KADINA ŞİDDETLE MÜCADELE GÜNÜ

Bu köşede yazmaya başladığım ilk günden beri vurgulamaya imtina ettiğim konu “Kadına Yönelik Şiddet” oldu. Tabii bu şahsi bir motivasyondan ziyade gündemden haberdar bilinçli bir vatandaş olarak da bir mecburiyetin sonucu. Gün 25 Kasım Uluslararası Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü olunca, bu kez de bahsetmeden edemedim haliyle. 

Kadına şiddetle alakalı vakalar sonrası yapılan değerlendirmelerde gördüğüm hatalardan vardığım sonuç, toplumumuzun zihniyetinin bu konuda epey bulanık olduğu.  Çoğu kişi, duyarlı olduğunu zannediyor ama ben pek de öyle düşünmüyorum. Yalnızca kadına şiddet uygulayanlar, kadını hor görenleri eleştirmeyeceğim bu kez.  Bir kadın cinayetine, azıcık vicdanı olan herkes zaten üzülür. Siz bu cinayetlerin esas sebebini görebilecek kadar vicdanlı mısınız, ona bakalım.  

Kadına şiddet sorunu kültür temelli bir problem. Türk kültürü mü Arap kültürü etkileri mi dersiniz, muhafazakar bakış açısı mı dersiniz, Ataerki mi dersiniz yoksa bu neslin mayası bu, mu dersiniz, bu sorun için hangi faktörü işaret edersiniz bilemiyorum ama ülkemiz insanı kadını kadın, erkeği “birey” olarak görüyor. Hükümetimiz de -maalesef- kadını kadın, erkeği “vatandaş” olarak görüyor.

Eski ekonomi bakanı Berat Albayrak’a herkes “damat” dedi. Onun eğitimi ve mesleki birikimini kimse ciddiye alamadı bu nedenle, koltuğunun sebebini herkes “damat” olmasına bağladı. İşte kadınların asırlardır yaşadığı da tıpkı böyle bir etiketleme. Kadın, güç ve otorite sahibi sayılmadığı için ya kocasından ya babasından sebep saygı görebildi. Etrafındaki erkeklerden yana şanslı değilse de güçsüz ve üzerine baskı kurulabilecek bir varlık oldu bu ülkede, bu da devamında kadına şiddeti ve maalesef cinayetleri getirdi.

Örneğin “kadın” lider Meral Akşener. Basında hep bu sıfatla duyuyoruz muhalefet partisi liderini, ne acı. Kemal Kılıçdaroğlu’ndan bahsederken kimse “erkek” lider sıfatına ihtiyaç duymuyor. Oysa Meral Hanım, ben sizin bacınızım, diyerek halka ulaşmaya çabalıyor, “bacı” bağı kurmak zorunda hissediyor; çünkü bu ülkede bir kadın ananız, karınız yahut bacınız değilse önem göstereceğiniz, sayacağınız biri olmuyor ne yazık ki.

İyi haber şu ki toplumsal psikolojinin yaratmış olduğu “güçlü sayılmayan kadın” figürü ve getirdiği şiddet riski aslında devlet politikası ile sıfırlanabilecek yahut azaltılabilecek bir risk.  Devletin kadınları korumaya yönelik aldığı önlemler ya da şiddete yönelik politikaları da bu derdin devası olabilir. “Kadını korumak” ile kastettiğim kadını, fail erkekten uzaklaştırmak değil. Zaten uzaklaştırma kararı sona erdiği gün, kadın ilk fırsatta öldürülüyor. Demek ki “korumak” bu değil. Devletin kadını koruması gerektiği ile kastettiğim, bir erkeğin bir kadına zarar verebileceği fikrinin dahi aklına gelmemesini sağlayacak algıyı yaratabilmesi, kadının tıpkı bir erkek gibi güçlü ve saygın olduğu algısının toplumca sindirilebilmesi için sosyal politikalar üretilmesi…

Çünkü olmuyor. Kamu spotunda kadınlarımızı koruyalım, şiddet uygulamayalım, demekle bu algı oturmuyor.

Bu sorunun kaynağını gerçekten anlayamamış, içselleştirememiş eril dillerin yalan yanlış destekleri ile olmuyor. Evine dön, bizim yapabileceğimiz bir şey yok, diyen kolluk kuvvetleri ile olmuyor, öngörülen cezalar sudan bahaneler ve iyi hal indirimleri ile azaltıldıkça olmuyor.

25 Kasım için bu konuyu tekrar gündeme almak istedim. Siz ne düşünüyorsunuz, bu cinayetlerde hem toplumun hem devletin payı yok mu?

Av. Berna Çatalbaş Saroğlu

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Berna Sena Çatalbaş - Mesaj Gönder

# yok, oldu

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Hamide Vural - Kadına şiddeti engellemeninin ilki ailede daha sonra okullarda verilmeli bence tabiki kanunlarda caydırıcı olmalı sevğili berna hanım sosyal konulara değimeniz çözüm üretmeniz bir kadın okur olarak mutlu etti inşallah hükümet kadını korumak adına kanuni yaptırımlar uygular ???????

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 25 Kasım 12:44