Fındığın akıbeti ile nutellanın yükselişi arasındaki tezat

Atadan kalma toprağımda fındık üreticisiyim. Geçen gün kışlık bakım yapmak için plan yapıyordum. Gübre fiyatlarını öğrenince ne yapacağımı şaşırdım. Geçen yıl 3 bin TL civarı aldığımız gübrenin şimdi 7 bin TL civarı olduğunu öğrenince nutkum tutuldu. Bunca yıldır fındık üreticisiyim. Fındık üretimi girdi maliyetlerinin bu kadar kısa zamanda bu kadar attığına ne şahit oldum ne de duydum. İşçilik (yevmiye 200 TL ye dayanmış), gübre, ilaçlama, bakım gibi girdileri alt alta sıraladığımızda durumumuz vahim, neredeyse ürettiğimizi maliyetine satıyoruz ve bize bir şey kalmıyor durumu var.  Girdi maliyetleri ikiye, üçe katlandığı halde son üç yılda fındık fiyatının yerinde sayıyor olması soru işareti…

Konuyu basın yayın organlarından araştırırken aynı durumun sebze meyve ve hububat içinde geçerli olduğunu öğrendim. Aynı şekilde girdilerin astronomik fiyatlara ulaştığını ama ürün fiyatlarının üretici aracıya satarken yerinde saydığını, aracı pazara getirip tezgaha koyunca durumun değiştiğini ve bu girdiler bahane edilerek üreticiden yok pahasına alınan ürünün pazarda üç dört katı fiyata satıldığını basın yayın organlarında takip ederken öğreniyoruz.

Bundan daha elim ve vahim olmak üzere önümüzdeki yıl bu girdi maliyetlerindeki artış göz önüne alındığında; üreticinin maliyetleri karşılamayacağını hesap ederek, sebze meyve ve hububatta girdi maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle ekim yapamayacağını ve bundan dolayı önümüzdeki yıl yüzde on beş yirmi oranında ürün kaybı yaşanacağını basın yayın organlarında yoğun şekilde tartışıldığını görüyoruz.

İhtiyaç hasıl olduğunda gıda ithalatının gündeme gelmesi kaçınılmazdır. Dünyanın her yerinde gıda üretimi ve tedariki önem kazandığı için tedarikte sorun yaşanacağı ortada dururken, doların artışı göz önüne alındığında ise işin nerelere varacağını kestirmek zor ve tünelin ucu karanlık.

Fındıkla devam etmek istiyorum. Çünkü fındık sıfır katma değer ile üretilen ülkemizin en önemli ihracat kalemlerinden biridir. Sakarya ekonomisinin de belkemiğini oluşturan en önemli iki üç gelir kaynağından birini oluşturuyor. Sakarya yıllık ortalama 100 bin ton fındık üretimi gerçekleştiriyor. Bugün serbest piyasada 1 kg fındık 23 TL’den işlem görmektedir. Bu fiyatlardan Sakarya ekonomisine yılda 2 milyar 300 milyon TL para girdisi sağlar. Fındıktaki 1 TL’lik artışın Sakarya ekonomisine 100 milyon TL katkı yapacağını hesap edersek, geçen yıl serbest piyasada 24,5 TL’den işlem gören fındığın girdilerdeki astronomik artış ve hayat pahalılığına rağmen neden 23 TL’ye gerilediğini anlamak mümkün değil. Bu veriler ışığında Sakarya ekonomisinin geçen yıla oranla bu yıl 150 milyon TL gelir kaybına uğradığını irdelemek lazım.  Dolar üzerinden ihracat yapıldığını ve dolardaki artışı hesap edersek bu sezon fındığın en az 30 TL olması gerekirdi. Bu durumda gerçekçi bir hesapla Sakarya ekonomisinin bu sezon 650 milyon TL gelirden mahrum bırakılmış olması, üzerinde kafa yorulması gereken bir olgudur. Bu maliyetlerle üretici fındığına gereken bakımı yapamayacağı için üretim düşecek ve Sakarya ekonomisi gelecek yılda gelir kaybına uğraması kaçınılmaz olacaktır.

Üç yıldır yerinde sayan fındık fiyatlarını hepimiz biliyoruz. Ama aynı üç yılda tüm girdilerin iki üç kat arttığı görülüyor. Geçenlerde kendisinin de babadan kalma fındık bahçesi olan bir gurbetçi kardeşimiz Almanya’da Nutella fiyatının yalnızca bu yıl iki katına ulaştığını söyleyince hayretimi gizleyemedim.

Ferrero üç yıldır bizden aldığı fındığın fiyatını güncellemiyor ama yalnızca bu yıl Almanya’ da Nutella’ya yüzde yüz zam yapabiliyormuş. Sömürünün böylesine pes.  Atalarımın baldırı çıplak dikip yetiştirdiği fındığın kaderinin bir firmanın eline bırakılmış olması içimizi acıtıyor. Anne babamızım mezarlarında kemikleri sızlıyordur. Yalnız üreticinin değil Sakarya ekonomisinin damarlarında dolaşması gereken ve binlerce esnaf, sanatkar, serbest meslek sahibi ve ticaret erbabının evine ekmek olarak girecek olan para (en az 650 milyon TL) bir sömürge mantığıyla hareket eden tekel vasıtası ile cebimizden alınıyor ve kendi cebine atılıyor.

Sakarya’da bulunan Ticaret ve Sivil Toplum Örgütlerinin, Çiftçi Birlikleri’nin, siyaset yapıcılarımızın Esnaf ve Sanatkar Birlikleri’nin birlikte kafa yormaları gereken bir olguyu Sakarya kamuoyunun dikkatine sunmakta fayda görüyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şenol Kabaoğlu - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce 2022 yılı asgari ücreti ne kadar olmalı?