15 Temmuz

Sadece Türkiye içinde değil, dünya üstünde 15 Temmuz’a dair, binlerce yazı yazıldı. Hükümete yakın, hükümete muhalif, Türkiye’de nefes alan, yurt dışında yaşayan, bu ülke için canını vermeye hazır olan ya da bu ülkede yaşayıp, Biden’ın uşağı olan her bir insan, beş yıl boyunca, o geceye dair çok şey söyledi.

                Bu kadar söze ve bu kadar tartışmalara rağmen, 15 Temmuz gecesi, ne tam olarak anlaşıldı ne de tam olarak anlatıldı. Hadi gelin, 15 Temmuz’un beşinci yıldönümüne iki gün kala, her şeyi açık açık yazalım. 

                Evet, 15 Temmuz işgal girişimi idi. Eğer başarılı olsaydı, dünya üstünde, “Türkiye” diye bir ülke kalmayacak idi. Bayrak dibe inecek, ezan susacak idi. Falan filan… Beş yıl boyunca eskittiğimiz bu cümleler, meselenin özünü anlatmıyor. Oysa asıl mesele ne Erdoğan, ne Ak Parti idi. Asıl mesele, yüz yıl önce olduğu gibi, dışarıdan emir alan bir Türkiye inşa etmek idi. Mesele, tam olarak böyle bir şey idi.

Bunları iktidarı, muhalefeti, dostu, düşmanı herkes biliyor. Hatta beş yıl boyunca, sürekli aynı şeylerden söz etmekten, şahsen çok sıkıldım. Ben bundan sonra, eğer o gece, işgal gerçek olsaydı, 16 Temmuz sabahı, kimin Başbakan, kimin Cumhurbaşkanı ve kimlerin bakan olacağını konuşmak istiyorum. Örneğin bugünkü muhalefet, darbe başarıya ulaşsaydı, o sabah iktidar olmayacak mıydı? Ve o iktidarın patronunun, Amerika olacağından, şüphe var mı?

Evet, o gece millet şehit olurken, bugünkü muhalefet kahve içip, ülkenin anahtarını bekliyor idi. Ki; işgal gerçekleşseydi, ben ve darbeye direnen bütün millet vatan haini olurken, millete kurşun sıkan o lağım fareleri, bu ülkede kahraman olacaktı. Resmen kahraman.

Başka neler mi olacaktı? Bugün her yanından zehir akan bazı dikenler, o sabah, güzel kokan gül olacaktı. En kritik dönemde, içimizde olup, düşman için çalışan bazı tipler, o an, dünyanın en babacan insanı kabul edilecekti. Ya da ne bileyim bugün, “demokrasi yok” “ifade özgürlüğü yok” ya da “gazeteciler cezaevinde’’ diyenler, işgal gerçekleşseydi, kalemimi benden alacaktı.

Ve milletin, o şanlı direnişi sayesinde, Türkiye, 16 Temmuz sabahı aydınlığa uyandı. Ve bana göre olmasa da, resmi kayıtlara göre teröre, suça bulaşmamış hiç kimse, bir gram cefa çekmedi. En azılı hükümet muhalifleri, ülkeye nefret, öfke, kin ekmeye, en özgür bir şekilde devam ettiler. Lakin işgal gerçekleşseydi, bu insanlar yine cefa çekmeyecek, yine saygı görecek ve yine konuşacaktı. Ama ben, ikinci emire kadar susacaktım. Ve ikinci emir, uzun yıllar boyunca gelmeyecekti.

Asıl konuşulması gereken, mücadele edilmesi gereken nokta, tam bu nokta işte. İşgal sonrası konuşacak olanlar, bugün hala neden konuşuyor? 15 Temmuz için “tiyatro” diyen kişiler niye Türk siyasetinin ikinci adamı olabiliyorlar? Eğer o kişiler konuşuyor ise, 251 vatandaş neden şehit oldu? “inandığınız Allah belanız versin” diyen kişilere, neden sayın deniyor? Ya da FETÖ’den ihraç olup, benzinlikte çalışanlara acıyan kişiler, neden yargı önüne çıkmadı?

Sorular… Sorular… Bu sorular cevap bulmadığı sürece, ne ülkede hain biter, nede 15 Temmuz tehlikesi geçer…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ömer Alikılıç - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Sg - Kesinlikle katılıyorum tüm düşüncelerinize.

Çok açıktı herşey aslında. MK bile vermişti sinyalleri birçok konuşmasında,yurtda sulh cihanda sulh vs

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 14 Temmuz 01:08