Başlarken

Merhaba sevgili Yenihaber okuyucuları... 2021 Ağustos’unda bana, sizlere hitap etme imkânı veren sayın yöneticilere ve sevgili hocam Ömer Emecan beyefendiye teşekkürlerimle yazmaya başlamak istiyorum.

 

Özellikle son bir aydır kederli, ağır bir gündem var. Van ve Rize’de yaşanan sel, özellikle Akdeniz ve Ege’de peş peşe çıkan yangınlarla yitirdiğimiz ormanlarımız, canlarımız; daha ateşi söndüremeden bu defa Kastamonu ve Sinop’tan gelen sel haberleri, çöken binalar, yollar, köprü, ölenler, kayıplar derken neye uğradığımızı bilemedik.

 

Tüm bu haberleri takip etmeye çalışırken 17 Ağustos Gölcük depreminde ölenleri anmak, arşivlerde kalan görüntüleri tekrar izlemek yüreğimizde yeniden yaralar açtı ama bu da yetmedi ve bu defa da Afganistan’dan gelen haberlerle sarsıldık.

 

Zaten bir aydır tüm yaşananlara ilave olarak Afganistan’dan aldığımız yoğun ve düzensiz göçün etkileri tartışılıyordu.

 

Peş peşe bunca kötü haberden sonra benliğimizi sarsılmaz bir durumda tutabilmek için doğrusu insanüstü bir çaba gerekiyor. Yaşananlara her ne kadar müdahale edemesek, elimiz kolumuz bağlı sadece izlemek zorunda kalsak da yargı ve yorumlama yetimiz bizi sürekli uyarıyor.

 

Kendimizi koruma içgüdüsü, başkalarının yaşadığı felaketlere üzülen bizi sürekli uyarıyor. “Yaşananlardan ibret al, akıllı ve uyanık ol, onların yaptığı hataları yapıp sen de aynı duruma düşme” diye. “Seni senden başka düşünecek, koruyacak yok, unutma yalnızsın” diye.

 

Neredeyse yüz yerden başlayan yangınlar, bir yandan sabotaj, bir yandan iklim krizi ihtimallerini ortaya koyarken siyasetin çirkin halleriyle de yüzleşiyoruz.

 

At gözlüğünü çıkarıp olaylara gerçekçi ve yansız bakabilenler, yanlışları yetersizlikleri polemikleri bir bir okuyor.

 

İşte tüm bu yaşananlar bizleri çokça gergin, öfkeli, düşünceli yapıyor. Neşeden ve mutluluktan kaçıyoruz, çünkü birileri ağlarken gülmek bize vicdansızlık gibi geliyor. “Nereye kadar üzüntü, sonu gelmiyor ki, her gün yaşanmış bir acının, ayıbın yıldönümü” dediğimizde iç sesimizden rahatsız olup yine kendi kendimizi susturuyoruz.

 

Ben aslında şiir ve hikâyelerin kalemiyim. Hedefim de hikâyelerimle çoğalmak. Biliyorum ki yazdığım her hikâye birilerini anlamamıza, sevmemize yarayacak. Yaşam hikâyesini bildiğimiz bir başarı bizi gururlandırır. Hikâyesini bildiğimiz bir ölüm bizi daha çok üzer. Yine hikâyesini bildiğimiz birine yardım etmek için düşünmeden koşarız. Hikâyesini bildiğimiz biri artık bizim insanımızdır, yabancımız değildir, ona bakıp ‘Bana ne!’ diyemeyiz. O hikâyeler bizi düşündürür, geliştirir, olgunlaştırır.

Zaman zaman karşınıza şiirlerimle çıkabilirim. Belki aşk dolu bir deneme belki- belki sizi başka bir dünyaya taşıyacak bir hikâye ile çıkabilirim karşınıza. Belki de; “Ya bu kadın tam da beni yazmış” diyeceğiniz kısacık bir öyküyle seslenirim size.

 

Her ne kadar siyasetçi, ekonomist, yaşam koçu veya psikolog değilsem de her insanın her şeyi az çok bilmesi gerektiğine inanan biri olarak, sürekli yaptığım okumalarla dünya görüşümü zenginleştirerek sizlere düşüncelerimi açar, sizlerden gelen yorum ve eleştirilerle bir adım daha ileriye gidebilirim.

Yaşamak da yürümek gibi...

Nasıl ki yürüdükçe ısınır daha çok daha hızlı yürürsün. Hatta zaman zaman koşarsın. Nasıl ki hep bir hedefin olur yürürken. Bazen yetişmek istersin birine. Bazen onunla beraber yürümek istersin. Belki artık geçmen ve başkalarına yetişmen gerektiğine karar verirsin.

 

Benim için yaşamak öyle bir şey. Açmazda, karanlıktaysam çıkmak içindir mücadelem. Güzellikler ve ferah içindeysem son sesimle haykırıp birilerini çağırıyorumdur, “Gelin burası çok güzel!” diye. Beni yavaşlatan, bağlayan, amaçsız hedefsiz bırakandan da kaçmak içindir mücadelem ve enerjisiyle, muhabbetiyle, sevgisiyle, samimiyetiyle yol gösterene varmaktır hedefim.

 

Dinler tarihi derslerime başlarken ilk cümleyle vurulmuştum, “Tek dini bilen hiçbir dini bilemez”… Hani derler ya; Bir şeyler öğrendikçe hiçbir şey bilmediğimi öğrendim” diye, ne kadar da anlamlı bir söz.

 

Diğer ideolojileri, sistemleri öğrenmeden de insan hiç bir sistemi savunmak için mücadele etmemeli yargısına vardım. Bu tamamen Reyhanca tabi ki...

 

Her ev kadınının, her çiftçinin, her işçi veya memurun, her gencin, sanatçının, doktorun, mimarın kısacası herkesin Siyaset Bilimi, Ekonomi, Dinler Tarihi, Sosyoloji, Din Sosyolojisi ve Tarihi ve Psikolojiyi az çok bilmesi gerekiyor. İnsanı ve davranışların ardında yatan gerçek niyetleri, sebepleri anlamak için.

 

Herkesin ekmek yapmayı, ağaç dikmeyi, bebek büyütmeyi, hasta bakmayı bilmesi gibi... Her alanda herkesin uzman olması gerekmese de haklarını ve görevlerini bilen, aldatılmayan, kandırılamayan biri olmak için bu gerekiyor. Hak aramak, hesap sormak için bilgi gerekiyor.

 

Bilgi yaşamın her alanında... Bilgi en çok kitaplarda... Okuma seviyesinin çok düşük olduğu yurdumda bazı şeyleri aşmak için de sanırım önce okumayı sevmek ve anlamını kavramak gerekiyor.

 

Okumayı bunca seven ben, yolum okumayı sevenlerle buluştu diye çok mutluyum. “Güzel ülkemde ve dünyanın her köşesinde çok güzel şeyler olsun ve hepimiz birbirimize anlatalım” dileklerimle.

 

Reyhan Karagöz Çetin

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Reyhan Karagöz Çetin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Şenol Kabaoğlu - Aramıza Hoşgeldiniz Reyhan hanım. Sizin gibi güçlü bir kalemin hem gazetemiz, hemde okuyucular için bir kazanım olacağından hiç şüphem yok. Bunun şifrelerini de ilk yazınızı okuyanlar farketmiştir diye düşünüyorum. Başarılarınızın devamını diliyorum.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 30 Ağustos 22:22