Arkadaşlık üzerine

Lise yıllarından itibaren tuttuğum özel not defterlerimden birinde : “Herkesle merhaban olsun ama çok az insanla yakınlık kur” diye bir söz var.

Yazar ya da şairlere has bir özellik midir bilmem, biz hep daha fazla insanla dost ve arkadaş olmak gibi bir yolu tercih etmişizdir.

Birbirini yakından tanıyan ve birbirine karşı sevgi, dostluk ve anlayış gösterenlerden her birine Arkadaş denilirmiş...

Bir işte ya da bir yerde bir süreliğine de olsa birlikte bulunanlara da...

İş Arkadaşı, Takım Arkadaşı, Sınıf Arkadaşı, Asker Arkadaşı gibi…

İki yıl kadar önce idi.

Sınıf arkadaşlarımdan birini görünce içimin ferahladığını hissettim.

Oturup çay içerken, kendisine de söyledim;

-       ‘Seni her gördüğümde kendimi iyi hissediyorum.!’

-       ‘Ben de öyle oğlum!’ dedi gülerek.

Arkadaşlık üzerine uzunca bir sohbet ettik.

Şöyle bir şey anlattı: Arkadaşlarından biriyle iyi bir ağız dalaşı yapmışlar.

Sonuçta önce arkadaşı susmuş. Sonra da o..

Ertesi gün bizimki 1 kilo hamsi alıp, oğlu ile o arkadaşına göndermiş.

Kısa bir süre sonra o arkadaşı da kendi oğlu ile bizimkini eşi ile birlikte hamsi yemeye davet etmiş: ‘Gel hamsinin limonunu sen sıkacaksın!’

Her ikisinin çocukları da bu işe şaşırsalar bile hep birlikte güzel bir hamsi ziyafeti verilmiş.

Çocukların, az da olsa şaşkınlık yaşadığını fark eden bizimki; ‘Biz arkadaşız oğlum!’ deyince, öbürü de hemen ilave etmiş; ‘Hem de öyle- böyle değil!’

Arkadaşlıklarından örnekleri detayları ile birlikte anlattıklarından, çocukları da bu anlatılanları büyük bir keyifle dinlemişler.

Ben de arkadaşlığın kutsal bir kavram olduğundan, arkadaşın arkadaşı dinlemesinin bir nevi ibadet olduğundan, birbirini dinleyen insanların üzülüp pişman olmayacağından filan bahsettim.

“Doğrudur!” diyerek onayladı beni.

Çok tez canlı olmasına rağmen söz dinleyip, anında susması çok hoşuma giden bu arkadaşımın her zaman yanında olmak gibi bir istek vardı içimde.

Bilirdim, ben ‘Sus!’ ya da ‘Dur’ dediğimde beni kırmazdı.

Olacak ya, aradan 1 hafta geçti ya da geçmedi bir yerde oturmuş çay içiyoruz. Hışımla bir kalktı yerinden..

Adamın birinin üzerine yürümeye başladı.

Anladım..

Son derece gergindi.

Ben de yerimden fırlayıp ‘Gel buraya!’ diye bağırdım.

Önce yavaşlayıp sonra durakladı. Ve döndü geldi yanıma, gülerek: ‘Oğlum o muhabbetin üzerine ne güzel de denk geldi. Senden Allah razı olsun. Beni katil olmaktan kurtardın!’

Ben de gülerek, ‘Oğlum elinin tersiyle bir vursan sırt üstü devirirsin beni. Buna rağmen beni kırmayıp geri dönmekle sen de beni gururlandırdın- onurlandırdın!’ dedim.

Kaldığımız yerden muhabbetimize ve çay içmemize devam ettik.

Epeydir ülkemizin üzerinde elektrik yüklü bulutlar dolaşıyor.

‘Dur!’ dediğinde duracağınız, ‘Gel buraya!’ dediğinizde dönüp gelecek arkadaşlarınız çoksa kaliteli bir insansınız..

Yoksa…

Kusura bakmayın...

Sizin de tuttuğunuz bir not defteriniz var mı, bilmem?

 

 

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ömer Emecan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.