'Sus' deyince susmak

Tabii ki yerine göre.

Sinirliyken.

Sabır taşmış, kontrolden çıkmışken.

Yanlış yapıp, gönül kırma riski çoğalmışken.

Her iki tarafın da zararı söz konusuyken..

Her iki tarafın yakınları da üzülecekken..

Her iki tarafın da sevip saydığı, değer verdiği birileri ’Sus’ deyince susmalı insan.

Öyle insanlar, öyle dostluklar fazla değil biliyorsunuz.

Onlar ‘Sus’ deyince susulmaz, sözlerine itibar edilmezse, toplumda ‘Sus’ deyince susulacak adam bulamazsınız.

O zaman infialler bizi bekliyor demektir.

O zaman, hangi uçurumlara, hangi derin vadilere savrulacağımız belirsiz olur, bilemeyiz.

‘Söz ola durdura savaşı, söz ola kestire başı’ diyen atalarımız boşuna konuşmamışlar.

‘Dünyada keşfedilemeyen iki şey var demişler; Biri tarihte Türklük, ikincisi de kutuplar’

Bizi biz yapan en önemli değerlerimizin başında Atasözlerimiz gelir.

Avrupalı sosyologlardan biri; ‘Hayat hakkında tecrübe sahibi olmak istiyorsanız, sadece ve sadece Türklerin Atasözlerini inceleyin yeter, demiş.

Zinhar öyledir.

Bizim atasözlerimiz hayatın hiçbir alanında boşluk bırakmamış.

Bir fincan kahvenin 40 yıllık hatırı bizde anlamlıdır.

Saklanan samanın değerini biz biliriz.

Ağacın yaş iken eğileceğini fark eden ve gelecek kuşaklara aktaran millet biziz. ‘Düşman içeride olursa kapı kilit tutmaz oğul’ diyen de..

Bu sözler bizi âlim değil amma Arif yapan ve ufak tefek dalgalanmalara pabuç bırakacak bir millet olmadığımızın da bir nevi göstergesi, ilham kaynağıdır.

Anadolu coğrafyasında, bazı sıkıntılar peydahladığında, tek bir sözle ortalığı süt- liman yapan nice hatırı sayılır insanlarımız var.

‘Sus’ ya da ‘Otur yerine!’ deyince, kimsenin itiraz etmediği nice değerler..

‘Hiddetle kalkan zararla oturur’ denildiğinde, herkes meseleyi anlar.

Ve oturur oturduğu yere.

Dolayısıyla gönüller incinip, kırılmaz.

Zira bizde Gönül, aynı zamanda Allah’ın evidir.

Boyunlar, Allah’ın huzurunda kıldan ince ve büküktür.

Elbette hukukun karşısında da..

Son 20- 30 yıldır değer erozyonuna uğradığımız bir vakıadır.

Okumuyoruz çünkü..

Dahası birbirimizi dinlemiyor, karşımızdaki insana değer vermiyor ve onları küçük düşürmekten de beri durmuyoruz.

En büyük sığınağımız atasözlerimiz olunca da sıkıntılı süreçleri kolayca atlatabiliyoruz.

Bir de fıkralarımız var.

Fıkra zeki insanların işi.

Adamına ve bölgesine göre ne zenginliklerin ve ne derin hoşgörülerin sahibiyiz.

Satırlarımıza küçük bir fıkra ile nokta koyalım.

Olay KocaAli’de yaşanmıştır.

Ali ilkokul 1. Sınıf öğrencisidir.

Öğretmeni sorar;

-      Ali söyle bakalım, senin elinde bir elma var, bir elma da ben verdim, elinde kaç elma olur?

Ali kaşlarını çatarak cevap verir;

-      Öğretmenim, yalan konuşma, sen bana ne zaman elma verdin?

Siz, siz olun, ‘Sus’ deyince susacağınız arkadaşlar edinin.

Hayat onlarla anlamlı ve değerli..

İnanın..

 

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ömer Emecan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.