Liderler barışık olmalı

“Elinde Kur’an, ağzında yalan, kursağında haram, kalbinde kin ve nefret olanlardan bizi koru Allah’ım.”

Ülkemizde siyasi, sosyal ve ekonomik huzurun yeniden sağlanabilmesi için, iktidar ile ana muhalefet partilerinin genel başkanları olan, Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile Sayın kemal Kılıçdaroğlu’nun Allah rızası için bir araya gelip, milletimiz ve ülkemizin selameti için eteklerindeki taşları samimi olarak dökmeleri ve tokalaşmaları gerekir.

Milletimizin beklentisi budur. Buna rağmen, hasbi olarak söylemeye çalıştığımız bu hususu ka’le almayan siyasiler, tabanda bekledikleri ilgiyi göremez. Tam aksi yerilir ve sandıktan bekledikleri sonucu alamazlar.

Oysa siyasi barış ortamında millet rahat soluklanacak ve siyasete ilgisi artacaktır. Siyasi nezakete uyulursa, argo konuşmalardan, tahkir edici elfazdan uzak durulur, birlik ve dirlikten yana türküler söylenir, müşterek halay çekilirse sonuç elde edilebilir.

Memleketimizin selameti için, bu iki siyasinin mutabık görüntü vermesi elzemdir. O zaman milletin umudu ve say-ü gayreti artar. Aksi halde her meselede kaos oluşacak, ötekileştirmeler devam edecek, katmanlar arasındaki uçurum ziyade derinleşecektir.

Siyasette iktidar ile muhalefet aynı ifadeleri söyleyecek değildir, elbette farklı düşünceleri olacaktır. Ancak bu farklı düşünceleri lisan-ı münasiple anlatarak, milletten puan almaya çalışmak gerekir. Ama faydalı olanda da mutabakatları olması lazımdır.

O zaman iktidar ve muhalefetin kıymeti harbiyesi olur. Ancak bugüne kadar böyle bir uzlaşma zeminini göremedik. Zira gerek iktidar sözcüleri ve gerekse muhalefetin konuşmacıları sert üslup kullandıkları için, gergin bir siyasi ortam oluşmuştur. Bunun huzura vesile olmadığını da görmüş durumdayız.

Malum siyaset bir sanattır. Bunun icrası ehliyet ve liyakatla sağlanır. Edebi olmayan konuşmalarla sağlanamaz. Keza siyasette asıl olan milleti kucaklaştırmak, ötekileştirmemektir. Diğer taraftan kavgasız bir siyasi ortam için gayret göstermektir. Kırıcı siyaset bağnazlığa yol açar, o zaman da nadanlar paye kazanır, millet zorlanır ve sağlanmaya çalışılan barış da yok olur.

İşte bunların oluşmaması için, iktidar ve muhalefet partileri liderlerinin uzlaşıcı yeni bir döneme girmeleri, gerekirse müşterek hükümet kurma için ellerinden geleni yapmaları gerekir. Koalisyon hükümetlerinde kontrol mekanizması olduğu için, koalisyona dâhil olan hiçbir partinin kanun ve nizam dışı bir icraata girişmesi mümkün değildir. Geçmişte bunun olumlu sonuçları görülmüştür. Mesela MSP- CHP koalisyonunda, AP-MSP-MHP-Güven Partisinden oluşan koalisyonda zikrettiğimiz faydalı çalışmalar olduğu gibi, bir bakan dahi töhmet altında kalmamış, herkes siyasi düşüncelerinden birbirlerine taviz vermiş ancak yapılan hizmetler hep taban tarafından alkışlanmıştır.

Buna mukabil tek partili hükümetlerde her türlü şaibe konuşula gelmiştir. Zira hükümetin kontrolü dışında kalan herkes, ali kıran baş kesen olmuştur. Onlar hakkında işleme başlansa dahi, Meclis ekseriyetine hâkim oldukları için aklanmışlardır.

Ama bunlar millet vicdanında asla aklanmamış, tam aksi milletin vicdanında mahkûm olmuşlardır. Demokratik ülkelerde suç işleyenler yargılanır ama bizde olmuyor, işi yapanlar yaptıklarını kendilerine bir nevi kâr kabul ediyor.

Netice olarak diyebiliriz ki;

1- Siyaset namuslu insanların yapacağı iştir. Hırsızdan, yalancıdan

siyasetçi olmaz.

2- Siyasi tecrübesi olmayanlardan bakan yapılmaz. Yapılırsa tabanda oy kaybına sebebiyet verir. Adı sanı bilinmeyenler, hatır için de olsa bu makamlara getirilemez. Zira o zaman devlet yönetimi çökmeye başlar.

3- Ahlaki değerleri dumura uğramış insanlara siyasette iltifat edilemez. Edilirse devlet çöker. Siyaset alanı bataklaşır, herkes kirlenir, temizlikten, doğruluktan bahsedilemez.

4- Evlilikle aile tecrübesi olmayanlardan aileden sorumlu bakan yapılırsa, bu hal sıkıntılara sebebiyet verir. 

5- Bakanlar, valiler, kaymakamlar, müdürler seçkin kişilerden oluşursa devlet kazanır. Bu makamlara yalamalardan, mesleki hassasiyeti olmayanlardan getirilirse, o makamlar şaibe altında kalır.

6- Bu nevi önemli makamlara yapılan atamalarda, ‘ben yaptım, oldu’ demek, parti tabanlarını yorduğu gibi, milletimizi de üzmektedir.  

                Sonuç olarak, siyasetimizin gelişmesi için önce parti başkanlarının toleranslı olması ve istişarelerde bulunmaları gerekir. Siyasetin edepli, namuslu, tecrübeli ve adil şahsiyetlerden oluşması gerekir. Milletimiz bu gibi insanlara alaka duymalı, kazip şöhretlere asla prim vermemeli, devletin kontrol mekanizmaları da tarafsız görev yapmalıdır. Bu konudaki en önemli mesele, liderlerin barışık olmasıdır. Bu hususlar realize edilemediğinde, meydana gelen boşluğu elbette birileri doldurur.               

Rahman ve Rahim,

Kadir ve Muktedir,

Gaffar ve Settar olan Allah’a emanet olunuz.

 “Ya Rabbi bu haftayı bize hayırlı ve bereketli kıl. Hayırlara yakın, şerlere uzak eyle.” 

Selam doğru yola uyanlara olsun. (Taha/47). Cağaloğlu – 05.07.2021

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Müftüoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.