Ben nasıl bir Müslümanım

Öncelikle şunu belirtmeliyim, ben çevreci bir anlayışa sahibim. Her zaman Yüce Allah’ın evren için koyduğu düzenin korunmasından yanayım. Bu nedenle konulan döngünün bozulmaması adına elimden geleni yapıyor ve önce yakın çevremden başlayarak ulaşabildiğim herkese gerekli uyarılarda bulunuyorum. Bu görev benim için (bana ne) diyebileceğim bir şey değildir. Bu konuda bana bir uyarı yapıldığında da asla (sana ne) demiyorum. Çünkü biz bu dünyaya yaşayarak olgunlaşmak üzere gönderildik ve bunun için iyi yaşayabileceğimiz bir dünyaya ihtiyacımız var. Ancak bunu benim tek başıma (veya birkaç kişiyle) başarabilmem mümkün değil. Ortak bir anlayışla sınırlı-sorumlu davranışlara ihtiyaç var. Yani sizin talepleriniz arzı artırırken, sınırsız kazanma isteği olan kapitalistlerin iştahını kabartıyor, böylece onlar döngünün bozulmasına neden olurken gözleri hiçbir şeyi görmüyor. Üstüne üstlük bir de sahte çevre etkinlikleri yaparak herkesin gözünü boyuyorlar. Sanırsınız ki global kirlenmenin nedeni basit işler yapan insanlardır hatta onlar bizim nefes alışlarımızla kirlendiğini ve bu nedenle nüfusun azaltılması gerektiğini savunurlar da hepimiz yeriz. (Afiyet olsun)

Ben her halükârda adaletten yanayım. Bu nedenle yakınlarımla aram bozulsa da bir tarafım çünkü haktan-adaletten yana taraf olmayanlar bertaraf olur, bunu çok iyi biliyorum. Haktan ve adaletten yana olmam benim kişisel menfaatime aykırı olsa da bu böyledir, konu hakkında son şahit ben olsam ve benim doğruyu söylemem benim aleyhime olsa bile. Bu nedenle ekonomik adaletin sağlanması konusunda kapitalist anlayışı olanları kisvesi ne olursa olsun desteklemem, hatta düşünmem bile. Çünkü ekonomik sosyal adalet sağlanmadan adaletin hiçbir şekilde sağlanamayacağına inanıyorum, bu beni sosyalist biri gibi gösterse de kararım-seçimim değişmeyecektir. Fakat yanlış anlaşılmasın ben sadece sade bir Müslümanım.

Ben adab-ı muaşeret kurallarına azami uymaya çalışan biriyim. Bu manada komşularım, akrabalarım, arkadaşlarım ve herhangi bir şekilde karşılaştığım herkesle bu kurallar çerçevesinde iletişime geçiyorum. Özür dilemeyi ve özür dileyeni affetmeyi bir erdem olarak görüyorum. Hoşgörülüyüm ama hoşgörümün de bir ölçüsü var. Herkes tarafından ve inancıma-dinime göre suç olan şeyi asla normalmiş gibi göremem ancak bir şekilde suç işlemiş bir insanı hoş görmek gerektiğine kaniyim. Devletin bazı suçları affetmesini ise doğru bulmuyorum çünkü işlenen bu suçlar bireyleri olumsuz etkiliyor ve bu adaletin zedelenmesine yol açıyor. Yani suç bana karşı işlenmişse af yetkisi de bana aittir. Hele bir de bu suç tüyü bitmemiş yetimin, hakkını arayamayacak garibanın hakkını gasp ediyorsa asla kabul edilemez.

Geçmişime bağlıyım ama körü körüne değil. Geçmişte yapılan yanlışlara da yanlış diyebilirim, belki o dönemde şartlar öyledir ama ben onu bilemem, bu durumda geçmişi yargılayacak değilim ama gördüğüme-bildiğime göre tavır alırım. Yani ben onlar yapıyor diye yanlış bildiğim şeyi yapacak değilim.

Gelişmek ve değişmekten yanayım fakat bu değişim-gelişim beni robotlaştırıyor veya hayvani bir şekilde vahşileştiriyorsa buna asla rıza göstermem. Bu konudaki ölçümde insani (benim için İslam’a göre), ahlaki ve ilmi kriterler esastır.

İnsan hakları ve özgürlüklerinden yanayım. Ülkem için bölücülük ve şiddet yanlıları hariç geniş bir tolerans olsun isterim ama her tolerans gösterdiğim fikri onayladığım veya sevdiğim anlamına gelmez. Meşru zeminlerde konuşmak, tartışmak ve sakin zamanlarda fikir alışverişinde bulunmak esastır. Herkesle aynı fikirde olmam mümkün değil ancak her karşı fikri de karalamak zorunda değilim. İşte ben böyle bir Müslümanım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Tarakçı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Matrakçı Nasuh - Ben... Ben... Ben... Her cümleniz "Ben" ile başlıyor.

Oysa Anadolu Erenleri Hz mevlana hz Yunus Emre ve diğer Tasavvuf büyükleri "Ben" demekten aslandan kaçar gibi kaçtılar ben yerine "Biz" dediler...

Ben diye bir şey yoktur dediler... İnsanın varlığı ve hayatı kendi elinde değildir dediler... İnsan hz Allah'ın kudret elinde yaşamaktadır dediler... İnsanın bir yaprağın tutunduğu kadar dahi kendine has bir kuvveti kudreti yoktur dediler... İnsan hz Allah'ın Külli iradesinin dışında bir hayata kuvvete sahip değildir dediler.. Hz Allah Ol derse hayat veriyor Öl derse öldürüyor Var olan hz Allah'tır İnsan vücudu hz Allah'ın ruh'a giydirdiği bir elbisedir bir kuklacının kuklayı oynatması ayakta tutması gibi hz Allah c.c insanları melekleri cinleri hayvanatı nebatatı ez cümle kainatı ayakta tutmaktadır ve bir bitki'nin bir insanın ve bu kainatın ayakta durması arasında hz Allah indinde hiçbir fark yoktur dediler... Ve siz 1000 yıllık Anadolu Türk İslam öğretisinden sonra hala "Ben Ben Ben" diye cümle kuruyorsunuz...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 23 Ağustos 05:48