Aciz/Güçlü Türkiye

Ülkemizde son birkaç haftadır yaşadığımız ve ne yazık ki tamamen sona ermiş olmayan orman yangınları en önemli gündemimiz malumunuz…

Orman yangınlarının sebepleri, sonuçları esas meseleydi ancak, haber kanallarına getirilen sansürler, yangınlar kontrol altına alınamadıkça toplumun tepkisinin de kontrolden çıkışı, yangın söndürme sürecine ilişkin halkın hükümete eleştiriler getirmesi, halkın bir kesiminin diğer ülkelerden destek istemesi ve bir kesiminin bunu eleştirmesi derken, bir doğa olayının dahi yine bizi bizden ayırdığını gördük.

Bizi bize kırdıran nedir, bunun altındaki sosyolojik ve psikolojik değerlendirme nedir bilemiyorum. Sadece, ülkede kocaman bir yanlış anlaşılma görüyorum: Devletle iktidarı aynı şey zannetmek. Mevcut hükümeti, bakanları, mevcut kurumlardaki mevkii sahiplerini kalıcı sanmak. Hükümetin politikasını beğenmemeyi, devlete yapılmış bir eleştiri saymak. Kurumların başındakileri eleştirmeyi, teröristlere hizmet etmek olarak nitelemek.  

Olimpiyatlarda alınan her madalyada, her büyük ulusal başarıda, bize başarıyı getireni tanımasak da sırf Türk vatandaşı diye seviniyorsak eğer bunu ulusal bilinç ve ülke sevgisi ile açıklarız. Tam tersi, ülkemizin ormanlarının cayır cayır yanması da her vatandaşı kahreder ve sona ermesi, tekrarının yaşanmaması konusunda harekete geçmeye sevk eder. Bu da yine ulus bilinci ve ülke sevgisine işarettir.

“Bu yangınlar bitsin, bir an önce söndürülsün!” demek, siyaset yapmak mıdır?

“Bizim neden uçaklarımız, helikopterlerimiz yok, varsa neden bakımları yapılmamış?” diye sormak, isyan etmek devlete hakaret midir?

“Komşu ülkelerden destek isteyelim, yeter ki bir ağaç daha yanmasın” demek, ülke itibarını yok saymak, ülkeyi aciz göstermek istemek midir?

 

Ülkenin yönetimini eleştirmek, aksayan gidişattan dert yanmak, denetimsiz ve disiplinsiz kurumların varlığını işaret etmek her sabah uyanıp işe giden ve ay sonunda vergisini ödeyen her vatandaşın hakkıdır. Kendi oy vermediği yetkilileri ne olursa olsun desteklemek yahut kurumların başındaki mevcut isimlerin liyakatine güvenmek bir vatandaşlık borcu değildir.

Evet, günlerdir ülkemizde yaşanan yangın felaketinde merkezi yönetimin planlama ile alakalı ciddi eksiklikleri oldu. Ben sıradan vatandaş olarak, AFAD’ın sıcaklık uyarısı sonrası, arabamdaki çakmağı, cam şişeyi sıcaktan patlamasın diye kaldıracak kadar basiretli isem, bilim insanlarının sıcaklıkla ilgili uyarıları sonrası Tarım ve Orman Bakanlığı’nın da olası orman yangınları noktasında gerekli önlemi alması gerekirdi.

Eminim ki tüm bakanlar, tüm belediye başkanları günlerdir uykusuz, büyük baskı ve stres altında görevlerini ifa ediyor. Aynı şekilde tüm imkanlar seferber edilmiş şekilde cansiperane çalışılıyor. Umarım bu tür felaketler, tüm yetkilileri daha büyüklerine dair önlemler almaya iter, bilim insanlarının yönlendirmelerine kulak vermeye sevk eder.

Global düzende ülke ekonomilerinin istatistikleri şeffafça ortadayken, bu ülke güçlüdür, bu ülke aciz kalmıştır demek anlamsız. Türkiye bana göre güçlü yanları olan bazense acizlikleri olabilen bir ülke. Eksik kaldığımız bir konuda ille de “Güçlü Türkiye” demeye çalışmak, boş bir itibar tutkusuna kapılmak olur ve işte o da gerçekten ülkemizi “aciz” gösterir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Berna Sena Çatalbaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.