Ulan şerefsizleeer!

Adamı çok kızdırmışlar.

O da bizim Çark Caddesi gibi kalabalık bir caddeye gidip: Ulan şerefsizleeer, diye bir nara atmış.

Millet de ‘Ne oluyor yahu!’ dercesine dönüp geri bakınca; ”Bu kadar da çok olduğunuzu bilmiyordum” diyerek dönmüş gitmiş.

Yine bir başka sinirlenmiş adamdan örnek verelim.

KocaAli gibi sahilde kıyısı olan bir ilçe düşünün.

Oradaki bir vatandaş, eline aldığı ucu yanmakta olan bir odun parçasıyla denize doğru koşuyormuş. Çok sinirli olduğunu gören dostları, yatıştırmak amacıyla sormuş: ‘Hayrola kardeşim, nereye böyle?’

“Denizi yakacağım!” demiş bizimki.

Yolunu çevirip kucaklamışlar ve “Deniz yanmaz ki!” demişler.

“Yanmasa yanmasın, bu ucu köz olan odunu denize sokunca ‘Cozzz’ diye bir ses çıkacak ya o bile bana yeter!”

Kültür düzeyi düştükçe, hak ve adalet alıp başını gidince, hiçbir sözün başı sonu belli olmayınca, akıl ve mantık ve bilhassa huzur, sudan çıkmış balığa dönüyor.

Bu süreçte inşa edilen sarayların tuğlalarını, alakasız ve bize ait olmayan bir mimari tarzıyla örüyor ve ortaya çıkan ucube yapıların içinde yaşadığımız sinir harbinin gerekçelerini de bir türlü idrak edemiyor ve kapkaranlık dehlizlerin içine savrulduğumuzu da fark edemiyoruz.

Son 8- 10 yıllık gelişmeleri, tarafsız ve sakin bir kafayla irdeler, ince eleyip sık bir şekilde dokursanız ne demek istediğimi az da olsa anlayabilirsiniz.

Olaylara siyaset üstü bir noktadan bakmaya çalışan bir yazan olarak, sizlerle bir tespitimi paylaşmayı dilerim.  Toplumun büyük bir kesimi artık sosyal medyayı kullanıyor ya, bana göre insanlar artık birbirleriyle iletişim kurmak yerine, bütün bilgilere ellerindeki cep telefonları vasıtasıyla ulaşıyor. Oradaki bilgilerin ne derece doğru olduğu da tartışma konusudur ya..

Oysa ‘insan sosyal bir varlık!’..

Yemek, içmek kadar konuşmaya da ihtiyacı var.

Bu ihtiyaç karşılanmadığı için, planı da programı da belli olmayan dehlizlerde yön bulmaya çalışıyor, bulamayınca da her konuda, her alanda, her zeminde ve her olayda hırçın bir tavır sergiliyoruz.

Görünüşe bakılırsa bu süreç epey bir zaman daha devam edecek.

Halbuki, dünyada en çok ortak yönü olan millet biziz.

Ninnilerimiz, ata sözlerimiz, şarkı ve türkülerimiz her birimiz için ne de büyük bir nimettir.

Ve böylesi azami müşterekliği olan bir başka millet var mıdır?

Ortak değerlerimizin çokluğuna rağmen içimizde fink atan ve bize ait olmayan nice tavır ve söylem, paslı bir pranga gibi sadece ayaklarımıza değil beyinlerimize de vurulmuş vaziyette.

Devleti yönetenlerin, bir an evvel işin ehli, liyakatli kişilerle birlikte, sivil toplum kuruluşlarını da devreye sokarak çemberi parçalaması gerekir.

Yoksa günden güne “Ulan şerefsizleeer!” ya da “Denizi yakacağım!” diye bağıranlar çoğalacak ve İç Kale düşecektir.

Lal olsun ağzım- dilim…..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ömer Emecan - Mesaj Gönder

# ilçe

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Dağdelen Oğlu - Sayın yazar size Mazhar Osman'a görünmenizi tavsiye ediyorum

Yanıtla . 0Beğen . 1Beğenme 24 Haziran 16:42