Kötüyüm, kötüsün, kötü…

Şükür, sabır ve dua etmeyi elden bırakmıyor olsak ta, dünyanın ve Türkiye’nin bugünkü hali, ne yazık ki başlık gibi; “kötüyüm, kötüsün, kötü…” şeklinde.

Neden mi? Sebebi çok ta önemli değil. Bir pay korona alsın, bir pay ekonomik sıkıntı, bir pay ülkeye öfke ekmek isteyen kişiler, bir pay isyan edenler, bir pay muhalefet, bir pay iktidar alsın. Ya da kimse almasın ve bütün pay ortada kalsın. Lakin bu ara sonuç;  “kötüyüm, kötüsün, kötü…” olarak çıkıyor.

                Üzücü haberlerin yer aldığı üçüncü sayfalar, aldı başını gidiyor. Her gün cinayet, her gün öfke patlamaları, her gün kavga, şiddet, küfür, kıyamet gidiyoruz. Kabul, Müslüman her zaman sabır edecek, her zaman şükür edecek, her insana hoşgörülü olacak, her fikre saygı duyacak. Fakat son yaşanan imtihan o kadar zor ki; kötü olmamız için, bir değil, binlerce sebep var. Cepte olan para az, yüzde, sinir bozan maske, çarşı pazar ateş pahası, eee bir de siyaset sahnesinde, saygı dip, ahlaksızlık pik yapınca, biz vatandaşlar da, gerildikçe geriliyoruz.

                Bu ruh hali, uzun bir süre bizim ile beraber olacak gibi duruyor. Çünkü yay ile yan yana gelsek, inanın ki, yay, bizim yanımızda, adeta pamuk kalacaktır. Bu tabloya bakınca, bir sürü soru geliyor aklıma. Durum neden bu şekilde? Neden çok gerginiz? Bu kadar öfkeli olmamızın, haklı sebepleri var mı?

                ben bu sorulara, günlerdir cevap arıyorum. Ben de kötüyüm çünkü. Bir virgül sanki içimde. Mutlu ya da mutsuz bir nokta bulup, bir türlü tam olamıyorum. Aldığım nefes, bana yetmiyor. Kalbim, penyemi yırtacak gibi, hırçın ve hızlı atıyor. Çok şey söylemek istiyorum, söylüyorum, ama değişen hiç bir şey olmuyor. Susmak istiyorum, susuyorum, o zaman da, şeytan meydana çıkıp, dinime, imanıma ve değerlerime küfür ediyor.

                Bu durum, ne yazık ki sadece bana özel bir durum değil. Bugün, hiç kimse nasıl olduğunu bilmiyor. Herkes mutluluk ve mutsuzluk arafı yaşıyor. Herkes hem haklı, hem de haksız. Yıldık sanki. Olguyu, algı karşısında savunuyor olmaktan bıktık sanki. Bir yandan korona ile maske ve mesafeli sıkıcı bir hayat, diğer yandan ekonomi sıkıntıları, öbür yandan ise, dinimiz ve ülkemize, ahlaksız saldırılar. Hal böyle olunca, hayat, kötüyüm, kötüsün ve kötü bir şekilde devam ediyor.

                “Eee çözüm ne peki?” dediğinizi duyar gideyim. Ancak kısa vadede, sabır ve şükür etmekten başka güçlü bir çözüm, ne yazık ki yok elimizde. Korona ile yaşamayı öğreneceğiz, çünkü kapanmak çözüm değil, açılmak çözüm değil, aşı olmayan insanlar olduğu sürece, aşı da çözüm değil. Bu yüzden, maske ve mesafe ile normal hayata dönmek, tek çare. Dinim İslam’a küfür edip, ülkem Türkiye’ye saldıran kötü insanlarla da, yaşamayı öğreneceğiz. Çünkü, kötü ve iyinin kavgası, kıyamete kadar devam edecek.

                Evet, hepimiz kötüyüz. Ama kötü olan ben, kötü olan sana dua etsem, sen de, bana dua etsen, karanlık, aydınlığa çıkmaz mı?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ömer Alikılıç - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.