Ye kürküm ye

"Denemeler" kitabını okuduğumda yazarın kendi üstünden anlatımından, dönemin sosyolojik ve tarihi yapısını öğrenmiştim.

Üstelik sadece Fransa'nın değil dünyanın da...

Mesela bu kitabı yazarken (1772) yeni bulunmuş, cici Amerika’nın nasıl, kimler tarafından, kimlerin katledilmesiyle ve kimlerin yerleştirilmesiyle Amerika olduğunu görmek isterseniz okuyun derim bu kitabı...

Sadece o mu?

Ahlaki yapıların coğrafyaya göre değişikliğinden tutunda, erdem sahibi olmanın olmazsa olmazlarımız olduğu bile var...

Hayrete düşüren bilgiler kadar, Montaigne'nin kişiliği de şaşırtıcı...

Denemeler'i mutlaka okuyunuz. Çünkü, onda kendinizi bulacaksınız.

Montaıgne Denemeler kitabında şöyle yazar;

“Plutarkhos der ki bir yerde, hayvanla hayvan arasında pek büyük ayrılık yoktur, insanla insan arasında olduğu gibi.

   

…Plutarkhos’tan ileri giderek şöyle diyebilirim;

Kimi insanla kimi insan arasındaki uzaklık, kimi insanla kimi hayvan arasındaki uzaklıktan çok daha büyüktür.

…Ama insanları değerlendirmeye gelince, ne tuhaftır, varlıklar içinde kendi değerleriyle ölçülmeyen yalnız bizleriz.

Bir atı güçlü ve çevik olduğu için överiz.

Bir tazı koşmasıyla övülür, tasmasıyla değil; bir kuş kanadıyla övülür, püskülleri, çıngıraklarıyla değil.

Niçin bir insanı da kendinin olanla değerlendirmiyoruz?

Bir sürü adamı varmış, güzel bir köşkü varmış, şu kadar itibarı, bu kadar geliri varmış, bütün bunlar çevresindedir onun, kendisinde değil.

…Niçin insanı değerlendirirken sarılıp sarmalanmış, kundaklanmış olarak bakıyorsunuz ona? İnsanı kendi değeriyle ölçmeli, süsü püsüyle değil.

Eskilerden birinin pek hoş olarak dediği gibi,  

Bilir misiniz niçin büyük görünür o insan size?

Topukları yüksek de ondan.

Taban heykelden sayılmaz. Ayakkabılarını çıkarıp öyle ölçmeli boyunu insanın.

Parasını pulunu, şanını şerefini bir yana bırakıp bir gömlekle çıksın karşımıza. Bakalım bedeni işine elverişli mi? Kafaca nasıl? Hoş mu, yetenekli mi, gerekli her tahtası yerinde mi? Düşünce dağarcığı kendinden mi, başkalarından mı? Varlığında talihin payı var mı? Canının nereden, ağzından mı gırtlağından mı çıkacağına aldırmıyor mu? Kendinden emin, haksever, tokgözlü mü?

Bakılması gereken bunlardır; bunlardan anlaşılır aramızdaki sonsuz ayrılıklar.

Öyle bir insanı karşılaştırın bizim budala, aşağılık, köle ruhlu, değişken, türlü tutkuların rüzgarında durmadan bir o yana bir bu yana yuvarlanan çamur gibi insanlarımızla yerle gökten daha uzaktır onlar birbirinden.

Ama adetlerimizde öyle körleşmişiz ki bu ayrılığa hemen hiç önem vermez olmuşuz.

O kadar ki, bir köylüyle bir kralı, bir soyluyla bir soysuzu, bir devlet adamıyla bir özel kişiyi, bir zenginle bir yoksulu ele aldığımızda hemen çok büyük bir ayrılık görüyoruz aralarında; oysa bu ayrılık giyim kuşam ayrılığından başka bir şey değildir aslında..."

Pek söyleyecek bir şey bırakmamış Montaıgne.

Söyleyecek ne varsa söylemiş değersiz insanlara neden değer yüklediğimizle ilgili.

Bizim Nasrettin Hoca'mızda öğretmiştir bize...

"Ye kürküm ye" diyerek...!

Ne çok rağbetimiz vardır bu kürklere.

Kürkünde derecesi var.

Tilkisi var, tavşanı var, vizonu var, samuru var...Var da var...

Bunu fark ettiğimde bir kürk edinmek istedim gençliğimde...

Şöyle en pahalısından... En değerlisinden... En değer gördüreninden…

En kürkünden işte...!

Kürk dediysek anlayın siz...

Olmadı... Yapamadım alamadım. Kürküm olmadı.

Kim istemedi ki şöyle samur bir kürk...

Şöyle itibar gördürecek, baş köşeye buyur ettirecek...!

Montaıgne'nun demesi gibi, dışardan destek topuklarım olmadı...

Ne yalan söyleyeyim

olsun istedim ama...

Nasip etmedi nasibi veren...

Kızdım bazen. Gücendim ...!

Bir kürk vermedi sırtıma, bir topuk eklemedi şöyle boyuma diye...

Verdiğinde ve vermediğinde hayır varmış oysa.

Bilemedim, bilemedik...

Yaş ilerleyince anlaşılan bir bilmekmiş bu iş.

Ye kürküm ye diyemesem de kürkü olanlara da eyvallahım olmadı.

Kürk ve topukla yükselenleri biliriz...

Esas giysinin, kişinin kendi ruhundaki erdemler olduğunu ne zaman göreceğiz.

"Ye kürk ye" yerine,

"Kral çıplak" diyebiliriz hatta bağırabiliriz de...

İnşallah...!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Seyhan Arslan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Kamer - Kürke değer daha mı arttı sanki? Insana değer veren insanlara, ihtiyacımız var. Güzel konu.Arada hatırlamak gerek insana değer vermek gerektiğini.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 25 Ağustos 23:32