeden elinden silahını kaptım.  Fırlattım  bi yerlere, o kadına ve çocuklara çekilen korkaklara ait silahı...

Adam düştü yere. Nasıl bi sert çektiysem silahı. "Pislikkkk." Yalvarıyor. Yüzüyle elini kapatıyor. "Korkakkk"... Bir şeyler diyor... Duymuyorum ne dediğini... Duymuyorum!...

Kadın ve çocuklar sustu. Arkama geçtiler sanki. Benden medet umuyorlar... Korunmak için..  Güçlü olmalıyım... Daha güçlü!

 Ben korudum onları... “Heyyy Allah'ım teşekkürler". Elim göğsüm de selam veriyorum. Eyvallah diyerek yukarıya. .. Külhanbeyi, pardon külhanımı misali... "Şükürler olsun sana verdiğin güç için ve her şey için." Birileri polis çağırmış galiba, siren sesleri geliyor...

Penceredekilere bakıp bağırdım. "Yazıklar olsun  size".  Korkaklar!...

Ve, ardıma bakmadan yürüdüm... Deniz kenarına indim. Kumlar yumuşacıktı. Aynı eski ben gibi...

Dalgalar... İşte dalgalar çok fenaydı... Nerden geldiği belli olmayan karman karışık.  Ve sert...

Güldüm!...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Seyhan Arslan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

04

Laklakçı - Görünüşe bakılırsa sizin pek Hüda ile alakanız yok

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 26 Mayıs 21:40
03

Nedret Mental - Nalına da vurmuşsunuz,...mıhınada...minimal degil,marjinal bakmışsınız gene...

Her zamanki gibi....anlayana...anlamayan zenci...keyifli bir yazınızı daha okuduk seyhan hanim...teşekkürler...kaleminize kuvvet....saygilar.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 25 Mayıs 11:36
02

Kamer - Hepimizin cesurca davrandığı anları vardır.Ve korktuğumuz. Birinden medet umduğumuz da...

Külhan hallerimiz,cesaretimiz daim olsun.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 24 Mayıs 13:59
01

Dr. T. Sibel Yılmaz - Evet sayın yazar, başkalarını kontrol edebilenler güçlüdür ancak kendilerini kontrol edebilenler çok daha güçlüdür. Yurtta sulh, cihanda sulh şiarina bu noktadan bakmak, evimizin içini temizleyip kapimizin önünü süpürmeye öncelik vermeliyiz. Ve kendinizi kıyaslayacaginiz tek kişi geçmişteki siz olmalıdır, iyi yönde gelişme ancak böyle gerçekleşir, kişiler için de, toplumlar için de...

Yanıtla . 1Beğen . 1Beğenme 24 Mayıs 11:17