Korkma...

Diye başlar M.Âkif, İstiklal marşımızın ilk dizesine...

Kim bilmez ki istiklal marşını? Yediden yetmişe, hepimiz gururla dinleriz... Sözlerini tam ezbere bilmesek te, manevi gücünü hep hissederiz...

Kurtuluş Savaşı’nda askerimize manevi destek vermiştir. Her daim geçerlidir sözleri milli marşımızın...

Korkma! Der...

Ama ben korkuyorum...

Bazı tabularımız vardır bizim... Sevdiklerimiz,  bilgelerimiz için hata götürmez düşüncelerimiz vardır. Bilmez miyiz ki onlarda insandı!.. Her halleriyle... Hatalarıyla sevaplarıyla.

M.Akif'i yazmak cesaret ister... Korkmadan yazmak... Bende, o cesaret var mı ki?

Geçen yıl bir arkadaşım "Akif'i" yaz dedi...

"Akifi yazmak zor" dedim. Belki de korktum... Çünkü! Neyse!

27 Aralık 1936’da hayatını kaybetmiş Akif' imiz. Benim doğduğum gün de. Bugün!.. 85. yıl dönümü ölümünün. Ruhu şad olsun.

M. Akif'i yazmalıyım dedim. Hatta, öyle bir yazmalıyım ki günahıyla sevabıyla diye düşündüm... Çünkü; O "KORKMA" diyor... Ama ben sevdiğim, takdir ettiğim, hatalarınla bile sevdiğim bu bilge insanı yazamamaktan korkarım.

Mehmed Ragîf, daha sonra Mehmet Âkif Ersoy, 20 Aralık 1873 doğumludur. 27 Aralık 1936 ölüm günüdür. Milli şair, veteriner hekim, öğretmen ve siyasetçidir.

Mehmet Âkif Ersoy, Ulusal marşımızın yazarıdır. "Vatan Şairi" ve "Millî Şair" unvanları ile anılır. İstiklâl Marşı'nın yanı sıra Çanakkale Destanı, Bülbül ve 1911-1933 yılları arasında yayınladığı yedi şiir kitabındaki şiirleri, Safahat'ta bir araya getirmiştir.

O' da, kızdığım İttihatci'lerdendi. Meşrutiyeti getirenlerden. Yıldız sarayına küfredenlerden. Koca Osmanlı'yı İttihatcilere teslim edenlerden.

Aslında, o dönem kim İttihatci değildi ki?  Ah kimler, kimler...?

Herkes gibi... Hepimiz gibi Vatanseverdi M.Âkif...

Doğru bildiğini zan-netti. Harici bedbahtlara kandı.

Oda yanıldı..! Sonra..., İttihatcilerin hatalarını gördü.

Telafi edemedi!.. İş- işten geçmişti... Osmanlı bitmişti artık.  Her şeyiyle!.. Kızdı kendine. Çünkü, Vatan konusunda yanılmak olmaz. Olmamalı da...!

Birinci dönem, Burdur milletvekili olmasına rağmen, 2.dönem seçilmiyor. 1925'te her taraftan rızkı kesiliyor. Ne milletvekilliğinden, ne veterinerliğinden, ne ziraat müfettişliğinden ne de profesörlüğünden maaş alamıyor... Birde peşine hafiye takılıyor.

Safahat imha ediliyor... Kodlanıyor... İrtica 906 koduyla bahsediliyor M.Âkif’ten.

M.Âkif, vatan haini muamelesini hazmedemiyor. Gönüllü sürgünlüğü başlıyor. Gittiği Mısır- Kahire'de on bir yıl kalıyor. Ve, hastalanıyor. Tedavi için İstanbul’a dönüyor. Sessiz, sakin...

Beyoğlu'nda, Mısır apartmanında yokluk içinde yaşadı. Devlet sahip çıkmadı Akif'imize... O da, zaten yardım istemedi devlet erkanından.

İşte, burada korkusuz olmam gerek... KORKMA...diyor Âkif ...

Mısırda ne olmuştu? Hatta neden 2. Dönem milletvekili olamamıştı da, Mısır'a sürülmüştü? Yazdığı şiirler aslında bizlere fikir veriyor. "Safahat", M.Akif’in şiirlerini topladığı kitabın adı... Hele orda bir şiiri var... Buram buram pişmanlık kokuyor. Safahatın "Âsım" bölümüne bakınız.

Yoooo...  Onu bulması sizden. O kadarda korkusuz değilim...

Hastalığında sahip çıkmayan Devlet erkanı, cenazesine de sahip çıkmıyor.

Üniversite öğrencileri sahip çıkıyor...Camide, tabutunu gören bir öğrenci,  İstanbul Üniversitesi'ne  koşuyor. Öğrenciler onu omuzlarında Edirne Kapıya kadar taşıyorlar. O gün kar vardı İstanbul'da... Ve, mezarını da öğrenciler yaptırıyor...

1960'a kadar adı pek anılmıyor...Hatta adı milli şair değil, dini şair olarak söyleniyor. Ötekileştiriliyor...! Neydi bu kızgınlık, neydi bu kin M.Akif’e karşı... Biz bile onun ittihatciliğini affedip kalbimize aldık.

