Dediğim dedik, çaldığım düdük!

İstanbul Sözleşmesi, Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi.

Kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetle mücadele amacıyla, Avrupa Konseyi tarafından 11 Mayıs 2011'de İstanbul'da imzaya açılan sözleşme.

İstanbul Sözleşmesi kapsamında; ev içi şiddet (fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik), taciz amaçlı takip, tecavüz dahil cinsel şiddet, cinsel taciz, zorla evlendirme, kadınların sünnet edilmesi, kürtaja zorlama ve kısırlaştırmaya zorlama suç olarak kabul edildi.

Hayatımıza 2011 yılının Mayıs ayında İstanbul'da gerçekleşen Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu toplantısıyla giren İstanbul Sözleşmesi'nden, 19 Mart 2021 tarihinde Cumhurbaşkanı Kararı ile ayrıldık.

19 Mart'ta feshedilen sözleşmenin sona erme tarihi ise 1 Temmuz 2021 yani yarın..

Türkiye’nin sözleşmeden ayrılmaması için aylardır kadınlar sokakta.

Her gün ülkemin dört bir yanında kadın dernekleri, sivil toplum kuruluşları, siyasi parti kadın kolları, kadının hakkının korunması için eylem yapıyor.

Bunun yanında Danıştay 10. Dairesi’nde aralarında CHP, İYİ Parti ve sivil toplum kuruluşlarının da bulunduğu tüzel ve gerçek kişiler tarafından 220 dolayında dava açıldı.

Dava dilekçelerinde, "kararın iptali ve yürütmesinin durdurulması" talep edildi.

Ancak tüm bunlar Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 19 Mart’ta Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile İstanbul Sözleşmesi’nden ayrılmasına geri adım attırmadı.

Kadınların çığlıklarına gözler kapandı, kulaklar tıkandı.

Cumhurbaşkanlığı’nın, İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararı sonrası açılan davalar hakkında Danıştay’a gönderdiği savunmasında; "Çekilme kararı Cumhurbaşkanının yetkisinde. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının iptali istemiyle açılan davalar, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun” ifadelerine yer verildi.

Sözleşmeden çekilme kararının münhasıran Cumhurbaşkanı’nın yetkisine tabi olması nedeniyle yargı denetimi dışında olduğu da belirtildi.

Yani sözleşmenin Cumhurbaşkanlığı kararı ile feshedilmesinde Anayasaya aykırılık yok.

Dolayısı ile açılan davalarında hiçbir anlamı yok..

O nedenle İstanbul Sözleşmesi yarın hayatımızdan çıkıyor.

Kadının hukuk  karşısında bir yerde güvencesi elinden alınıp gidiyor.

İstanbul Sözleşmesi’nin sona ermesi insan suretine bürünmüş hayvanların, iştahını kabartacaktır.

Kadına yönelik şiddet, taciz, tecavüz, cinayet artacak.

Kimi 3-5 ay bile yatmayacak,  kimi şartlı salıverilecek, hatta cinayete kurban giden kadın suçlanıp, “namus meselesi” denilip, hakim karşısına takım elbise ile çıkan insan suretindeki yaratık, iyi halden 3-5 yıl yatıp çıkacak. 12-13 yaşındaki kız çocukları gelin edilmeye devam edecek vs…

Bugün İstanbul Sözleşmesi ile her şey kadının yanındayken, kadının hayata karşı kendisini savunacağı bir kalkanıyken, yarından sonra o kalkan artık olmayacak. Yaşama dair kadın korumasız kalacak.

Çok abarttığımı düşünenler olabilir.

Ama bunlar abartı değil, toplumsal bir gerçek.

İstanbul Sözleşmesi kadına yönelik şiddete sıfır tolerans gösterilmesini öngören bir sözleşme. Sözleşmeden ayrılmak, sözleşmeyi fesih etmek biz kadınlar için büyük kayıp.

Dediğim dedik, çaldığım düdük..

Hadi bize geçmiş olsun.

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Günay Yazıcıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

Dağdelen Oğlu - Problem olan şey İstanbul sözleşmesinin iptali değil problem olan şey Türkiye de ki mevcut Roma hukukunun Adalet üretememesi bırakın Adalet üretmeyi Adalet arayanları da yutan bir bataklık haline gelmesidir.

Çözüm acilen yerli ve milli hukuk yazılması gerektiğidir.

Kadınlar ve erkekler bu gerçeğin farkına varıp imza kampanyaları yapmadığı seslerini yükseltmediği sürece acı çekmeye devam edicekler dir ve şeytan sevinmeye devam edecektir

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 01 Temmuz 14:38
01

Medeni - Benim anlamadığım kadına şiddet uygulamak bu sözleşme olmadan önce serbestmiydi.Erkekler istediği gibi kadın dövebiliyordu yada öldürüyordu da suç değilmiydi. Bu sözleşmenin yürürlükte olduğu 10 yılda neden engelleyemedi şiddeti keramet istanbul sözleşmesinde değilmiş demekki.Ençok şiddet ve ölüm bu süre içerisinde gerçekleşti.Kalkmasında bi sıkıntı yok.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 01 Temmuz 14:20