Gagavuzlar

19 Ağustos 1990 tarihinde Gagavuzlar; Moldava’nın Komrat yöresinde Gagavuzya Cumhuriyeti'ni, kurmuşlardı. Bu kararın yıldönümünde Gagavuzlar hakkında bilgi vermek istiyorum…

Moldova Cumhuriyeti’nin güneybatısı ile Ukrayna’nın batısında Prut nehri civarında yaşayan Gagavuzlar Hristiyan olmalarına rağmen Türk millî kimliklerini koruyan bir Türk Boyudur.

Gagavuzların önemli bir kısmı özerk statüye sahip oldukları Moldova’da yaşarlar.  Buradaki merkezleri Komrat kasabasıdır. Ukrayna’nın Odessa kentinde,  Romanya’da da, Bulgaristan’da ve Orta Asya’da yaşayan Gagavuzlar vardır. 170.000’i Moldovya’daki Gagavuzya özerk Bölgesinde olmak üzere dünyada 400.000’in üzerinde Gagavuz Türkü bulunmaktadır…

Gagavuzlar Müslüman olmayan iki büyük Oğuz boyundan birisidir (Diğeri Çuvaşlar). Gagavuzların, ilk yerleşim bölgeleri olan Karadeniz kıyılarında ve Dobruca’da 1770-1810’lara kadar Osmanlı idaresinde Türkçe konuşarak Müslüman gruplar arasında yaşamış olmalarına rağmen Hristiyan olarak kalmaları ve Slavlaşmadan bugüne kadar gelmeleri etnik-millî kimliklerinin ne kadar güçlü olduğunun bir göstergesidir.

Gagavuz adının nereden geldiği ve bunların kökeni tartışmalı bir konudur. Bir kısım araştırmacılar, Gagavuz isminin Gök Oğuz’dan geldiğini ileri sürmektedirler.  Gagavuz kelimesinin Keykâvus isminden türediğini ileri süren araştırmacılar da vardır.

Karadeniz bölgesinde yaşayan Hristiyan Türkler, Dobruca’da VIII. Mikhail Paleologos zamanında kısa süreli de olsa bir devlet kurarak bölgeye hâkim olmuşlardır. Gagavuzlar günümüzde bu devleti ilk Gagavuz devleti olarak tanıtmaktadırlar. XV. yüzyıldan XIX. yüzyıla kadar Osmanlı kaynakları, Gagavuzlar hakkında bilgi vermemektedir. Gagavuzlar Tahrir defterlerinde “gayrimüslim” olarak kaydedildikleri için, sonradan Bulgar, Rum, hatta Rus olarak adlandırılmışlardır.

XIX. yüzyılın başları Gagavuz tarihinin dönüm noktası olmuştur. 1806 ve özellikle 1812 Osmanlı-Rus antlaşmaları Dinyester’le Prut nehirleri arasında kalan ve içine Bucak’ı da alan topraklar Rusya’ya kalmıştır. 1812 antlaşması gereğince Bucak’ta bulunan Müslüman halk tamamıyla buradan çıkarılarak güneye Dobruca’ya veya Kuzey Kafkaslar’a sürülmüştür. Onlardan boşalan köylere ise Dobruca’dan gelen Gagavuzlar ve Bulgarlar yerleştirilmiştir. Osmanlı topraklarından Rusya’ya göç eden bu Hristiyan muhacirler eski kaynaklarda genellikle Bulgar olarak gösterilmektedir. Oysa bu muhacirlerin yarıdan fazlasını Gagavuzlar’ın oluşturduğu bir gerçektir. Dinleri, âdetlerinin bir kısmı ve giyimleri Bulgarlar’a benzediği için Gagavuzlar’ın Tuna nehri üzerinde mavnalarla seyahat ettiklerini gören gözlemciler bunları da Bulgar saymışlardır.

Kendi dillerinden başka dil bilmeyen Gagavuzlar’ı Hıristiyanlığa ısındırmak amacıyla Rus idaresi dinî kitapları Gagavuzca’ya tercüme ettirmişler ve bazı Gagavuz gençleri Hristiyan din adamı olarak yetiştirmişlerdir. 1918-1938 yılları arasında Romanya’nın hâkimiyetinde kalan Gagavuzlara Romenler çok insancıl davranmışlar, ama 1938’den sonra Romanya’ya egemen olan Romen ırkçıları diğer azınlıklar gibi Gavuzlara da kötü davrandılar. Gagavuzlar’ın ve ruhanî başkanı olan Mikail Çakır Gagavuz’ların milli kimliğini kaybetmemeleri için yoğun bir çabaya girmiştir. Rusya’da papazlık eğitimi alan Mikail Çakır, ilk defa bir Gagavuz tarihi ve Gagavuzca-Romence sözlük hazırlayarak yayımlamıştır. 1930’larda Türkiye’nin Bükreş Büyükelçisi olan Türk Ocakları eski başkanlarından Hamdullah Suphi Tanrıöver de Gagavuzlar’la yakından ilgilenmiştir. Gagavuzların Türkçe okuyup yazmaları için Türkiye’den öğretmenler getirmiştir.

