Kent planlaması

Yaşadığımız şehrin herhangi bir kent planlaması olduğunu düşünmüyorum.

1999 Marmara Depremi’nde kentin büyük bir kısmı yıkıldı. Başından beri doğru gitmeyen planlama anlamında bir fırsat niteliğindeydi aslında ancak bu fırsatı maalesef değerlendiremedik.

Sanayi imarlı araziler konuta çevrildi, mevcut sanayilerle konut alanları iç içe girdi. Tarım alanları sanayi alanlarına dönüştürüldü. Mutlak tarım arazileri imara açıldı. Depremde yıkılan çarpık kentleşme yerine daha çarpık kentleşme örneklerine imza atıldı.

Depremden sonra 2 kat sınırı getirildi imar yönetmeliğiyle. 2 katlı konutlar yapıldı. Daha sonra baskılarla garaj üzeri 2 kat oldu ki bu çemberde mimari kıyım yaşandığını söyleyebiliriz. Yapılan garajların neredeyse hiçbiri garaj olarak kullanılmadı, konuta çevrildi iskandan sonra.

En son da 3 kat izni verildi, şu an yürürlükte. Şehrin eski yüksek ve riskli yapıları duruyor. 2 katlı konutlar, garaj üzerine 2 katlı ucube yapılar, 3 katlı yapılar ve bir de imar barışı ile kaçak yapılar var, onlar da iskan aldı.

Şehrin portresi tam manasıyla keşmekeşliği ifade ediyor!

Altyapı yetersizlikleri, ulaşım ağındaki yetersizlikler, sanayi lokasyonlarının tarım arazilerini katletmeye giden Organize Sanayi Bölgeleri, uygulanan tarım politikaları (şeker pancarındaki kota uygulaması gibi) sonrası halkın tarımı terk edip arazilerini imara açma isteği, 21 yıldır yıkılmayan riskli yapılar, özel imarla yapılan rant projeleri, hastane bölgelerinin ulaşım ağı ilişkilerinin düzenlenmemesi, kavşak anlayışı, amaçsız altgeçitler ve kente sosyoekonomik etkileri gibi başarısızlık namına ne varsa denendi şehrimizde.

Geniş bir alana yayılmış bir şehir Sakarya. Buna rağmen merkezi çok dar bir alanda kümelenmiş durumda.

Bugün 1 milyon 50 bin civarında bir nüfusa sahibiz ancak şehrin cazibe merkezi Çark Caddesi ve Atatürk Bulvarı arasına sıkışmış, şehre göre küçük bir alandan ibaret.

Şehrin her noktasından gelen insanlar bu merkezi alanda toplanıyor ve trafik sorunları gibi kent huzursuzluğu olarak nitelendirebileceğimiz hususlar çözülemiyor.

Yukarıda belirttiğim gibi; bahsi geçen merkezi alanlar da son depremde büyük oranda yıkıldı.

Bu alanları düzenleyebilmek için büyük bir fırsat oluştu fakat dönemin yerel yönetimi maalesef bunu başaramadı.

Benzer durumu yaşadığımız komşumuz Kocaeli ilinin bu anlamda fırsatı bizden daha iyi değerlendirdiğini düşünüyorum.

Deprem zamanı büyükşehre dönüştürülen kentimiz çok ciddi ödenekler ve yardımlar aldı ancak bu bütçe ne altyapıya aktarıldı ne de kentsel planlama ya da dönüşüme.

Son dönemde yeni bir cazibe merkezi daha oluştu, Serdivan ilçemiz.

Üniversitenin bulunduğu bölge bir planlama dahilinde şehrin gözdesi haline getirildi ancak nasıl?

Serdivan AVM projesiyle canlanan bölgede kısa süre içerisinde birçok lüks konut ve villa projesi yapıldı. Bölgede bulunan 2 özel hastanenin de etkisiyle bölge kısa sürede şaha kalktı diyebiliriz ancak bu süreç de ne yazık ki rant gölgesinde kaldı.

