Aydın olmak...

Aydın kişi nasıl olur?

Edindiği bilgilerle eski ve yanlış bilgilerini değiştirebilen kimsedir.  Kendi gibi düşünmeyen kimselere hoşgörülüdür. Çarpık düzeni görebilen ve bu düzene korkusuzca karşı çıkabilendir. Toplumun çıkarını kendi çıkarından önde görür aydın kişi. Bilgiye, sevgiye, anlayışa da açık olan insandır aydın.

Aydın olmak kolay değildir. Doğru yargılarla doğru varsayımlara ulaşsa bile bu bilgileri paylaşamaz.

Kişi kendini geliştirdikçe yalnızlaşır. Eğitimsizliğin prim yaptığı bir toplumda yaşıyoruz.

Okur... Öğrenir... Aydınlanırsınız...

Eeeee kiminle paylaşacaksınız?.. Paylaşamaz, tartışamazsınız bile.

Gelsin yalnızlıklar. Toplum kendine benzemeyeni dışlar. Eleştirir. Aynı olmasını ister... Fark-sız!.. "Düşüneni,  iftiranın ve sefaletin lağımında boğduktan sonra, ellerimizi yıkayıp, efendim bizde filozof yetişmiyor diye ah-u vahlar."

Amaaa "Aydın" olmak için farklı olmak gereklidir. Ancak, anlaşılamamak düşer payına. Aydın deyince öyle aklımıza bilgi küpü profesörler gelmesin. Okumuş olması gerekmez. Dağdaki çoban da aydın olabilir. Yada bir esnaf... Yada Sen...!

Haaa bilgiyle de desteklenmesi fena olmaz. Aydın kişi olmak farklı bir bakış açısı ve duruş gerektirir.

Hani bir yamaçta tutunan ağaç vardır. Hani kayanın arasından çıkan çiçek. Çölde su!.. İşte bunlardır "Aydın".

Etrafımızda kaç aydın var, ya da kaç aydın tanıdık.

Bir düşünün..!

Kaç aydın kişi öldürüldü.

Aklıma Şems bile geldi şu an. Mevlana'nın  kafasını karıştırıyor diye öldürülmedi mi? Mevlana'nın sus sabretlerine, "hayır savaş, hakkını ara" mesajı verdi...

Uğur Mumcu'yu düşünün. Abdi ipekci'yi... Gaffar Okkan'ı... Eşref Bitlis'i... Aksayan düzene cesurca karşı çıktılar.

Galileo dünya yuvarlak dediği için ölüme mahkum edilmedi mi? Ya Sokrates...!

Aydın kişileri, aydın olmayan kişiler eleştirir. Hiç bir şey üretmeyen, düşünmeyen birileri yargılar Aydını.

Kendini bilen kişidir aydın. Ama kendini ve hiç bir şeyi bilmeyenlerce yargılanır. Toplum kendinden farklı olanı imha etmek ister. Kurallarını bozacak, yargılayacak kimseyi istemez. Aynı tip düşünen aynı tip giyinen birbirinin aynı kişileri sever. Aydın olmak isteyen kişi her şeyi göze almalı. Çünkü bizde aydın ezilir.  Ötekileştirilir. Çaresizleştirilir!..

Hele uyumak isteyen toplumu, uyandırmaya kalkışmaya görsün. Linç edilir.

Uyanmakta, uyarmakta geçer akçe değil... Hatta tehlikeli...

Mutluluk bilmemekte, bildirmemekte galiba...!  Bunu bilse de aydınlanmış kimse, uyarmak zorundadır. Zordur...! En yakınlarına bile anlatamazsın.

Hayata bakışın değişmiştir artık.

Kadın programları, futbol seyredene Sokrates’i nasıl anlatırsın ki.