Romen hükümeti de Gagavuzlar’ın Ruslaşmasını önlemek amacıyla tarihî kimliklerini bulmalarını desteklemiştir. Böylece Gagavuz köylerinin bazılarında Türkçe ders veren okullar açılmıştır. Bu okullarda öğretmenlik yapan kişilerin önemli bir kısmını Mecidiye kasabasında kurulmuş, hem medrese hem öğretmen okulu vazifesini gören Mecidiye seminerinin mezunları oluşturmuştur.

Gagavuzlar 1944-1991 arasında ise Sovyet idaresinde yaşamışlardır.

Sovyet rejiminin ateist politikası, milliyet kimliğinin dil ve etnik köken üzerine kurulmasını kolaylaştırmıştır. Böylece Gagavuzlar’ı diğer Türk gruplarından ayıran din farkı güç kaybetmiştir. Bu arada Sovyet idaresi, gittikçe kuvvetlenen Romen milliyetçiliğine karşı Gagavuzlar’ın ayrı bir etnik grup olarak tanınmasına olumlu bir gözle bakmaya başlaması sonucu; Gagavuz dili ve edebiyatının varlığı resmen kabul edildi,  Gagavuzca’nın fonetiğine uygun “ö” ve “ü” gibi bazı harflerin Kiril alfabesine ilâve edildi, bu gelişmeler sonunda Gagavuz Türkçesiyle hikâyeler, şiirler, romanlar yazılmaya başlandı.  D. Kara Çoban (Peisengelar, Kishinav 1970), Dimitri Tanasoğlu (Adamın İşleri, Kishinav 1969), Stefan Kuroğlu (Yollar, Kishinav 1970), N. Babaoğlu (Bucaktan Sesler, 1959), Gavril Gaidarci (Ana Tarafım, Kishinav 1972), Mina Köse (Dattım Ömürdan, Kishinav 1991) gibi isimler modern Gagavuz edebiyatının öncülüğünü yapan eserler ortaya koydular. Ayrıca Olga Radova, Karanfil Gulkızı gibi kadın yazarlar da seökin eserler verdiler. Ana Sözü gazetesi ve gazetenin yöneticisi Tudor Zanet, Gagavuz edebiyatının yayılmasında ve Gagavuz kimliğinin ifade edilmesinde önemli rol oynadı.

Gagavuzlar ilk defa 12 Kasım 1989 tarihinde Gagavuz Otonom Cumhuriyeti’ni ilân ettiler. Bunu 19 Ağustos 1990’da merkezi Komrat’ta olan bir Gagavuz Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin ilânı takip etti. Ama bu Cumhuriyetin ömrü uzun sürmedi.

Moldova hükümeti Gagavuzlar’ın bazı isteklerine cevap vererek ekonomik yatırımları arttırdığı gibi Komrat’ta bir Gagavuz Üniversitesi’nin kurulmasını ve bir dereceye kadar kısmî idarî otonomiyi tanımayı kabul etti.

1993’te yapılan seçimlerde Moldova’yı Romanya ile birleştirmeyi amaçlayan milliyetçi parti ağır bir yenilgiye uğradı. Böylece Romanya’nın bir parçası olmak istemeyen Gagavuzlar’a da bir dereceye kadar güvenceye kavuştu. 1991’den sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin Moldova Devleti’ni tanıması, Moldova Cumhurbaşkanı M.Snegur’un anlayışlı hareket etmesi ve Gagavuzlar’la çeşitli alanlarda ilişki kurması, Rus taraftarı olan Gagavuzlar’ı daha millî bir tutum almaya ve Moldova hükümetine yaklaşmaya sevk etti. 1995’te Gagavuzlar’la Moldova hükümeti arasında yapılan anlaşmaya göre Gagavuzlar oldukça geniş bir dil ve kültür özgürlüğü ile bir dereceye kadar idarî otonomi elde etmelerine karşılık Moldova Cumhuriyeti içinde kalmayı kabul ettiler.

