Aşure gibi yazı

   Bilindiği gibi, İslam Alemi olarak, hicri takvime göre Muharrem, yani “Aşure’’ ayını idrak ediyoruz. Yeme konusunda çok istekli olmasam da, aşurenin, o rengarenk, bol çeşitli görüntüsü, yüreğime hoş duygular ekiyor. Aşure, “saygı”nın tatlısı aslında. Misal, nohut, incirin tadına hiç bir şekilde itiraz etmiyor. Kayısı, fasulyeyi tuzu ile seviyor.

Benim de bugün, aşure gibi bir yazı yazasım var. Birbirinden çok farklı cümleler olan ve her cümlenin, her cümleye sonsuz saygısı olan bir yazı… Kalemim, fabrika ayarlarına döner mi, dönerse ne vakit döner, fabrika ayarlarından çok mu uzak bilmiyor, bilemiyorum. Gündem; “benim özümde çok şey var, beni yaz” diyor, hayat; “aman ha, ben kaleminin ilk göz ağrısıyım, sakın beni ihmal etme.’’ diye, peşimi bırakmıyor. Yürek, duygular ile dolup taşıyor, zihin ise, düşünce denizinde, ölüme meydan okuyor. Bir tek zaman, hiç bir şeyi umursamıyor. O, kendi tarzıyla, kendi doğrusuyla ve kendi yolunda, dünyanın son gününe doğru yol almaya devam ediyor.

                Hem yaşadığımız hayata dair. Hem bir kısmı ruha zehir, bir kısmi ruha ilaç olan aşka dair, hem ülkeye, gündeme dair, hem de yüreklerinde olan, öfke, kin ve nefret yüzünden, gerçekleri görmeyen, kör insanlara dair, yazılacak çok şey var.

                Yoğun ve çok zor gündemden ötürü, hayatin hatırını soramaz olduk. Aşkı, karşımıza alıp, şiiri konuşamadık uzun zamandır. Sonbaharın, o hüzünlü havasını yaşayamadık dolu dizgin. Etrafa bakıp, detayları görmeyeli, bir ağacı saatler boyunca izleyip, o ağacı yaratan Allah’ı düşünmeyeli çok oldu. Birbirimizi sevmeyeli, birbirimize selam vermeyeli çok oldu. Eee üstüne korona gelince, eş, dost ve aileden bile, selamı kestik.

                15 Temmuz hain darbe girişimi, Türk Milletinin tarihi direnişi ile ülkem, uçurumun kenarından döndü. Eğer, o gecenin karanlığı sabah dağılmasaydı, eğer üniforma giyinmiş teröristler başarılı olsalardı, 16 Temmuz sabahı, nasıl ülkeye uyanırdık bilmiyor bilemiyorum. Neyse ki, Allah’ın yazdığı galip geldi ve bugün, özgür ülkede, özgürce yaşamaya devam ediyoruz. Evet, o gece aydınlık sabaha uyansak ta, 15 Temmuz tehlikesi geçmedi hala.

                Demokrasi darbeye yenilmedi ama duygular darbe aldı. Güven darbe aldı. Saygı darbe aldı. Sabır darbe aldı ve en önemlisi sevgi darbe aldı. Neden bilmiyorum, hepimiz onu bunu suçluyor, kendi doğrularımızı savunmaktan, başka doğruları göremiyor ve sürekli, “zaten” ile başlayan, “senin yüzünden” ile biten cümlelerle yaşıyoruz.

Kabul, zaman zaman ben de ülkeyi geren, kutuplaştıran yazılar yazıyorum ve ülkeme, dinim İslam’a bu kadar saldırı varken, ben de sert yazmaya devam edeceğim. Ama aynı zamanda da biz, aşure gibi bir millete sahibiz. Tatlarımız da farklı, şekillerimiz de. Baktığımız yönler de ayrı, dile getirdiğimiz sözler de. Ama aynı kazanı paylaşıyor, aynı ateş üstünde halleşiyoruz. Farklı olsak da, hepimiz aynı gökyüzü altında, aynı bayrağa sevdalı ve insanın, insana saygısı olduğu sürece, bu aşurenin tadını, kimse bozamaz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ömer Alikılıç - Mesaj Gönder

# oldu

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.