Özgürlük

İnsanoğlunun fıtratına işlenmiş, en önemli olgudur özgürlük.

Attığımız hemen her adımın temeli bu olguya dayanır.

Lock’un “doğal haklar” geleneğine göre;

Kişinin diğer bireylerin haklarına saygı duyduğu sürece dileği şekilde davranmasını ve kimse tarafından zorla engellenmemesi veya durdurulmamasını kapsayan, olmazsa olmazımızdır.

Tarih boyunca insan hep özgürlük arayışı içinde olmuştur.

Örnekse; siyasi ve politik, birey hak ve özgürlükler bağlamında, 1789 yılındaki Fransız İhtilali, insanlığın yakın geçmişinin, özgürlükler adına bir dönüm noktasıdır.

Özgürlükleri kısıtlanan topluluklar er ya da geç baş kaldırırlar.

Hak ve özgürlüklerimizi koruyan ise günümüz tabiriyle hukuk sistemidir.

Günümüze, ülkemize dönersek de;

Dilimize pelesenk olmuş “hukuk sistemi, hukukun üstünlüğü” gibi kavramların ne kadar zayıfladığını her geçen gün çarpıcı etkileriyle hissediyoruz.

Hiç bahsetmek istemesem de örneklemek zorunda kalıyorum. Malum, Sedat Peker’in ortaya saçtığı, cevapsız iddialar dahi durumu özetler nitelikte.

Hukukun üstün olduğu bir ülkede bir suç örgütü liderinin gündemi bu kadar sarsmasının mümkün olamayacağını düşünüyorum.

Bu zayıflıklar özgürlüklerimize de dokunuyor günün sonunda.

Komplo teorisyenliği yapmak yersiz ancak ben de pandemi sürecinde tedbir altında dayatılan bazı kısıtlamaların ideolojik olduğu kanısındayım.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin nimetlerinden faydalanan iktidar, süreci iyi değerlendiriyor bu anlamda.

En iyi iki örnek de gece 22.00’den sonra uygulanan sokağa çıkma kısıtlaması ve büyük tartışmalara yol açan alkol yasağı uygulaması.

Kaldı ki bu yasakların en yoğun olduğu dönemde hükümet yetkililerinin binlerce kişilik cenazelere katılması ve en önemlisi LEBALEB KONGRELER de duruyor orta yerde.

Son olarak da Cumhurbaşkanının yaptığı şahsen talihsiz bulduğum açıklama var.

Hepimiz defalarca okuduk, işittik ama tam metin olarak bir kez daha aktarmak istiyorum:

"1 Temmuz itibarıyla başlamak üzere sokağa çıkma kısıtlamalarını tümüyle kaldırıyoruz. Müzikle ilgili sınırlamayı da daha ileri bir saat olan 24.00'e çekiyoruz. Kusura bakmasınlar. Gece kimsenin kimseyi rahatsız etmeye hakkı yoktur."

İşte bu ifade, ideolojik düşünceler ve iktidar gücüyle özgürlükleri kısıtlama deyiminin vücut bulmuş halidir.

Türkiye Cumhuriyeti laik, demokratik - hukuk devletidir.

Bir süredir keyfe keder genelgelerle yönetilen halkın, “aman şu hastalık bir an evvel bitsin” niyetiyle gösterdiği sabrın, yönetenleri cesaretlendirdiği açık.

Ancak yazımın girizgahında belirttiğim gibi geçmişten bugüne yönetilen halk, er ya da geç kaybettiği özgürlükleri geri alır.

Bu mücadelenin bugünkü yolu sandıktır.

İktidarın bugün, sandıktan çekiniyor olmasının sebebi de bu olsa gerek…

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Oğuzhan Gündüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.