Altyapı çalışmaları ve yol çalışmaları villa projeleri kadar büyük heveslerle yapılmadı maalesef.

Tercih edildikçe büyüdü, Yazlık diye bildiğimiz, mutlak tarım arazilerinin bulunduğu alana; diğer taraftan da yine tarım alanlarıyla ünlü köylerimizin bulunduğu Kazımpaşa tarafına hızla yayıldı.

Elbette bu alanlar imara açılmadan önce alandaki araziler alındı, parsellendi.

2008 yılında Serdivan AVM’nin açılmasıyla başlayan süreç bugün hala devam ediyor ve Yazlık diye tanımladığımız bölgenin ne altyapısı ne de yolları henüz bitmiş değil.

Bir planlama olduğunu da asla düşünmüyorum.

Bölgeye kuşbakışı bakıldığında gördüğümüz manzaranın, hiçbir planlama esasına uygun olmadığını anlamak güç değil.

Kentin planlaması her geçen gün kötüye gidiyor. Mevcut riskli yapı stokumuz dururken yeni yapılar yapmaya ve çarpık yapılaşmaya devam ediyoruz.

Ben planlama konusunda bir karar mercii olsam;

Öncelikle hiç vakit kaybetmeden riskli yapılarla ilgili kentsel dönüşüm için elimi taşın altına koyarım.

Ücretsiz yapı hasar tespiti hizmeti sunarım.

Riskli tespit edilen yapılarla ilgili halkı bilgilendirerek masaya otururum.

Rezerv alanlar belirlerim ve bu rezerv alanları cazip alanlara dönüştürecek sosyal ve kültürel projeler geliştiririm.

Şehrin ulaşım ağını komple uzmanlar eşliğinde yeniden gözden geçirir bütünsel bir ulaşım planlama çalışması başlatırım.

Ulaşımla birlikte, riskli görünmese de silüete zarar veren yapıları ve bölgeleri tespit ederim ve bu alanlarla ilgili de dönüşüm projeleri hazırlarım.

Dönüşüm ve değişim projelerinde öncelik alt yapı çalışmaları olur.

10 yıl veyahut 20 yıl sürecek, kent sakinleri bu çalışmalar süresince mağdur olacak olsa dahi yarından tezi yok bu çalışmaları başlatırım.

Tarım alanları mutlak koruma altına alır, halkı tarıma teşvik için elimden geleni yaparım.

Toprak koruma kurulu ve bakanlık yoluyla kamu yararı gözetildiği bahanesiyle imar çalışmalarını mutlak suretle engellerim.

Kentin tümünü içeren bir sanayi bölge planlaması yaparım.

Sakarya’yı Marmara’nın sanayi çöplüğü haline getirecek projelerin tümünü rafa kaldırırım.

Örnekleri mevcut. Tarihe ve kültüre zarar vermeden kente dokunmak ilk defa yapılacak bir şey değil.

Yapılan örnekler incelendiğinde bu işin toplumsal yaşam kalitesini ne seviyeye taşıdığı aşikar. Yapılan çalışmaları inceleyip kentimize uyarlamak elbette kolay bir iş değil, bu çok büyük bir taş ve eller bu taşın altına sokulmalı ancak 5 yılda bir değişen ve kenti değil cebini düşünen yerel yönetimlerle bunu kurgulamak mümkün görünmüyor.

Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Örnek alıp uyarlanarak yapılacak değişim ve dönüşümler mutlak suretle başarıya ulaşacaktır. Yeter ki yapmak isteyelim.

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Oğuzhan Gündüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Ad Veya Rumuz - riskli olduğu tespit edilen yapının suyunu elektriğini kesmesi gerekir belediyenin. Oy kaygısından ötürü bunu belediyeler yapamaz. anliyacağın, adam seçilsin diye ölecek insanlarrımız

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 20 Haziran 10:32