İBAN Bayramı

                Bu güzel yaz, bu muazzam bayram gününde, yüreğim ikiye bölündü yine… Yüreğimin bir tarafında, rahmetli Barış Manço’nun, “bugün bayram, erken kalkın çocuklar… Giyinelim en güzel giysileriiiii… Elimizde, taze kır çiçekleri, üzmeyelim bugün annemizi” şarkısı çalıyor. Bir tarafında ise, “bayram gelmiş neyimeeee… Anam. Anam garibeeeemm… Kan damlar yüreğimeeee… Anam anam garibem….” şarkısı.

                Ömrümün, altmış küsur bayramını özgürce yaşayamıyor olsam da, seviyorum ben bayramları. Bayramlar bizim zira. Atıyorum, yürek kan ağlıyor olsa da, ağrılar peşimizi bırakmasa da, hatta yakın zamanda, en değerlimizi toprağa vermiş olsak ta, bayram günü gülecek Müslüman. Yani en azından, ben babamdan böyle öğrendim.

Hiç unutmam, 17 Ağustos 1999 depreminden sonra, depremde kaybettiğimiz kardeşim Yusuf’suz ilk bayram, Ramazan Bayramı idi. Bütün aile, Sakarya’nın, Karasu ilçesindeki babaanne evinde toplanmıştı. Aylardan ya Kasım sonu, ya da Aralık başı idi. Sabah bayram namazından gelen babamın, sağanak sağanak acı ve hüzün yağan yüzünü de, buğulu ve titreyen sesi ile kulağıma fısıldadığı, “bugün bayram oğlum, acımız olsa da, bayramı, bayram gibi yaşamak zorundayız.” Sözünü de, şu dakika yaşamış gibi, çok net hatırlıyorum. O gün, bugündür her bayram sabahına, o sahne ile uyanıyorum.

                Evet, bugün de bayramı, “bayram” gibi yaşamak adına, bir hevesim olmasa da, ben Müslümansam ve bugün, Müslümanın bayramıysa, bugünü hakkını vererek yaşamak, hem benim Müslümanlık görevim, hem de boynumun borcu.

                Kendimi bir kenara koyup, etrafıma bakınca da, pek bir bayram havası görmüyorum. Bunun, bugün en büyük sebebi, korona olabilir. Buna, elbette hiç bir itirazım yok. Çok zor bir salgın dönemi. Hastalığı zor, ölümü zor, karantinası zor, maske mesafesi zor, ruha etkisi çok ama çok zor. Ve bu zorlukları, herkesten çok bizzat ben yaşıyorum. Ama sanki, korona virüsü bahane ederek, bazı değerlerimizi ihmal ediyoruz. Daha doğrusu, ihmal etmek değil de, birçok değerlerimizi bile isteye çöpe attık, atıyoruz.

                Mesela çarşı dolu, pazar dolu, AVM’ler dolu ya da sahiller dolu iken virüs yok ta tedbirli şekilde Sıla-i Rahim yapar iken mi var? Atıyorum, eski normal gibi geziyor iken virüs yok ta, mezarlıkları ziyaret eder iken mi var? Veya düğünler, doğum günü partileri, şunları bunları yaparken virüs yok ta, kurban keserken mi var? Zaten son zamanlarda, çoğu insan parasını İBAN üstünden gönderip, kurbanını da, vekalet vererek kesip, Kurban Bayramını, İBAN bayramı haline getiriyor. Yanlış anlaşılmasın bu yol, elbette güzel, elbette hasıl bir yoldur. Rabbim, kesilen bütün kurbanları kabul etsin. Ama eğer eve kurban gelmez ve gelen kurban, komşu ile paylaşılmazsa, biz, Z kuşağına, neyi, nasıl anlatacağız?

                Durum, bu olsa da, bugün bayram sonuçta. Tüm Türkiye’nin bayramı mübarek ola…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ömer Alikılıç - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.