Gagavuz Türkçesi’nin Oğuz lehçe grubuna dahil olduğu bilinmektedir. Gagavuz lehçesi Türkiye Türkçesi’ne ve özellikle Rumeli ağızlarına yakındır. Gagavuz Türkçesi Anadolu ağızlarında kullanılan pek çok kelimeye sahiptir. Gagavuzlar, Kiril alfabesini bırakarak Latin alfabesine geçmiş olup alfabeleri otuz iki harften oluşmaktadır.

Gagavuzlar’ın din anlayışları önemli özellikler göstermektedir. Âyin ve duaları genellikle Türkçedir. Fakat temel dinî terimlerin hemen hemen tamamı Arapça kökenlidir. Meselâ Allah, aaret (âhiret), cennet (ayrıca Rusça-Romence’den alınan “ray” kelimesi de kullanılır), cehennem, mâbed, haram, oruç, sevap, dava, hacı, ruh, millet gibi kelimeler bunlardan bazılarıdır. Dinî âdetleri Müslümanlara benzeyen Gagavuzlar arasında kurban kesmek yaygın bir âdettir. Sığır, koyun, hatta horoz kurban olarak kesilir. Bu hayvanların içinde kurbanlık seçilen, kırlarda serbest dolaşan ve kimsenin ilişmediği “Allahlık” denen boğanın özel bir yeri vardır.

Bugün Gagavuzlar bir Türk boyu olmanın bilincine varmışlar ve varlıklarını bütün dünyaya kabul ettirmişlerdir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fazlı Köksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

09

Necdet - Müslüman olsaydı lar, kimlikkarini yitirirdiler.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 23 Ağustos 10:55
08

Yıldırım DAĞDAŞ - Gagavuzlar konusuna değinilmesi çok güzel oldu. Tebrik ederim. Zira böylece çok kişi böyle bir Türk grubunun adını duymuş oldu. Dünyada bunlara benzer dinleri Hıristiyan ve Yahudi Türkler de olduğuna göre Türkçü veya Milliyetçi olduğunu söyleyenlerin,Türklerin ancak lâik bir yönetimde birleşmelerinin mümkün olacağına inanmaları gerekmektedir. Yıllar önce okuduğum, şu anda ismini hatırlamadığım bir dergide milliyetçi görüşe sahip bir yazarın makalesinde şöyle deniliyordu ; nüfus mübadelesi sırasında, Hamdullah Suphi Tanrıöver Atatürk'e diyor ki "Paşam! Avrupa'dan hiç Türkçe bilmeyen bazı müslüman halkları bile getirdiniz, ama Türkçe'den başka dil bilmeyen Gagavuz Türklerini de getirebilir nisiniz?" deyince Atatürk de "Onlar Hırıstiyan oldukları için müslüman halkımızla kaynaştırmamız zor olabilir" diye cevap veriyor.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 22 Ağustos 22:49
07

Murat Atak - Cok begendim teşekkür.^Bıldır^ bende yazmıştim.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 21 Ağustos 22:53
06

Togay - Çok güzel olmuş başkanım. Kaynak da verebilirsen memnun olurum. Kalemine sağlık.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 21 Ağustos 19:54
04

Eerdem23 - Değerli bilgilerin için teşekkür ediyorum. Kalemine sağlık. Selamlarımla ?‍♂️

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 21 Ağustos 12:03
03

Musa Can - Allah razı OLSUN. Güzel bir konuya parmak basmışsın hıristiyan olmalarına rağmen Türk kimliklerini şimdiye kadar taşıyabilen ender bir topluluk Gagavuz Türkler

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 21 Ağustos 11:32
01

M.acar - Gagavuzlar için bir başka teoriden de bahsetmek gerekirdi. Anadolu Selçuklular'dan sultanlık yarışını kaybeden bir zat ve çevresindeki akraba insanları ya da aşireti sürmüştür, kuzeye doğru. dillerin içerisindeki İslami/Arapça kelimelerin bulunması başka türlü açıklanamaz zaten, bu görüşün doğru olduğunu düşünüyorum.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 21 Ağustos 11:04
05

Fazlı Köksal - @M.acar 01 nolu yoruma cevabı: Değerlendirmeniz için teşekkür ederim.

Haklısınız , Öyle bir görüş de var. “Gagavuz’un Keykavus’dan geldiğini söyleyenler de var” derken o iddiadan kısmen bahsetmiştim. Ben onun zayıf bir görüş olduğunu düşünüyorum.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 21 Ağustos 15:44