Dış güçler paradoksu

Bağımsız bir ülke olduğunuzda, hele bir de bizimki gibi stratejik öneme sahip bir coğrafyadaysanız gözü sizin üzerinizde olan ve sizi kötü durumlara düşürmek isteyen bir kısım dış güçler olacaktır. Buna bağlı olarak ülkeler de kendi savunmalarını yapmak üzere tedbirler alacaklardır. Eşyanın tabiatına uygun olan da budur. Dış güçlere karşı tedbir konusunda tarihteki en bariz örneklerden biri Çin Seddi’dir ki büyük ölçüde Türklere karşı yapıldığına dair bir görüş vardır. Ancak o eski devirler geçti ve bu dönemin usul ve üslubu çok daha farklı olmalıdır. Bu konuda İngiltere’nin yazılmamış ama uygulanan ‘İngiltere’nin dostları ve düşmanları yoktur çıkarları vardır’ şeklindeki kuralının herkese ipucu olması mümkündür.

Elbette bir ülkenin bu konudaki tavrının toplumun bütün kesimlerini içine alacak şekilde bir konsensüsle olması olmazsa olmazlardandır. Bu konunun günlük iç politikaların elinde oyuncak edilmemesi gerekir yani. Ancak son dönemde maalesef ülkemizde olan budur. Ne zaman ki içeride işler iyi gitmezse, enflasyon artsa, fiyatlar yükselse, dolar fırlasa –dış güçler- konusu temcit pilavı gibi önümüze koyuluyor. Bazen de tamamen kendi kontrollerinde olan veya denetlemeleri gereken kurum ve kuruluşlara atıyorlar tüm suçu (ancak bu yazının konusu bu değil). Sanki her şeyin sorumlusu onlar, tabii ki olanlarda dış güçlerin etkisi olacaktır ancak bütün bu işler olurken iç güçler ne iş yapıyor, derler insana. En azından bir Çin Seddi yapsalardı. Fakat üretimi (tarım ve sanayi) planlamaz ve doğru bir şekilde artırmazsanız üstelik elimizde olanları da kendinizin bile inanmadığınız gerekçelerle satarsanız durumun bundan daha iyi olmasını bekleyemezsiniz. Atalar boşuna dememiş “tarlada izi olmayanın harmanda yüzü olmaz” diye.

Yazımızı bir yalancı çoban hikâyesinin farklı bir versiyonu ile sürdürelim: Çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşan bir köyde koyunları gütmek için bir çoban tutmuşlar. Başlangıçta işler iyi giderken çoban kendi ihtiyaçları için birkaç koyunu satmış. Köye döndüğünde üstü başı perişan ve üzgün bir vaziyette ve dövünüp duruyormuş. Köylüler durumu sormuşlar, o da kurtların sürüye saldırdığını ve birkaç koyunu aldığını, kendisinin çok mücadele ettiğini söylemiş. Olayı öyle bir dramatize etmiş ki köylüler kendilerini suçlu hissetmişler. Aman üzülme, senin canın sağ olsun diye onu teselli etmişler. Bu durum belli aralıklarla devam etmiş ve çoban her seferinde daha bir perişan bir durum sergiliyormuş. Sonunda köylüler adama yardım etmesi için birkaç kişi daha görevlendirmeye karar vermişler. Ancak çoban onları da bir şekilde kumpasına ortak etmiş ve sürü de azalmaya devam etmiş tabii. Sonunda köylüler bu işi nasıl çözeceklerine dair bir toplantı yapmaya karar vermişler. İçlerinden tecrübeli ve bilge biri onlara şöyle söylemiş. Şayet bu çobanı tutmasa idik durum bundan daha kötü olmazdı. O halde yapmamız gereken…

            Soru şu, köylüler o bilgeyi dinleyip gereğini yaptılar mı? Bu konuyu kendi zihninizde çözümleyin veya senaryo oluşturun ancak şunu unutmayın, yazdığınız senaryoda neler oluyorsa sizin de başınıza gelecek odur. Bu konunun dış güçlerle ne alakası var, diyorsanız zaten bütün bu olumsuz durumlar bundan çıkıyor.. Yani temel bağlantıları kurmak veya kuramamak işte bütün mesele budur. Hele bir de bizim gözü kapalı bağlanışlarımız (bu her kesim için az çok aynı bunun istisnası olan çok kişi bulmak pek de mümkün görünmüyor), ön yargılarımız ve tabii et fiyatları artınca et yemenin sağlığa zararlarını anlatan bir medyamız olunca işler bir hayli zorlaşıyor. Bunu düzeltmek için çalışanların ise iğneyle kuyu kazmaları gerekiyor. Bazı şeyleri değiştirmek, algıları düzeltmek atomu parçalamaktan daha zordur. Bu arada bize düşen hakları yenen (özellikle gariban) insanların cellâdına gülümserken fotoğraflarını çekmek oluyor maalesef. Kurunun yanında yanan yaşlar da işin cabası.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Tarakçı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce 2022 yılı asgari ücreti ne kadar olmalı?