M.Âkif bize sadece Milli marşımızı bırakmadı. Aslında hayatı, tarihimizi anlatan yol haritası gibi. Bugünleri anlayabilmek, Yolumuzu bulabilmek için M.Âkif'in  hayatını bilmek ve yol haritasındaki, hikayesinde ki ve şiirlerinde ki işaretleri fark-edebilmek gerekli.  Kılavuz gerekli bize...Doğruyu, en doğruyu görebilmek için.

Ne olmuştu?. Neden böyle  davranıldı?.

Hafiye olmalıyız galiba... Biz sadece merak edelim. Gerisi gelecektir zaten. İhtiyacımız olan doğru bilgi. "Neler oluyor" lara cevap? İnanın merak ettikleriniz önünüze çıkacak. Sadece doğru okuyalım yol haritalarını.

Hadi başlayalım hafiyeciliğe!..

"Semerci ve Eşekler " şiirinde çok şey var. Bazı yazılar ve bazı şiirler var ki sadece yazıldıkları dönemi değil, yazıldıkları dönemin de ötesinde bir anlam taşırlar. Âkif’in şiirleri bunlardandır. Dönemin tarihi hakkında bize fikir verirler.

Toplumun ve aydınların davranışlarını ve bu davranışların sonuçlarını incelemektedir.  Bunu, iki hayvan karakter; eşek ve kurt üzerinden anlatmaktadır.  Eşek; yapılması gerekeni bir türlü yapamayan toplumdaki kişileri yansıtır. Kendisini parçalamak için gelen kurda, aldırmayarak otlamasını sürdüren kişidir eşek ..

Ciddi bir duyarsızlık içinde olan  karakterleri, kurt tehlikesine karşı bile  uyuşukluk halinde olduğunu ...

Eşeklerin içinde bulunduğu, budalalık halini resmetmektedir.  “Bir parça olsun arlanın” der M.Âkif...

"Müslümanlık nerede adlı şiiriyle Kurt ile birlikte yaşanılabilir düşüncesinin yanlış olduğunu, düşmanın burnumuzdan tuttuğunu ve bizi parçalamak üzere olduğunu söylemiştir. Bizleri uyarmıştır.

Gerektiği zaman konuşmayanları, ancak kendi kuyruğuna basılınca bağırmaya başlayanları, “sizde hiç kahraman ecdadımızın kanı yok mudur” diyerek yerden yere vurmaktadır. "Kurt uzaklardan bakar, dalgın görürmüş merkebi.  Saldırırmış ansızın, yaydan boşanmış ok gibi.

Lakin aşk olsun ki, aldırmaz otlarmış eşek. Sanki tavşanmış gelen yahut kılıksız köstebek!

Kâr sayarmış bir tutam ot fazla olsun yutmayı. Hasmı, derken, çullanırmış yutmadan son lokmayı!  Bir hakikattir bu, şaşmaz, bildiğin üsluba sok:

Hâlimiz merkeple kurdun aynı, asla farkı yok.  Burnumuzdan tuttu düşman, biz boğaz kaydındayız!

Bir bakın: Hâlâ mı hâlâ ihtiras ardındayız!

Saygısızlık elverir…  Bir parça olsun arlanın:  Vakti çoktan geldi, hem geçmektedir arlanmanın! "

Ah biz eşekler...!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Seyhan Arslan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

04

Azizkahraman - MEHMETAKIFCOKIYIADAMDIRUHUSADOLSUNHEPKALBIMIZDEYASAYACAK

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 30 Aralık 15:00
03

Kamer - Öyle yerler varki etrafından dolastığımız.Fark ettiriyorsunuz bu yerleri ve konuları.

Ve farkındalık yaratıyorsunuz. Teşekkürler.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 27 Aralık 17:28
02

Dr. T. Sibel Yılmaz - Nefis bir yazi.. Çünkü, önyargı zayıf insanların yanılgısıdir. Bizi güçlü olmaya çağırıyorsunuz ki, bu çağda gücün kaynağı bilgi, bilgiyi halka sunmaktır sevgi..(Bulent Ecevit, bilgi çağı türküsü) Bu sarmaldan ancak bilgi ile, gerçek değerler ile kurtuluruz. Teşekkürler sayın yazar.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 27 Aralık 13:21
01

Nedret Mental - Akif,"korkma" demiş...

Sizde korkmadan,

Gri alanlarda,

Kalem şakırdatmışsınız seyhan hanım...

Anlayana sivrisinek vızıltısı...,

Anlamayana davul zurna...,

Bugunleri anlamak....,

Akifi anlamaktan geçer...,

Tebrikler seyhan hanım...

Kaleminize kuvvet...

Anlatım üslubunuz da,

Akıcı,sade ve muhtesem...

Okutuyorsunuz yazdıklarınizı,

Sıkmadan....

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 27 Aralık 12:48


Anket Sizce 2022 yılı asgari ücreti ne kadar olmalı?