ÖĞRETMENİM

Ben bir öğretmenim. Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür. Öğretmen kökenli olunca yazar, kalemi eline almaya görsün. Geçmişten, günümüzden. Anılardan, yaşanmışlardan, yazmakla bitmez. Bu sefer de biraz anılardan, biraz yaşanmışlardan. Biraz hayatımıza dokunanlardan, biraz hayatına dokunduklarımızdan yazalım.

        1970’li yılların ilk yarısı, ilkokul 5. sınıftayız. Öğretmen Okulu sınavlarına hazırlanıyoruz. Ama yine de çocukluk işte. Teneffüste okul bahçesinde futbol maçı, iki sınıf arası, anında kuruyoruz. Öğretmenler durur mu? Biri bizim takıma biri diğer takıma. Ders zili çalıyor. Müdür Enver Kurt öğretmenimiz bizim takımda. Derse girmiyor oyuna devam ediyoruz. Sınıfın penceresinden bir ses, sınıf öğretmenim Gönül Kurt. Aynı zamanda Enver öğretmenin eşi. “Enver bey, öğrencilerimi istiyorum”  sesi hala kulaklarımda hoş bir seda. Adapazarı’nda yaşıyorlar, her ikisi de sağlıklı. Ellerinden öpüyorum. Böyle başladı öğretmen olmamızın hikayesi.

        Sonra kazandık tabi Arifiye Öğretmen Okulu’nu. Hem de devlet parasız yatılı. Ailemizden uzakta, daha 11 – 12 yaşlarında. Bizi koruyan, kollayan, hayatımıza dokunan bazı öğretmenlerimiz. Hala görüştüklerimiz, görüşemediklerimiz. Sizleri hiç unutmadık.

       Henüz 2. sınıftayım. Türkçe öğretmenim Necati Centimer. Adapazarı’nda yaşıyor. Allah uzun ömürler versin. Kompozisyon nasıl yazılır? Defalarca üzerinde duruşu belki de benim yazar olmamda ki önemli etkenlerden biridir.

       Son sınıftayız. 1982 yılı. Bir oyun sahneliyoruz. “Söğütlü Köyün Öğretmeni” dört perdelik bir oyun. Edebiyat öğretmenlerimiz, Canan Kartal, Nalan Kartal ve Selma Hoca yönetmenliğinde. Salon hınca hınç dolu. Vali’den Garnizon Komutanına ve halk. Ben başroldeki Cumhuriyet’in Öğretmeni’ni oynuyorum. Oyun bittiğinde dakikalarca ayakta alkışlanıyoruz. Tebriklerin ardı arkası kesilmiyor. Birini unutamıyorum. Merhum “Zafer Özçağatay” coğrafya hocamız. “Sana öğretmenlik çok yakıştı. İleride seni meslektaşımız olarak görmek isteriz” sözleri hala tazeliğini koruyor.

        Genç öğretmenlerimiz, bazen arkadaş, bazen bir koruyucu. Abdürrahim Şahin, Mehmet Üzüm, Erbay Kayatürk, merhum Haluk Baklan, Nazan Evliyaoğlu, M. Kemal Evliyaoğlu, Şerife Şahin, Muhittin Tuzcu ve merhum Halit Öztürk hocalarım, sizleri her daim anıyor, ellerinizden öpüyorum.

       Ve üniversite öğretmen olma maceramızın son bölümü. Hayatımıza dokunan hocalarımızdan hala hayatta olanlardan tarihçi Hüsamettin Öztürk, Meslek hocamız Atilla Yorgun, Şahabettin Hocaoğlu, ellerinizden öpüyorum. Bu yolculukta edindiğimiz arkadaşlar, meslektaşlar. Ve ayırıyorum. “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür olan bütün öğretmenlerin öğretmenler gününü kutluyorum.

     

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Çetinkaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.