Geri dönüşüm muhteşem olacak

Hayır, ‘gidişim suskun olmuştu, dönüşüm muhteşem olacak’ şarkısının sözlerinin manasından bahsedecek değilim. Bahse mevzu olan bu konu bir arabesk şarkı sözü ile kıyaslanamaz bile. Ancak hayatımızın arabeskten sıyrılabildiğini söylemek zor. Tabii buradaki kastım sanat akımı olan arabesk değil, bir zamanlar moda olan arabesk şarkıların topluma enjekte ettiği melankolik yaşam tarzıdır. Kör kütük bağlanmalar, acıdan ve aşağılanmalardan beslenen duyguların yönettiği hayatlardan bahsediyorum.

Peki, yazımızın konusu nedir, derseniz yeryüzünün hızla kirlenmesine karşı bu duruma nefes aldıracak eylemlerdir. Şu bir gerçektir ki bireysel veya küçük grupların yaptığı faaliyetler dünyaya küçük bir nefes aldırabilir ancak belki suni teneffüs diyebiliriz buna. Kur’an-ı Kerim bunu mizan (denge ve ölçü) kavramıyla açıklıyor ve mizanı bozmama konusunda insanları uyarıyor. İşte tam da burada birkaç iyi insan ortaya çıkıyor ve dünyaya nefes aldırmak üzere bazı faaliyetlerde bulunuyorlar. Ancak kendi keyifleri gıcırında olanlar bambaşka önerilerle çıkıyorlar insanların karşısına ki bu öneriler insanlıktan nasibini almamış tam medeni vahşet, denilebilecek önerilerden ibaret. Halbuki bu önerileri diğer bazı insanlar veya gruplar önerse ne insanlıkları kalırdı ne de vicdanları. Hani insan nüfusunun azaltılması ve sığırların itlafı ile ilgili önerilerden bahsediyorum. Peki, neden köleleştirdikleri insanlardan kurtulmak için bu kadar hevesliler çünkü fazlası onlar için risk içeriyor ve onlar bu riski göze alamıyorlar. Belki de o kadar çok insanı kontrol edemeyeceklerini düşünüyorlar. Bunun mesajlarını da Hollywood filmlerinde veriyorlar zaten. Ortaya koydukları mazeretlerle ölenlere karşılık kalanları ikna için yapıyorlar bunu.

Katıldığım bir programda konuşmacı şöyle bir örnek vermişti: Türkiye’de her aileye bir dönüm arazi verilerek bütün ülkenin (farazi olarak) Konya’ya yerleştirebileceğinden bahsediyordu ve aslında yer sorunu olmadığını ancak yerleştirme sorunu olduğunu vurgulayarak. Topraksız bir hale getirilen insanlar ve insansız bırakılan topraklar düşünüldüğünde söz yerine nasıl da oturuyor. Bir zamanlar bir belediye başkanı İstanbul’un daha fazla nüfusu kaldıramayacağından bahisle bazı önerilerde bulunmuştu bilmem hatırlayan var mı? Fakat aynı siyasetçi geldiği bu noktada İstanbul’un nüfusunu artıracak eylemlerden geri durmuyor, neden acaba? Aynı konuşmacı şunu da belirtmişti ısrarla, geri dönüştürülemeyen veya dönüşmesi zor şeyler yapmaktan vaz geçmemiz gerektiğini söylemişti. Ayrıca bugünkü medeniyetin bir beton medeniyeti olduğunu vurgulamıştı. Kendi çevremizden biliyorum, halka arasında bir yerin gelişmişliğin göstergesini koca koca beton binalar olarak tanımlayanlar çoğunluktadır. Bilmiyorum siz hangi görüştesiniz? Bir zamanların furyası köyleri ilçe yapmak, ilçeleri il yapmayı birkaç bina ve iş imkânı adına benimseyen anlayışlar hala yaygınken ne beklenir ki?

Muhatabına notlar

Birisi la edri yani kim olduğu bilinmeyen veya kendini gizleyen bir şahıs şöyle bir yorum yazmış: Şimdi ne kaldı aklımda bu yazıdan geriye? Önce şunu bilmemiz gerekir, akıl bir bellek değildir, bir bakıma işlemcidir. Yani şunu yapar: Veriyi alır, değerlendirir, geçici kayıt oluşturur ve sonunda kayda değer bulursa zihne yani belleğe kaydeder veya siler. Sonuç olarak senin zihninde neler kaldı ben bilemem ama benim zihnimde garip müstear isimlerin arkasına saklananlar için yer yok.

Bir paylaşımcı sosyal medya hesabında şöyle yazmış ve sonrasında benzer paylaşımlarına devam etmiş belli ki bu işi kendine görev edinmiş: Cenaze pamuğu ile tanışmamak için aşı pamuğu ile tanışın. Ne bu, aşı yoksa ölümsüzlük iksiri mi? Kansere, zamların oluşturduğu travmalara, dünyadaki aç bırakılanların durumlarına ve bilumum haşerata da iyi geliyor mu? Söyleyin de bilelim. Lütfen saklamayın bizden.

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Tarakçı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

04

Ali Al - Mehmet hocam çok ağrın var çoookk ! Üzgünüm ama sizinkisi ümitsiz vakıa, tıpkı fetocuların olduğu gibi.

O degilde, madem siyasetcilik oynıyacaksın, niye mubarek dinimizi bu sekilde kirletiyorsun?

Yapma bunu, çik acik acik muhalefetini yap ama kusursuz islam dinine kendini siper etme.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 22 Temmuz 06:49
03

Dandanakan - Bence yazarlığı bırakıp gidişiniz muhteşem olacak

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 21 Temmuz 15:54
01

Adolf - Tarakçıya Mektup :Artık yazmayı bıraksanız nasıl olur?...

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 17 Temmuz 23:32