Her kafadan bir ses

Son dönemde insanlar hep kendi doğrusunu oluşturma peşinde, ben diye başlayan cümleleri çok kurar olduk. Sonra yedi milyar ayrı doğru, sonuç: Kaos.
         O halde bize bir üst akıl ve herkesin kabul etmesi gereken esaslar gerek.
         1-Doğru nakil (vahiy ve diğerleri) ki birileri tarafından değiştirilmiş, abartılmış ve içi boşaltılmış olmamalıdır. Özellikle vahiy üzerine oyunlar oynanabilmektedir. Kendi iktidarlarını sürdürmek isteyenler vahyi eğip bükerek kullanabilmektedir. Buradaki en önemli sorunlardan biri vahyin değişmez unsurları değiştirilmeye çalışılırken zamana ve mekâna göre değişmesi gereken şeyleri sabitlemektir. Böylece onlar bu durumdan birçok menfaat devşirirler ama şu ayet ve benzerlerinin uyarılarını görmezden gelirler.

“Allah’ın indirdiği kitaptan bir kısmını gizleyip onu az bir bedel ile değişenler (var ya); işte onlar karınlarına ateşten başka bir şey doldurmuyorlar. Kıyamet günü Allah, onlarla ne konuşacak ne de onları arıtacaktır. Onlar için elem dolu bir azap vardır” (Bakara-174)
          2-Objektif bilimin verileri ki her yönüyle kendi ilkelerine uyan bilim insanları tarafından ortaya konan, satılmamış ve kendi duygularının esiri olmamış verilerdir. Bilimin en temel ilkesi şudur: Hiçbir bilgi, elde edilen veri kesin değildir. Kendi adınıza o bilginin kesin olduğunu düşünseniz bile %99 kesin ve %1 belki olmayabilir, diyebilmelisiniz. Yani bilimin değişmeyen tek kuralı değişimdir. Şunu da unutmamak lazım bir zamanlar dünyanın düzlüğünü ve dönmediğini söyleyenler de o günün bilim insanlarıydı. Bilimin küresel güçlerce kullanıldığı, insanların yanlış yönlendirildiği inkâr edilemez bir gerçektir. Hatta batılı bir yazar bunu anlatmak üzere ‘Bilim sağmal inektir’ isimli bir kitap yazmıştır.
          3-İlk ikisini değerlendirmek, zaman ve mekâna göre adapte etmek için akıl ki şeytani güçlerin iğdiş edip bozmadığı selim bir akıl olmalıdır. Öyle ki akıl üzerine oynanan oyunlarla aklınızı kullandığınızı sandığınızda oyuna gelmiş olabilirsiniz. Bu nedenle aileler ve adil yöneticiler kendi çocuklarını daha en başta bu yönde yetiştirmek zorundadır. Onları sadece emre itaat eden köleler değil gerektiğinde karşı durabilen ve kendi fikirlerini söyleyebilen bireyler olarak yetiştirmek çok önemlidir. Akıl oyunlarının en büyük tuzağı muvazaa yani danışıklı dövüşlerdir. Böylece sömürü yapanlar veya kötü idareciler konumlarını muhafaza için yapay kavgalar oluştururlar ve insanların yapılan yanlışları, özellikle soygunları görmemelerini sağlarlar. Şayet her şeye rağmen bu danışıklı dövüşü görenleri ise olmadık ithamlarla zayıflatırlar. Onların bu konuda ahlaki, vicdani ve insani bir duyarlılıkları da yoktur. Onlar aslın her şey bu dünyada olup bitecek zannındadırlar ya da öyle imiş gibi davranırlar.
            Hak olan doğruyu yapamayan insanlar, yaptıklarının doğru olduğuna inanıyorlar-inandırılıyorlar ve sonra ataların dediği gibi, minareyi çalan kılıfı hazırlıyor.

                                                           Bizim davamız

Bazıları soruyor sizin davanız nedir, diye. Bizim davamız Kabil'e karşı Habil'in davasıdır, oğlunu bile gemiye alamayan Nuh'un davasıdır, kavminin günahına ortak olmayan Lut'un davasıdır, Firavun’ un sarayında yetişen Musa'nın, ölüyü dirilten İsa'nın ve Alemlere rahmet olarak gönderilen Muhammed Mustafa (SAV)'in davasıdır. Bizim davamız Hulefa-i Raşidin'in, Ashab-ı Güzin'in, Kudüs fatihi Selahaddin-i Eyyubi'nin, yolundan geri dönmemek için gemileri yakan Tarık Bin Ziyad'ın, gemileri karadan yürüten Sultan Fatih'in ve dahi bir insanlık davasıdır. Bu dava hak davadır ve şuurlu olmayı gerektirir.

Şuur ise farkında olmak, oyunu görmek, oyuna gelmemektir. Şuur umursamaktır ve kardeşlik hukukuna riayet etmektir. Şuur kendi halkını düşman görüp asıl düşman (AB, ABD, Siyonist İsrail vb.)’ ni dost tutmamaktır. Şuurlu olmak, kuklayı değil kuklacıyı hedef almaktır. Şuurlu olmak, sağ eline güneşi, sol eline ayı verseler de davasını satmamaktır. Şuur sayılara aldanmamak ve medyanın algılarımızı bozmasına izin vermemektir. Şuur bir nevi sürü olmamak, sürüye uymamaktır. Şuur istikamettir. İşte bu ahval ve şerait içinde dahi birinci vazifen…

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Tarakçı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Dağdelen Oğlu - Hocam

Sakallarınıza yeni bir model verseniz artık

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 03 Temmuz 21:38