Şeref ve utanç

                                         

       Şeref, herkesin hoşuna giden asil bir kelime. Hatta çocuklarına Şeref ismini veren anne-babaların beklentisi de şerefli bir insan olmasını dilediklerinden olsa gerek. Fakat adı Şeref bile olsa bu soylu kelimenin içini doldurmak öyle kolay değil. Makamlarla, parayla şeref kazandığını sananların pek çoğu, makamı gidince, parası bitince şeref sandığı şeylerin kendisinde bittiğini gören çok örnek var.

      Japonlara bu konuda bir çok kişi gibi benim de hayranlık duyduğum bir gerçek.

      Utanç duyulacak olaylar, hatta bu konuda haksız ve yersiz bile olsa yapılan suçlamalar karşısında; bu utançla yaşayamam diyerek intihar eden japonlar son yıllarda bile örneği en fazla millet olarak görünüyor.

     Takvimler 27 Mayıs 2007’yi gösteriyordu. Zamanın tarım bakanı Toshikatsu Matsuoka, kendisi hakkında yapılan yolsuzluk suçlamaları henüz kanıtlanmadığı ve mahkeme edilmediği halde, bu utançla yaşayamam diyerek intihar etti.

     Yine takvimlerin 2 Ocak 2020’yi gösterdiği gün zamanın bakanlarından Miyake Yukiko, kendisi hakkında ortaya atılan yolsuzluk iddiaları sebebi ile ‘bu utanç ile yaşayamam’ diyerek denize atlayıp intihar etti.

      Bizde ise son yıllarda adı yolsuzluk, rüşvet vb. olaylara adı karışan bürokrat, bakan, iş adamı kim varsa, pişkin pişkin ortalıkta geziniyor. Utanma, sıkılma, utanç durma gibi hiçbir belirti yok.

      Osman Gazi Köprüsünün inşasında görev yapan Japon mühendis Kishi Riyoichi köprünün halatının kopması olayından kendisini sorumlu tutarak “bu utançla yaşayamam” diyerek intihar etti.

        Bizde ise, Kuzey Marmara otoyolu çalışmaları esnasında, Gebze-Tavşanlı kesiminde, Osman Gazi köprüsüne yakın bir noktada yapılmakta olan viyadüğe 2. kademe beton dökülürken, beton bloğun ters dönmesi ile üzerindeki işçiler ile birlikte aşağı düşmesi sonucu 4 işçinin beton bloğun altında kalarak can verdiği olayda bırakın intihar edeni, görevinden istifa eden bir sorumlu bile çıkmadığı gibi, bu olayı haber yapılmaması için basına yayın yasağı bile getirildi. Tren kazaları, çöken binalar, çöken yollar ve daha nice utanç duyulası olay da cabası.

      İntiharı övmek değil elbet niyetimiz. Fakat şerefli davranışlar gösteren kim olursa olsun, insan hayranlık duyuyor. Bu asil davranışlar sadece Japonlara has değil elbet. Türk Milleti şerefli bir millet olarak içinden böyle birçok asil vatan evladı çıkarmış bir millettir. Son yıllarda utanç duyulacak olaylar yaşansa da yakın tarihimize bile baktığımızda birçok şerefine düşkün, asil, kahraman ruhlu Türk evladı vardır. 

       İşte bunlardan birisi de 26 Ağustos ta başlayan Büyük Taarruz da 57. Tümen Komutanı Albay Reşat Çiğiltepe’dir.

      Miralay Reşat Bey 26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz’un ikinci günü 27 Ağustos’ta muharebenin en kritik mevkilerinden olan Çiğiltepe’yi düşmandan temizleyerek ele geçirmesi emredilmişti. Yunan komutan bunun farkında olduğundan, Çiğiltepe’yi en seçkin birlikleriyle takviye ediyordu. Mustafa Kemal Paşa saat 10.30’da Albay Reşat Bey’i telefonla arayarak: “Reşat Bey, bu önemli tepeyi ne zaman alacaksınız?”

“Komutanım, yarım saat içinde alacağız.”

“Başarılar dilerim.”

Mustafa Kemal Paşa 10.45’te tekrar arayarak. “Reşat Bey, düşmanın direndiğini görüyorum. Gözümüz o tepede, çok önemli.”

“Komutanım. Düşman tepeye bir tümen yığmış, direniyor. Ama alacağız komutanım, mutlaka alacağız.” Mustafa Kemal Paşa saat 11.00’da tekrar aradı.

“Reşat Bey’i istiyorum”

Telefona Reşat Bey’in habercisi cevap verdi. “Komutanım, Reşat Bey size bir mesaj bırakarak az önce intihar etti. Okuyorum komutanım.”

“Yarım saat içinde bu tepeyi almak için söz verdiğim halde, sözümü yerine getirememiş olmamdan dolayı yaşayamam komutanım.”

      Mustafa Kemal Paşa’nın gözlerinden yaşlar boşanıp; “Ne yaptın Reşat Bey? Sen bize daha çok lazımdın” der. Allah rahmet eylesin Reşat Bey büyük bir vatanseverdir.

      Saat 11.45 Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın telefonu çalar.

      “Çiğiltepe alınmıştır komutanım. Yüzlerce ölüsünü bırakan düşman Sincanlı Ovası’na doğru kaçmaktadır. Arz ederim.”

      Gözyaşlarımızın akmasına engel olamadığımız tüyler ürperten bu olayın kahramanı, Albay Reşat Bey, tepenin geri alınmasında 45 dk.’lık gecikme için canından vazgeçebilecek kadar sözüne bağlı ve şerefli bir vatanseverdir.

     Hayatı boyunca, Çanakkale cephesinde, Suriye cephesinde, Doğu cephesinde milletine yaptığı onca hizmeti bile yeterli görmeyip, 45 dk.’lık bir gecikme için kendisini ölümle cezalandırmıştır.

     Bu eşsiz kahraman, Türk Milleti’nin şeref timsalidir. Türk Milleti size minnettardır.

     Milletimizin gönlünde taht kuran bu şerefli kahramanı ve daha nice kahramanlarımızı nesilden nesile anlatmak da hepimizin görevidir.

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Çetinkaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.