MUHALEFETİN İŞLERİ

Son dönemlerdeki muhalefet partilerinin daha doğrusu adına Millet İttifakı denilen yapının faaliyetlerini ve amaçlarını biraz irdelemekte fayda var.

 

    Millet İttifakı’nda bulunan partilerin lider ve sözcüleri ile diğer mensupları sürekli erken seçim üzerinde zemin hazırlamaya, algı oluşturmaya çalıştılar. Hatırlanacağı üzere dünyayı kasıp kavuran Covid 19 salgını ve tam kapanma dönemini dahi fırsata dönüştürüp erken seçim çalışmaları yaptılar.

 

    Millet İttifakı’nı kurduklarını deklare eden muhalefet; bu ittifakta hangi partilerin olduğu konusunda dahi kamuoyu nezdinde hemfikir olamadılar. 24 Haziran 2018 tarihindeki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Cumhur İttifakının karşısına ayrı ayrı adaylarla çıkıp seçimin ikinci tura kalacağı öngörüsüyle ve bazı yan etmenlerle Cumhurbaşkanlığını kazanacaklarını hesaplamışlardı ama bu hesap tutmadı.

 

     Tutmayan bu hesabın devamında ise 31 Mart 2019 tarihinde yapılan yerel seçimlerde bu kez açık ve gizli pazarlıklar sonucunda göreceli bir başarı elde ettiklerini zannettiler ama bu heyecanları fazla sürmedi. Siyasi manevralar yapmaktan Millet İttifakını oluşturan partilerin kaç partiden oluştuğunu dahi kamuoyuna açıklayamadılar.

 

      Heterojen bir yapı ve birliktelik olan Millet İttifakı’nın bir ve beraber olduğu algısını oluşturmak için HDP hariç diğer liderlerin yaptığı bütün açıklamalar muğlak ve siyasi söz yuvarlamalarından, kinayeli açıklamalarından kamuoyu nezdinde göstermelik birlik ve bütünlük gösterisinden ibaret olduğu yadsınamaz bir gerçek haline dönüştü.

 

    Millet İttifakı partilerinin şu anda ortak bir amacı var; o da bir şekilde HDP oylarını almak, HDP ile mümkünse gizli ittifak yapmak. Ama bu plana şu anki HDP yönetimi çok temkinli yaklaşıyor. Zira bundan önceki Cumhurbaşkanlığı ve yerel yönetimler seçimlerinde kendilerini kullanılmış hissettiklerinden artık garantili yol almak istiyorlar. Bu istek parti temsilcilerinin söz ve eylemlerinde daha sert, açık ve net ifadeler kullanma yanında asıl niyet ve hedeflerini açığa çıkarmalarına sebep oldu.

 

    HDP yönetiminden gelen son açıklamalarda artık kartları açık oynayacaklarını, kapalı kapılar ardında yapılan sözlerin tutulmadığını, kendilerince bir nevi seçim manifestosu açıklayacaklarını, bu manifesto doğrultusunda seçim ittifakı yapacaklarını, açıklayacakları seçim ilkeleri arasında bebek katili Apo dahil bütün Pkk terör örgütü teröristlerine genel af istediklerini aksi halde Millet İttifakı içerisinde olmayacaklarını açık ve net olarak deklare ettiler.

           

    HDP’nin bu açık ve net duruşu karşısında Kemal Kılıçdaroğlu ve Meral Akşener tarafında gözle görülen bir kaygı oluştu. Kemal Kılıçdaroğlu’nun aklına aniden Kürt sorunu geldi. Kürt sorununu çözeceğiz diyerek çözüm adresinin Meclis olduğu manevrası ile seçimi kazanıp iktidar olalım Mecliste gerekli çalışmaları yaparız mesajı gönderdi.

   Kılıçdaroğlu bir şey daha yaptı. ABD’nin İran, Irak, Suriye ve ileride Türkiye topraklarını kapsayacak şekilde kurmak istediği ve bu amaçla yoğun şekilde hazırlık yaptığı sözde Kürdistan Federe Devleti projesinde yeri olmayan ve Irak ile İran arasında virüs gibi kalan Pkk terör örgütünü Sincar ve Peşmerge bölgesinden çıkaramaması nedeniyle Pkk ile kanlı bıçaklı olan Barzani’yi ziyaret için Barzani’ye bir heyet gönderdi ama gönderilen heyet Barzani tarafından çay içirilip geri gönderildi.

 

    Meral Akşener ise 30 Ağustos kutlamaları adıyla İBB tarafından Yenikapı’da düzenlenen programda İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu üzerinden HDP’ye mesaj gönderip son yerel seçimlerde HDP seçmenlerinin oylarını alan Ekrem İmamoğlu üzerinde tek aday olarak anlaşabileceklerini ima edip sahne konuşmasında Ekrem İmamoğlu’nu Fatih Sultan Mehmet derecesinde konumlandırdı. Bu konuşmada bitirici vuruşu yapıp Ekrem İmamoğlu’na oy verenleri kahraman, vermeyenleri Haçlılar olarak ilan etti.

 

    Tüm bunlara ilave olarak İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu çok ilginç bir hamle yaparak 23 Eylül 1821 tarihinde Moralıların Osmanlı İmparatorluğu’na karşı ayaklanıp on binlerce Türk’ü; kadın, çocuk, yaşlı demeden, hatta hamile kadınların karınlarını deşip doğmamış bebekleri dahi vahşice katlettikleri döneme denk gelecek şekilde Yunanistan’ı ziyaret etti.

      Ekrem İmamoğlu’nun bu ziyarette Yunan Başbakanı tarafından kabul edilmesi, Yunan basınının “Atalarını ziyarete geldi” manşetleri ile çıkması, Ekrem İmamoğlu’nun Türkiye’de yönetim sorunu vardır diyerek yerel yönetim ötesi Türkiye aleyhinde açıklamalarda bulunması dikkatlerden kaçmadı.

  

    Cumhur İttifakı karşısında güç devşirmeye çalışan ve adına Millet İttifakı diyen muhalefet; kendilerince 2022 yılının ilk yarısında baskın seçim olacağı öngörüsüyle hayli çalkantılı günler geçirmeye ve tuhaf faaliyetlere başladı.

 

    Bütün bunların yanında sürekli dostlarımızla birlikte iktidar olacağız diyen Kemal Kılıçdaroğlu’nun ekim ayı içerisinde ABD Başkanı Biden’i ziyaret edeceği haberlerinin basında çıkması, Meral Akşener’in ise daha öncelerden hatırladığımız “Ben Başbakan olacağım” sözlerini tekrarlıyor olması çok ama çok önemlidir. Bunlar acaba neyin hazırlığıdır bilmiyoruz. Bildiğimiz tek şey; bu vatanın bölünemez bütünlüğü ve çok büyük orandaki vatan kahramanlarının her daim kulaklarının liderlerinde ve milletinin sesinde, gözlerinin düşmanlarda olduğudur.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Olgun Sert - Mesaj Gönder