Hayat bayram olsa

Ne zamandır gençler hakkında yazmak istiyorum.

Hani, aslında daha çocuk olup da kendini büyük zannedenleri. Ergen gençleri...

Hep yüzlerinde bir hüzün görürüm o çocukların. Anlayamadığım bir şey... Bir yerlerde gördüğüm zaman takip eder, algılamaya çalışırım onları. Başından ayağına marka giysiler giymiş bu çocuk gençler, neden  bunalım takılıyor görüntüsü verirler?

Bugün yürüyüşümü yapıyordum. Parka küçük bir delikanlı geldi. Taş patlasın 15 yaşında. Aman, o ne yürüyüş, ne endam... Yere bakıyor...En köşe bir yere gitti oturdu. Telefonundan müzik dinliyor. Rep!... Hatta, galiba şu "Eminem" tarzı. Bir derdi var...  Ya da ben, bu versiyon gençleri bilmiyorum. Genel hallerimi böyle?.. Yüzleri mimiksiz mi?..

Bir genç daha geldi yanına. Parkur yürüyüşüm   "Sherlock Holmes" dedektifiğine dönüştü. Bu gençlerle konuşmalıyım... Merak ettiğim  şeyler bu gençlerde, eminim. Samimi olmalıyım. Hissetmeliler... Samimiyetin açamayacağı hiç bir kilit yok.

-Merhaba!...

-Oturabilir miyim?

-Sizi gözlemliyorum yürüyüşüm boyunca. Görünüşleriniz dikkatimi çekti. Ve sizin yaşınızdaki gençleri merak ediyorum.

-Tesekkür ederim. Gençlerle ilgili yazmak istiyorum. Bana yardım eder misiniz? Ne düşünürsünüz? Ne yaparsınız? Ne okursunuz? Nasıl vakit geçirirsiniz? Hayalleriniz ne?

İsimlerinizi sormayacağım. Benim için Ali yada Ahmet'siniz.

-Kitap okur musunuz?

-Nasıl?... Uykunuz mu geliyor? Hiç mi okumadınız? En son ilkokulda ha.

-Peki hayal kurar mısınız? Nasıl?... Neden?... Hayaller ya olmazsa diye, hayal kurmuyor musunuz?... Of be çocuklar, ne çok şey kaçırmışsınız.

Çizgi film çocukları... Her şey önünüze paket halinde sunuldu. Hayal kurmayı bile bilemediniz. Her şey hazırdan verildi. Ağaç yeşil dağ kahverengi.

Mor ağaç, kırmızı dağ hayali kuramadınız. Kitap okumanın tadını nasıl bilemezsiniz... Bilgisayar çocukları!... Kendi çocukluğum geldi aklıma... Kitap aldığımda, ertesi gün alacağım kitabı da gözüme kestirirdim. Öyle, gidin kitap alın okuyun diye harçlık verilmezdi bize. Allem- kullem eder alırdık. Benim allemlerim fındık üstündeydi. Bizim zamanımızda fındık elde ayıklanırdı. Ve gece komşularla imece usülü... Ertesi gün kabukların içinden kalan, unutulan, fındıklar bulunur bakkallara satılır kitap alınırdı. Öyle çok para etmez o fındıklar... Ama elinde ki kitabı verip alabilirsin. Yani bir tür kitap kiralardık.

Kitap sevdam yüzünden kötü şeylerde yapmışlığım var... Annemin ayırdığı yeme fındıklarını aşırıp satmışımdır. Buna okuma aşkı diyelim... Öğrenme aşkı!... Çocuklara biraz bahsettim bu kitap aşkından. Çok değil... Bilirim gençler böyle muhabbetleri sevmezler... Kısa keseceksin. Vur kaç muhabbeti...

-Ailelerinizden  memnun musunuz? Değiller. Çok ilgili aileleri varmış.  Hatta, yeni bir tabir öğrendim onlardan. "Halikopter aile"!.

İçimden güldüm... Meâli şu galiba; Başımızın üstünde dönüp duran, korkunç gürültülü, güya koruyan, aslında korkutan makina... Aileler çok sıkıyor. Çok şey istiyor. Bir yere gidince haber vermek gerekiyor, yada ne zaman geleceğini... Yaaaa, çok şey istiyor bu aileler. Çokkk!...

15 yaşındalar daha... Hayatı çözmüşler bile...

