Bir derin mesele: İttihat ve Terakkiciler

      Ağustos çıkmadan. Enver Paşa’nın vefat yıldönümünün hemen ardından yazmak ve geçmişi hatırlayıp geleceğe ışık tutmak..

Biraz da ders çıkarmak için, zaferleri kutlamak, kara günleri anmak, hatırlamak, hafızada tutmak ve ak ile karayı seçmek için İttihatçıları, dolayısıyla Enver Paşa’yı ve İttihatçıların önde gelen Talat ve Cemal Paşa’yı, İttihatçıların diğer önemli şahsiyetlerini doğru kaynaklardan okumak, yazmak ve anlatmak gerek.

      Çünkü Osmanlı da bizim, Cumhuriyet te bizim. Enver Paşa da bizim, Mustafa Kemal Atatürk de bizim. Şah ta bizim, Sultan da bizim.

     Ak ile kara. Bazı olaylar sadece ak ya da sadece kara olmuyor. Sadece haklı, sadece haksız olmuyor. Sadece doğru ya da yanlış olmuyor. İttihatçılar ve en önemli üç paşası için de Enver-Talat- Cemal Paşalar için de aslında durum böyle bir şey. Hainlikle suçlamak, kahramanlıkla yüceltmek çok kolay.. Tarih ve Türk Milleti bile henüz bir karar verememişken bize de olayları objektif anlatıp, kararı zamana ve Türk Milleti’nin vicdanına bırakmak düşer elbet.

     1. Dünya Savaşı arifesinde Osmanlı Devletinde iktidar, İttihat ve Terakki Fırkası idi. Savaşa girme kararını onlar verdiler. Savaşı onlar idare etti. Dört yıl süren savaştan sonra yenildik. Teslim olduk. Mondros teslim anlaşmasıyla tarih sahnesinden Osmanlı devleti çekildi.

    Türk Milletini dört yıl ateş ve kan içinde hırpalayan ve sonuçta kahraman Türk Milletinin nice fedakârlıkları karşılığında elde tutulan Osmanlı topluluğunu parçalayan 1. Dünya Savaşı’nın, kendimizi ilgilendiren yönünü inceden inceye düşünmek, her aydın vatandaşın görevlerinden biridir.

     Gelecekte aynı faciaları tekrar yaşamamak için olayları, tarihi şahsiyetleri, ak ile kara, hain ya da kahraman gibi etiketleri kolayca yapıştırmadan incelemeli, yazmalı, anlatmalıyız. Kimin ne olduğuna zaman içinde, tarih, milletin vicdanı elbette karar verecektir.

     Enver Paşa, daha genç yaşta, henüz otuzlu yaşların başında saraya damat ve Osmanlı Devleti ne de başkomutan vekili oluverdi. Alman hayranıydı. Balkan Savaşı yenilgisinden sonra Türk Ordusunu ıslah etmek, modernleştirmek için Almanlarla bir anlaşma imzaladı. Almanlara o kadar güveniyordu ki üç maddelik basit bir anlaşmayla olası bir savaşta ordunun komuta kademesini Alman komutanlara vermekte sakınca görmedi. Savaş başladı ve önemli görevlerin başına Alman komutanlar geçirildi.

    1.Müşir Otto Liman Von Sanders: 1. Ordu komutanı ve sırasıyla, 5. Ordu ve Yıldırım Orduları komutanlıkları yaptı.

    2.Müşir ErichVon Folkanhayn: Yıldırım Orduları grup komutanlığı.

    3.Müşir Comlar Von der Goltz: Sırasıyla 1. Ordu ve 6. Ordu komutanlıkları.

   4.General Fredrich Krep Von kressentein: 8. Ordu komutanlığı.

   5.General Fritz Bronsart von Schellendorf: Genelkurmay 1. Başkanı.

   6.Han Von Seeckt: Daha sonraki Genel Kurmay 1. Başkanı.

   7.General Erich Weber: 15. Kolordu komutanı.

  8.Koramiral Wilhelm Souchon: Osmanlı Donanma Komutanı.

  9.Albay Frans Papen: Yıldırım Orduları Grup Kurmay Başkanı.

  Bu liste böyle uzayıp gidiyor. Savaş sona erene kadar her biri farklı görevlere atanarak savaşın kaderini onlar belirliyor. Bu duruma karşı çıkan vatansever Türk subayları, Rauf Bey ( Orbay), Kazım Karabekir, İsmet Bey ( İnönü)  ve diğerleri başka yerlerde görevlendirilmek üzere merkez karargâhtan bir- bir uzaklaştırılıyor.

     Bu ben bilirim, ben yaparım edası, alınan yanlış kararlar, yapılan hatalar Türk Milletini acılar, ıstıraplar içinde dört yıl mahvediyor. Savaş kaybediliyor. Geride yüzbinlerce şehit, gazi, sakat insan ve yüz binlerce esir verilip, devletimiz de yıkılıyor. Son kale Anadolu da işgal edilip, ordular dağıtılıp, silahları düşmana, galip devletlere teslim ediliyor.

İttihatçılar arkalarında yıkılmış bir devlet, işgal edilmiş vatan torakları ve mahvolmuş bir millet bırakarak, Enver, Talat ve Cemal paşalar başta olmak üzere İttihatçıların önde gelenleri 8-9 Kasım 1918 gecesi U-67 numaralı Alman denizaltısı ile İstanbul’dan ülke dışına kaçtılar.

     Büyük adamlar kendi dönemlerinde meydana gelen olayları yazıp milletine ve tarihe karşı sorumluluklarını yerine getirirler. Ne acıdır ki Enver, Talat ve Cemal Paşaların bu görev ve sorumluluklarını hem millete, hem tarihe karşı yerine getirmemeleri ne talihsiz bir şeydir.

