Orda Bir Köy Var

Bugün Caferiye'deydim.

Halk eğitim öğretmenlerinden Zehra Tarım Altuntaş ve köyün bayanlarıyla beraberdik. Kültür evlerinde ağırlandık. Kafkas kültürüyle döşenmiş evin bir odası kadınların dikiş nakış odaları. Abaza kültürü hakim, hem eve hem de kadınlara. Öyle içten, öyle samimi, öyle kibarlar ki ve öyle güzel...

Eski arkadaşlarım da var içlerinde.

Uysal Sakin!... Hala melek gibisin...

Ortaokul yıllarında tanıştım bu köyün çocuklarıyla ve köyle.

Hayran kalmamak mümkün değil, bu köye ve insanına. Uyumlu kişiliklere ve eğlenceli karakterlere sahipler. Kibar insanlar vesselam!... Ve saygılı!... Hem büyüğe hem küçüğe... Hem de doğaya...

Çocukluğum da bando takımıyla gitmiştik köye. Bando da ki arkadaşlarım hatırlar. Hepimizin anılarında en önde olduğunu düşünüyorum. Melen'deki sandal gezimiz. Ve, Caferiye de yemek yememiz... Biz çocuklara bile değer veren Caferiye halkını, unutmak mümkün değil.

Kibar, asil duruşlu halkına gönüllerimiz de yer vermişizdir.

Caferiye'nın  insanı kadar evleri ve bahçeleri de dikkatimi çeker. Tertemiz!... Yaaa, bir bahçe bu kadar temiz ancak Caferiye de olur.

Ahşap evlerinin mimarisi  ve o tertemiz mis gibi çiçekli bahçeleri. Bir huzur var! Hem insanında hem köyde... Dünyaya ait değil gibi... Cennet...

Ahhhh "İnsan" deyince "Nail abi" Seni anmadan edemem. Nail Çağatay!... Babamın hastane yatağında adını sayıkladığı... Medet umduğu, umduğumuz insan evladı... Ne güzel insansın sen... Çocuklarınla gül. Sağlıklı yaşa "Abim".

Güzel insanlar, güzel evler, güzel bahçeler, güzel adetler köyü...

CAFERİYE...

Merak ettim seni. Tarihçeni!... Kimsin? Nerden geldin? Niçin geldin? Bir renk, bir tad olarak ne çok yakışmışsın bizim Ellere.

Ve; bizim "El"den olmuşsun. El-ele! Ne güzel!...

Batı Kafkasya ile Karadeniz kıyısı arasında ki bölge Abazya'dır. Dili, Kafkas dillerinin özel bir ailesidir. 11.ve 12.y.y.'da Avrupa'yla ihracat yapan bir milletti. Tütün yetiştirmede üstüne yoktu. Diyeceğim, çalışkan bir millet olan Abazalar, Rus baskısını kabul edemediler.

1905 Rus devriminde, siyasi bir oyunun içinde kalan Abazya halkı, bu durumdan yüzlerinin akıyla çıkmışlardır. Fakat 1862-1865 yıllarında sürgünden kurtulamadılar. Deniz yada su kıyısında, yaşamalarına izin verilmedi. Göç etmek istemeyenlere Hristiyanlığı seçip kalmaları önerildi. 1866-1877 yıllarında kanlı ayaklanmaların içinde olan halk, enselerinde monarşi'nin kılıcıyla yaşamışlardır.

1877-1878 Osmanlı Rus savaşında ordunun Sohum'u geri alması umut doğurmuştur. Fakat ordunun, Balkanlara gitmesi sonucunda Abhaz halkı umutsuz kalmıştır. 50 bin kadar Abaza sürgün edilmiştir. Yerlerine yurtlarına farklı milletler yerleştirilmiştir. Rusya'nın siyasi çakallığı demeden edemeyeceğim.

