Sağanak sağanak zaman

 

            15 Temmuz 2016 sonrası mı desem, 16 Nisan 2017 Cumhurbaşkanlığı referandum sonrası mı desem, 24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrası mı desem ya da üç Büyükşehir’i, ülke ve İslam düşmanlarına teslim edildiği, 2019 yerel sonrası mı desem bilmiyorum. Fakat yaklaşık beş, on yıldır, Türkiye’nin başından dert eksik olmadı.

Evet, Müslüman’ın süsü, derttir, acıdır, çiledir, elemdir. Ancak son zamanlarda yaşanan olaylar, gerçekten de beyin yakıyor. Şu an yüz yılda bir olacak olan, bir pandemi süreci yaşıyoruz. Öyle olaylara şahit oluyoruz ki, pandeminin zorluğu, dünyanın en basit işi gibi görünüyor gözümüze. Çünkü bir yandan sel, bir yandan PKK’nın yaktığı orman yangınları, bir yandan da irili ufaklı depremler ile uğraşıyor iken, her gün binlerce vaka, yüzlerce ölüm olduğu halde, korona, dert listesinde en sonuna düşüyor. Yazı yazmak için, gündemini takip ediyor iken ben yoruluyorsam, devlet ne şekilde nefes alır ki? Devleti yönetenler, ne şekilde ayakta kalıyor ki?

Hem tarihi hem de tarifi olmayan çok zor bir zaman yaşıyoruz. Kabul, tarihi zamanı izlemek, izleyip, zamana dair, kağıda cümleler düşürmek, gerçekten de çok büyük bir şans, gerçekten de çok büyük bir haz. Fakat son aylarda her insan, adeta üçüncü sayfalara manşet olmak için yarış yapıyor. Şiddet, kavga, isyan, küfür, cinayet, ne ararsan var oğlu var. Bütün sinirler, yaydan bin kat daha gergin. Ülkede olan kutuplaşma, bilmem kaçıncı pikini yapıyor. Fitne ateşine odun taşıyanlar, artık yedi gün, yirmi dört saat mesai yapıyor. Muhalefet, asla iktidara değil, sana, bana ve Türkiye’ye muhalefet oluyor.

Evet, Türkiye’nin, karpuz gibi ikiye yarıldığını, ben de kabul ediyorum. Hep beraber, sevgi ve saygı içinde, kardeşçe bir hayat sürmek, elbette şahane olur. Dünya, çok büyük sonuçta. Sana da yeter, bana da. Fakat haç ile hilal savaşı bu. Sonunda yenilgi olsa da kıyamet gününe kadar haç hamle yapmaya devam edecek.

Evet haç, bir gün mutlaka ama mutlaka yenilecek. Lakin yenilecek olsa da o güne kadar, hiçbir şekilde durmadan, Hilal’e zarar verecek. Özellikle de Hilal’in en güçlü savunucusu olan Türkiye’ye, 2023 2024 yıllarına kadar, çok büyük saldırılar olacak… Daha doğrusu, sadece 2023 2024 yıllarına kadar değil, iktidar kim olursa olsun, kıyamet gününe kadar, Türkiye’ye saldırılar devam edecekler. Çünkü, dünyanın vicdanı Türkiye. Çünkü Türkiye’nin olmadığı yerde, eşkıyanın hükümdar olması, çok kolay iş. Çünkü tüm dünya, Türkiye’nin gücünü bizden çok daha iyi biliyor. Çünkü içinde İstanbul olan bu ülkeye, bizden çok daha aşık. Son zamanlarda sağanak sağanak saldırıların sebebi, Türk milletinin ve Türkiye’nin dik durması değilse nedir? PKK ile mücadele edilmese, Amerika sevmez mi bizi? Doğu Akdeniz’deki iddialardan vazgeçersek, Yunan, dost olmaz mı? Ya da Ayasofya’yı müze yaparsak, sağanak sağanak saldırılar bitmez mi?          

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ömer Alikılıç - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.