Hayalim gazetecilik

                Dile kolay on bir yıl.. Tam on yıldır, her salı günü, bu gazetenin, bu köşesinde yazı yazıyorum. Yüzlerce yazı, binlerce cümle ve milyonlarca kelime düştü kalemimden. Ha bu cümleler, ne kadar değerli, ne kadar değersiz, onu ben değil, siz okuyucular bilir. Ve hamdolsun ki, bu on bir yıl boyunca, beni seven de oldu, bana söven de. Zaten benim, “her kalbe girme” arzum, hiç bir zaman olmadı. Bu süreçte, değişmeyen iki şeyden biri, bu olsa gerek.

                “Yenihaber” maceram, 2010 Mayıs’ında, gazeteci Sezai Matur sayesinde başladı. Sezai abi, o dönem Yenihaber’in, genel yayın yönetmeni idi. Bana “Ömer, her salı senden bir yazı bekliyorum” dedi ve o gün bugündür buralarda bir şeyler yazıyorum. Lakin itiraf edeyim, yazmak benim için, görev gibiydi. Bugün bir yazım, üç ya da dört günde zor bitiyor iken, o gün bir yazım, dört saat dahi sürmüyordu. Boştum zira o zamanlar. O gün yüreğimde, adına “aşk” dediğim, bir duygu vardı. Dünyanın, sadece o duygunun etrafında döndüğünü sanıyordum. Türkiye gündemi, zerre kadar umurumda değildi. Başbakan kim, Cumhurbaşkanı kim, bakanlar ne iş yapar hem bilmiyor, hem de öğrenmek istemiyordum. Lakin o gün, bugünden daha mutlu değildim. Üstelik o gün, aldığım şeyler, ya alkış, ya tebrik, ya da taktir idi. Yazar değil, gazeteci hiç değil, çevremin gözünde, sözde aşk adamıydım. 

                Bu aşk adamı rolü, başta hoşuma gitmiş olsa da, geçen zaman ile beraber, bunun ruhuma uymadığını anladım. Ben bunu anlayıp, kalemimi ülke gündemine ve siyasete kaydırmış olsam da ilk zamanlarda, çevremde benim, hayata ve aşka dair yazıp, siyasete uzak durmamı isteyenler vardı ve hatta hala var. Kim bilir, doğru olan o belki de. Lakin ben, siyasete dair yazmaya resmen aşık oldum. Ve ben, bu yola, bu şekilde devam etmek istiyorum.

                İlk zaman görev gibi olan yazmak şuan hava, su ve nefes adeta. Evet, on bir yıl boyunca, iki şey hariç, çok şey değişti. Kalemim değişti, duygu ve düşüncelerim değişti, ben büyüdüm, saçlarıma ak düştü, falan filan… Değişmeyen ikinci şey ise, ben ne kadar yazarsam yazayım, fasulye olmaktan bir türlü kurtulamıyorum. Evet, ben buna isyan ediyorum. Kabul, bir tane bile diplomam yok. Ama onlarca diplomam olsa, bu yazıları, o diplomalar mı yazacaktı? Hayır. Yine ben yazacaktım. Ne yazık ki biz, yüreklere değil de, kağıt parçalarına değer veriyoruz.

                Bugün, bunları neden mi yazdım? Valla sebebini, tam olarak ben de bilmiyorum. Belki bir dertleşme, belki bir isyan ve belki de bir yerlere mesaj verme arzusu. Hayalim gazetecilik zira. Eğer mümkünse, ben artık sarı basın kartı istiyorum. Yani gazeteciliğin sefasını da, cefasını da çekmek istiyorum. Bu işte maddi ve manevi doymam için, kağıt parçasının şart olması, çok ama çok acı…

                Peki bu hayalim, gerçekten imkansız mı? Yok imkansız değilse, sesimi duyan var mı?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ömer Alikılıç - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.