Bizler olayların büyük bir kısmını Osmanlı Ordusunda görev almış Alman subayların yazdıklarından ve Kurtuluş Savaşımızın önderi Mustafa kemal Paşa’nın Nutuk adlı eserinden ve Kazım Karabekir, Rauf Orbay gibi Anadolu’da Kurtuluş Savaşı veren az sayıdaki Kurtuluş Savaşı kahramanı paşalarımızın hatıralarından ve yazdıklarından derleyip toparlamaya çalışıyoruz.

    Aslında İttihatçıların önde gelenleri her biri zeki, çalışkan, vatansever ve dürüst insanlardı. Fakat ne kadar zeki ve bilgili, ne kadar vatansever olursa olsun, görgü ile olgunlaşmamış insanların memleketin mukadderatına hâkim olmasının zararlı bir şey olduğu tarihi bir vakadır.

     Madalyonun diğer yüzünde ise bu tarihi şahsiyetlerin her birinin, vatansever, dürüst, çalışkan, yürekli, mert insanlar olduğunu, savaş boyunca dört yıl cepheden cepheye koşup cansiperane mücadelelerini görüyoruz.

    Rauf Orbay hatıralarında savaş sırasında bir olayı şöyle anlatıyor; ”Enver Paşa beni bir heyetle bir müfreze eşliğinde Irak-İran üzerinden Afganistan’a gönderdi. İran içlerinde ilerlerken, henüz Kirmanşah’a yaklaştığımızda bazı olumsuzluklar ve İngiliz birliklerinin o bölgeye yakın bir yerde olması sebebiyle Afganistan’a gitmekten vazgeçmemiz gerektiği bir durum oluştu. Fakat, heyetteki Alman subaylar ve başlarında Alman İmparatorunun adamı Fon Von Muss  ile anlaşmazlığa düştük. Alman subay bana tahakküm etmeye kalkışınca, kendisini kışkırtıp elindeki altın dolu sandığı alıp yanımdan defettim” diyor.

     Sonra bu altınları Osmanlı Devlet Hazinesine teslim etmek ister. Fakat hazinedar “İngiliz kâfirinin altınını hazineye sokmam” deyince altınları Enver Paşa ya teslim eder. Enver Paşa da Hollanda bandralı bir ticaret gemisiyle altınları Yemen Cephesinde bulunan birliklerimizin komutanına ulaştırır. Böyle dürüst adamlardı.

      Sonra Anadolu’da Mustafa Kemal Paşa önderliğinde Kurtuluş Savaşı verilirken; Talat Paşa 15 Mart 1921 de Almanya- Berlin de Ermeni suikastçı Sogemen Tehliryan tarafından silahla vurularak öldürüldü.

     Cemal Paşa. 21 Temmuz 1922 de Tiflis’te iki yaveri ile birlikte kimliği belirlenemeyen suikastçılar tarafından öldürüldü.

     Enver Paşa da 4 Ağustos 1922 de henüz 40 yaşındayken, Turan hayallerinin peşinden koştuğu Türkistan, Turan coğrafyasının tam ortasında bu günkü Tacikistan da Bolşevik Ruslara karşı girdiği bir çatışmada öldürüldü.

     İttihatçılar, başta Enver, Talat ve Cemal Paşalar, Ermenilerle ilgili sevk ve iskân kararını egemenlik haklarımıza yapılan saldırıları bertaraf etmek için uygulamışlardır. Bu karar biz Türkler için meşru müdafaa, Ermeniler için ise düşmanla işbirliği yapıp, kendi devleti Osmanlı ya karşı savaşmaları kendileri için seçilmiş bir Travmadır. Dolayısıyla lafı eveleyip gevelemeden,  İttihatçıların bu konudaki fikir ve aksiyon kararlılığının arkasındayız.

     Şimdi, İttihatçıların, özellikle de Enver, Talat ve Cemal Paşaların ve diğer önde gelenleri hain miydi, kahraman mıydı? Ak mıydı Kara mıydı? Velhasıl, Enver Paşa da İttihatçılık da Türk Milliyetçilerinin ruhunda henüz çözülmemiş bir derin meseledir.

 

 

 

Artık Sakarya Yenihaber Gazetesi’nin  köşe yazarıyım. Sırtını bir yere dayamayıp, çırpınmasından başka kanatları olmamış bir bağımsız yazarım. Sakarya Yenihaber Gazetesi Sahibi, Genel Yayın Yönetmeni, editörü, çalışanları ve köşe yazarlarına selam ve sevgilerimi göndererek hayırlı olsun dileklerimle ilk yazımı okuyucularla paylaşıyorum.     

ALİ ÇETİNKAYA

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Çetinkaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

03

Seyhan Arslan - Hoş geldiniz. Ahh ittihatciler ...

Güzel bir konuya değinmişsiniz.

Dönem dönem kalemimin erdiğince deginiyorum.

Galiba bu konuyu iyice bilmeliyiz.Bildirmeliyiz de.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 30 Ağustos 00:54
02

Matrakçı Nasuh - Bakalım Hükümete göre mi rota çizeceksiniz millete göre mi...

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 28 Ağustos 16:50
01

Şenol Kabaoğlu - Aramıza Hoşgeldin Kadim dostum. Aynı kaynaktan su içmiş olmanın tezahürü ile taşıdığımız fikirler ve düşünceler aynı ırmaktan akmaya devam edecek. Başarılarının devamını diliyorum.

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 26 Ağustos 18:39