Kuru bir selam referanstı bir zamanlar

Kuru bir selamın referans kabul edildiği yıllarda büyüdük biz.

Dostun dosta değer verdiği, hatırın kıymetin olduğu zamanlarda…

Hatır için çiği tavuk yenir diye boşuna denilmiyordu. Gerçekten hatır, gönül vardı eskiden.

Dostumuzdan gelen bir selamla hiç tanımadığımız, dostumuzun gönderdiği kişiyi hanemizde misafir eder, yedirir, içirir ve evimizde konuk ederdik.

Yine bir dost selamıyla gelen müşteriyi tanımasak dahi istediği her şeyi bir kuruş almadan koyardık torbasına.

Islak imzalı senetten daha emindi dostumuzun selamı.

Hatır ne gizemli bir güç, ne kıymetli bir hazineydi o vakitler.

Hatır için neler yapılmazdı ki?

Küsler barışır, kavgalar sulh olur, boşanmalardan dönülür, hatta hatırı sayılır dostların araya girmesiyle kız istemelerde inatçı kız babalarının rızası dahi alınırdı.

Peki, bu ‘Hatır ve dost’ kelimesi bu gücü nereden alıyordu? Elbette ailedeki eğitimden alıyordu.

Aileler tahsilli miydi ki derseniz; hayır tahsilli değildi, diplomalı değildi ama hayat mektebinde okumuş , kültürünü, özünü kaybetmemiş, örf adetlerini devam ettiren, okumamış ama görmüş geçirmiş insanlardı. Ve bizim anne babalarımız bizleri kitap okuyarak değil ama atasözü ve deyimlerle büyüttüler. Bence bir milletin atasözleri ve deyimleri en eski ve en büyük kütüphanesidir. En kalın ve en etkili ansiklopedisidir. Şöyle ki, Biz hep ‘Teyze anne yarısıdır’ı öğrendik. Ya da ‘Emmi baba yarısıdır’ı. Yine ‘Er dayıya, kız bibi ( hala)’ye’ yi.

Neydi bu sözün hikmeti? Geniş aile kavramını çocuğa anlatmaktı. Kan bağını çocuğun beynine yerleştirip emmi, dayı, hala, teyzenin de çocuklar üzerinde söz hakkı olduğunu idrak etmelerini sağlamaktı. Bülbül güle, karga çöplüğe götürür’ neydi bu sözün hikmeti? Seçtiğimiz arkadaşlarımızın hayatımızı nasıl etkilediğini anlatıp arkadaş seçimimize dikkat etmemiz gerektiği bilincini vermekti.

‘Ayıdan post, düşmandan dost olmaz’ ‘Arkadaşını söyle, sana kim olduğunu diyeyim’ ‘Su küçüğün, sofra büyüğün’ Sus küçüğün, söz büyüğün’ Hatır için çiğ tavuk yenir, söz gümüşse sükût altındır ve daha nice anlamlı atasözlerimiz. İşte biz bu tecrübe ansiklopedisini sular seller gibi içerek büyüdük. İşte bu yüzden sözler senetti o yıllarda. Dostluklar kardeşlikten ileri idi. Öl dediğinde öleceğimiz, sus dediğinde susacağımız insanlar yaşardı bi vakitler. Oysa şimdi kitap tahsillisi olduk, diploma eğitimlisi olduk sadece. Ahlaktan sınıfta kaldık, saygıdan sınıfta kaldık, güvenden sınıfta kaldık, hatırdan gönülden sınıfta kaldık, merhametten, şefkatten, sevgiden sınıfta kaldık. Rabıtadan sınıfta kaldık. Hasım olduk hısımlarımızla. Tatillerde memlekete döndürmedik yolumuzu, otellere, kamplara giderek denize döktük akraba ve geniş aile bağlarını, gene sınıfta kaldık.

Biz kıssadan hisselerle, ninelerimizin hikâyeleri ile analarımızın babalarımızın atasözleri ile büyürken çocuklarımızı Matematik kurslarıyla, Fen Bilgisi kurslarıyla, test soru bankaları ile büyüttük.

Durum ortada…. Ne ekersek onu biçeceğimizi unuttuk galiba…. Eeee böyle olunca da ne hatır kaldı ne gönül. Sevgiyi, saygıyı, merhameti, sadakati, güveni, inancı mevsiminde ekmezsen ürün alamazsın hasat zamanı.

Fidan dikimi zamanı ilkbaharın en başlarıdır.

Yani ağaç yaş iken eğilir. Yaş iken bir şeyler vermeyip bugün bir şeyler beklemek ise öküzün altında buzağı aramaya benzer.

Halk Şairi Nurgül KAYNAR YÜCE / K. MARAŞ

 

Gördüğünüz gibi geçen haftaki ‘SUS DEYİNCE SUSACAĞINIZ ARKADAŞLARINIZ OLMALI’ Başlıklı yazımıza Kahramanmaraş’tan böyle bir yorum geldi.

Duyarlı yüreklere selam olsun..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ömer Emecan - Mesaj Gönder

# test

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.