Ne olmak istiyorsunuz?

Ahmet diye hitap edeceğim genç, şöyle dedi ...

Baba olmak istiyormuş!.

- Nasıl?... Bu yaşta evlenmek mi?... Hayır, hayır! Değilmiş... Çocuğunun korkmadığı, bir baba olmak istiyormuş...

"Babam buna kızmaz, bir çare bulur" diyen bir çocuğun babası...

Farklı bakıyorum artık çocuklara... Bu çocuklar da farklı zaten. Sakin, huzurlu duruşları var. Sanki doğuştan olmuşlar. Doğuştan biliyorlar...

Hangi okullarda okuyorsunuz? LGS imtihanları yüzünden gidememişler istedikleri okullara. Ali'ye sorular zor ve uzun gelmiş. Ahmet'te,  uyuyakalmış imtihan sabahı.

-Eee baban kızmadı mı?...

Kızmamış...  Bak kızmayan bir baban var, ne güzel diyemedim. O, baba olmak isteyen gence...

Diğerine de bak ailen paralı liseye vermiş seni... O kadar da olsunlar. Sen de gittiğin yeri söyle, merak etmesinler nolcak ki!... Diyemedim...

Öyle tatlı öyle masum öyle özgürlük istiyorlardı ki...

-Anne baba olmak çok zor çocuklar. Sadece bu kadar diyebildim...

Ahmet; "Yok bee!...Niye zor olsun ki... Çocuğunun tatlı yüzünü görünce her şey hallolur!"

Offf be çocuklar... Ne güzel söylediniz... Nasıl bir fantastik çözümdür bu... Olsun, niyetiniz çok tatlı ve çok masum. Insallah sizin zamanınız da böyle olur.  Düşün ve olsun. Kuantum... Sevgiyle her şey çözülsün. Her kes mutlu olsun... Ebeveynler merak etmesin. Merak edilecek tehlikeler olmasın... Çocuklar bir hata yaptığında, baba telafisini üretsin. Çocuğunun yüzüne baktığında tüm problemler çözülsün.

Olur mu?  Olur... Olsun bu dilekler... Hayal kurmayız diyen gençlerin düşünceleri gerçek olsun, inşallah. Ya siz gençler, hepiniz gerçekleştirin tüm düşündüklerinizi. Hayallerinizi... Bizimkilerini de...

1995’ten sonra doğan çocuklar Kristal çocuklardır. Dünya'ya sevgi ve birlik getirecek çocuklar. Her şeyi sevgiyle halledecekler. Onlara bu yolu açan daha önceki kuşak, abileri ve ablaları "indigo"lardır. O dikenli yolu açmış, süregelen düzeni yıkmışlardır. Ebeveyniniz gibi davranan çocuklarınız varsa onlar indigodur. 1995’ten önce doğmuşlardır. Tartışmacı, öfkeli, savaşçı değillerdir. Bu çocukları tanımak için onların sevgi alışverişlerine dikkat etmeliyiz. Öylesine sevgi doludurlar ki, varlıkları bile şifa vericidir.

Onlar acele etmeyen, inceleyen, sonra fikrini söyleyen, sakin, yaşlı ruhlar gibiler. Geç kalma telaşıyla huzursuzlanıp, telaşlanacaklarına sakin davranabiliyorlar. Zamanın gerçek olmadığını hatta genişletilebileceğini biliyorlar. Yani; bizler gibi zamana esir olmak yerine, zamana sahip olmak istiyorlar. Hey gençler!... Yolunuz açık olsun. Bizi ve Dünyayı hizaya sokun. Sevgi ve  şefkatinizle sarın dünyayı. Kurtarın!...

Hayat bayram olsun.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Seyhan Arslan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

Engin Uzun - Saygı, sevgi, hoşgörü, adaletin gerçek anlamda yaşandığında ve pırpı pırıl gençlerimize ne zaman fırsat verilirse işte o zaman hayat bayram olur. saygılarımla

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 07 Haziran 16:25
01

Dr. T. Sibel Yılmaz - Mükemmel bir yazı, kutlarım sayın yazar. Ezberlerimize değil, vicdanımıza danisirsak hayat bayram olur. Bu millet bunu yapabilir, haydi, daha iyi günlerimiz diğergamlikla(baskalarinin derdiyle dertlenerek) olmuştu. İyi haftalar dilerim.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 07 Haziran 09:40