Öğretmen dediğin…

Benim zamanımda kol saati çok önemliydi.

Öyle herkesin yoktu.

Arkadaşlarımdan birine babası bir kol saati almış. Tam hayalimdeki gibiydi.

Bir gün koluna takmış okula geldi, hepimiz de çok beğendik.

Çocukluk işte, benim asla böyle bir saatim olmayacaktı.

Bu saat benim olmalıydı. Karar verdim, saati çalıp cebime koydum. Arkadaşım saatin çalındığını anladı ama benim çaldığımı bilmiyordu.

Durumu öğretmenimize anlattı.

Öğretmenimiz de ‘Saati kim aldıysa sahibine versin!’ dedi. 
Pişman olmuştum ama utancımdan ‘Ben aldım!’ diyemedim.

Bu sefer öğretmen hepimizi tahtaya dizdi ve gözlerimizi kapattırdı.

Bu, benim hayatımın en utanç verici sahnesiydi.
Ceplerimizi teker teker arayarak saati buldu ve sahibine verdi. 
Hepimiz gözlerimizi açtık. Öğretmen bana hiç bakmadan derse devam etti.

Yıllar geçti öğretmen oldum ve bir gün öğretmenimle karşılaştım.

Kendisine o günü hatırlattım ve sordum; Hocam ben o gün saati çaldığım halde tek bir kelime etmediniz. Yüzüme bile bakıp beni incitmediniz. Bunun sebebini öğrenmek isterim.
Neden böyle yaptınız? diye sordum. 
Hayatımda hiç unutamayacağım şu cevabı verdi; 
‘Siz gözlerinizi kapattığınızda ben de gözlerimi kapattım.’

Halil İlhan köyümüzde görev yapmış en sevilen öğretmenlerden biridir.

O göndermiş bana. Ben de sizlerle paylaşayım istedim.

Şimdi Adapazarı merkezinde emekliliğin tadını çıkarıyor. Ömrü uzun ola.

Kim bilir onun da böylesi nice güzel ve örnek alınası hikâyeleri vardır.

Zira bilirim onun da kimseyi rencide etmek gibi bir hesabı hiç olmamıştır.

Keşke anılarını yazdığı bir kitap bastırsa...

Okullar da bu tür kitapları yazan kişileri davet edip, öğrenci ve öğretmenlere seminer- konferans verilmesini sağlasa.

Bilirsiniz; ‘Ustalık ustalardan öğrenilir’ diye bir söz var.

Her mesleğin pirleri, iz bırakan, gönle hitap eden, unutulmayan, unutulamayan erbapları vardır.

Ve bir de sabah gelip, akşam olunca çekip gidenleri…

Dursun Baş isimli çok sevdiğim bir kardeşim var. Aynı bankada yıllarca çalıştık.

Yemin olsun ki yazısı onun kadar güzel bir insana az rastladım.

O anlattıydı. Bir gün öğretmenlerinden biri sebepsiz yere onu üzmüş.

O da Karadenizlilik ruhuyla olsa gerek, eğitimine son verip bir daha okula gitmemiş.

Aklıma her geldiğinde yanar içim.

Çok arzu ettiğim halde, öğretmen olamadığıma da…

Gelişmiş modern ve medeni ülkelerde öğretmen olmak isteyenlerin 20’den fazla aşamadan geçirildikten sonra Öğretmen Okullarına kabul edildiğini biliyor, buna çok değer veriyor ve bizde neden böyle değil diye de sürekli hayıflanıyorum.

Farkında mısınız, şu an içinden geçmekte olduğumuz süreçte insanların çoğu birbirinin ayıbını ortaya çıkarıp, onu toplum içinde rezil vaziyete düşürmek gibi bir Misyonun temsilcileri gibi davranıyorlar.

Saati çalan öğrenciyi görüp tanımamak için, arama yaparken kendi gözlerini de kapatan öğretmenlerin sayısında da bir azalma mı var acaba?

‘Merhamet, hoş görü ve liyakati esas alan uygulamalar, pılısını pırtısını toplayıp gitti buralardan’ demeyin ne olur...

Ve her önüne gelen de öğretmen yapılmasın.

Yine de yeni eğitim- öğretim yılının şimdiden hayırlı olmasını diliyorum.

 

 

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ömer Emecan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Şenol Kabaoğlu - Çalıştığım okullardaki her öğretmene sıklıkla '' Öğretmenini sevmeyen öğrencinin, öğretmenden öğreneceği pek bir şey yoktur.'' mantığını özümseyin demişimdir.Böyle bir öğretmene rastlamış biri olarak ikinci öğüdüm ise ''Bir insan için hayattaki en büyük mucize küçükken iyi bir öğretmene rastlamış olmaktır.'' sizde bu öğretmenlerden biri olun olur.Kalemine sağlık Ömer ağabey.

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 18 Ağustos 12:54