Jean Jack Rousseau'nun anılarını okuduğumda hayret etmiştim. Etrafındaki yanlış kimseler tarafından eleştirilmesi, dışlanması hayret vericiydi. Yalnız kaldı sonra. Tüm aydın kimseler gibi payına yalnızlık düştü. Karga sürüleri yordu onu. Kartallar gibi yaşadı. Ama bir döneme imza attı. Fransız devrimini etkilemiş ve yeni kurulan devlette fikirleri önemli olmuştur.

Fakat, yalnızlık aydın kişiyi daha bir besler.

İçi boş birlikteliklerdense, kaliteli yalnızlık da huzur bulur.

Toplumun şekline girmektense, eleştiri riskini göze alıp kendi olmayı seçer. Belki de kendini gerçekleştirmeyi. Belki ondan bekleneni... Belkide davranışı öğretidir... Belki...!

Aydın kişi farklıdır. Zaten farklı olmak zorundadır.

Kural yıkar...! Düzene baş kaldırır...! Dogma yıkar. Yol gösterir...

Zordur. Müslüman mahallesinde salyangoz satmak gibidir. Taşlanabilir, dışlanabilir, dövülebilir, yok edilebilirsiniz...

Yada kendini yalnızlaştırabilir. Kendi doğrularınızla baş başa kalabilirseniz tabiiki...! Başlamıştır artık süreç... Durdurulamaz.

Siz ne kadar dikkat etseniz de erdemleriniz tehlikededir . Aydın kişi artık her çeşit olayı çekmeye başlar. Toplum onu arasında istemez sanki. İçlerinde ki "mor inek"tir O. Gelir diksek atmalar, çelme takmalar. Aydın, erdemlerini koruması ve kendini savunması arasında kalır. Bilmenin edebi ve sükutu onu savunmasız kılar. Bilmemenin cahilliğiyle savaşabilir mi ki?

Erozyona uğramış manevi değerlerin akıp gitmesini seyretmek acı verir Aydın'a. Birşey yapmakla,  kaçıp yalnızlaşmak arasında bocalar. Nasıl yapacak?

Bakın Cemil Meriç ne demiş yine.

“Aydın olmak için önce insan olmak lazım.  İnsan mukaddesi olandır. İnsan hırlaşmaz, konuşur, maruz kalmaz, seçer . Aydın kendi kafasıyla düşünen, kendi gönlüyle hisseden kişi.  Aydını yapan; uyanık bir şuur, tetikte bir dikkat ve hakikatin bütününü kucaklamaya çalışan bir tecessus (meraklı).”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Seyhan Arslan - Mesaj Gönder

# yok

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

06

Ilyas - Seyhan hanım size ulaşmak istiyorum. 0532 409 3220 ilgileceginiz bir konuyu paylaşmak istiyorum

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 30 Eylül 07:49
05

Yüzel Ertuğrul - Ahh ..! Bu günlerde en çok ihtiyacımız olan gerçek aydınlar.. kaldı mı ki..? Tebrik ediyorum, güzel hatırlatmaların için..???

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 28 Eylül 12:18
04

Nedret Mental - Çok akıcı ve doyurucu bir yazı yazmışsinız gene,seyhan hanim...kaleminize kuvvet...tesekkurler,...sohbet tadindaki yaziniz için...

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 27 Eylül 12:33
03

Hediye Kara - Kalemine sağlık olsun kardeşim. Bugün özgürsek birileri bedelini ödediği için. Aydınlık günler umuduyla başarılarının devamını diliyorum.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 27 Eylül 12:06
02

Ümit - Şahane bir yazı. Aydın insanları diğer aydınlanma yolundaki insanlar besler. Sevgi, şefkat ve ışığın rehberliğinde Yola çıkanlardan olalım ?

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 27 Eylül 12:06
01

Dr. T. Sibel Yılmaz - Nasıl güzel bir ifade, ne muhteşem bir yazı bu. Paylaştım, sorgulayarak okunmasını öneririm. Teşekkürler, sayın yazar.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 27 Eylül 11:49