Tarımda ve ticarette üstün olan Abhaz halkı bu oyunlarla yurdundan edildi. 1877 yılı Rus zulmünün arttığı yıllar. Ve; Osmanlı'ya sığınan halkların içinde Abaza'lar da vardı. Osmanlı bir "baba" gibi kucaklamış Abaz'ya halkını.

Cafer bey, Rus müfrezesini yenip Osmanlı'ya teslim etmiştir. 2.Abdülhamit,  Cafer beye istediği bölgeye yerleşmesini söyler. Ve; O bu bölgeyi seçer.  Sakarya'ya bağlı  bu köyü...

1856' da yerleşen başka Abaza'lar da vardır bu köyde. Köyün adı Cafer beye ithafen " Caferiye" olur. Caferiye bir doğa harikasıdır. Melen nehri ve Karadeniz kıyısıyla Cennettir. İlk gelen atalar Abazya'ya benzetmiş olmalılar yerleşim yeri seçerken (Tahminim). Caferiye nezdinde tüm Türkiyem de ki Abaza halkına iyi ki gelmişsiniz demek isterim. Kültürünüzle ne çok şey kattınız, ne güzel renk olduk sizinle demek isterim. Tüm Kafkasya'dan gelenlere selam olsun.

Nur içinde yatsınlar Atalarınız. Sizlerde çok yaşayın, ve adetlerinizi yaşatın.

Sevgi ve saygıyla...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Seyhan Arslan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

07

Engin Uzun - karadeniz de gezmedığım il kalmadı. Bu gezileri yaparken köyleride gezme imkani buldum. Bu köylerin içinde caferiyede var. benim gördüğüm köylerde nüfüs olarak azalmalar mevcut bazı köylerde evler harabeye dönmüş. Bu pandemi döneminde köylerimiz insanların göz bebeğı oldu insanlar köyünün değerini anladı oysa biz köylerimizin değerini orda yaşarken bilmeliydik. Bu yüzden bu şehirde yaşanmaz köyüme döneceğim diyorum.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 15 Haziran 16:48
06

Fikret Ramazanoğlu - Kocaali’mizin zenginliklerinden biridir Caferiye, kendine has özellikleriyle anlatılır hep, bir kez daha duymak, hatırlamak çok hoş gerçekten… kalemine yüreğine sağlık Seyhan hanım…

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 15 Haziran 05:34
05

Dr Ayhan... - Sevgili Seyhan güzel yazını okudum ve memnun kaldım...bir tarih araştırmacısı olarak 93 harbini tüm detayları ile aktarmak isterim.yolun düşerse ile beklerim... Başarılar....

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 14 Haziran 20:00
03

Efdil - Son zamanlarda yaşadıklarımıza ilaç, gönül ferahlatan, moral ve motivasyonumuzu arttıran t a m ihtiyaca cevaben bir yazı..!!!

Aynen devam arkadaşım..:))) iyi ki varsın!!

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 14 Haziran 14:38
02

Yuzel - Caferiye köyü benim içinde çok özel, şahane betimlemissin.. kuş olup uçmak istedim. Geldiğim de ilk fırsatta göreceğim. Zaman zaman yazilarinla beni yıllar öncesine götürüyorsun, teşekkürler arkadaşım. .. bütün yazıların çok içten ve samimi.. Sen gibi.. kutlarım. ..sevgilerimle..?

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 14 Haziran 13:00
01

Dr. T. Sibel Yılmaz - Harika bir yazı, bilgilendik, teşekkürler. Kafkas irklarinin uygarlığı ve yaşlılarınin bilgeliği yöremize gerçekten olumlu katkılarda bulunmuştur. Bilhassa yaşam biçimleri, gusto ve saygıları bence de örnek alınacak niteliktedir. Yaşamdan kaliteli, geleneklerden kopmadan zevk almak önemli, çünkü biz insanız, yaşam ise bize sunulan bir armagandir.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 14 Haziran 10:57