KELEBEĞİN RÜYASI

Rastgele film izleme veya kitap okuma alışkanlığımı bıraktıktan sonra sanırım sayılı film izledim.  Kelebeğin Rüyası bir kaç aydır izlemeyi planladığım bir filmdi. Güneşin kendini özletme hevesine kapıldığı bu günlerde nihayet  fırsat buldum.

1940’lı yıllar. İkinci Dünya Savaşının yaşandığı, Japonların Pearl Harbour’u bombaladığı günlerde Zonguldak’tayız.

Yılmaz Erdoğan’ı,  yapım  ve yönetimini üstlendiği filmde,  Zonguldak’ta edebiyat öğretmenliği yapan Behçet Necatigil rolünde  izliyoruz.  Zonguldaklı şairler olarak tanınan Muzaffer Tayyip, Kıvanç Tatlıtuğ; Rüştü Onur ise Mert Fırat tarafından canlandırılmış.

Yakın tarih sayılabilecek dönemler olmasına rağmen bilmediklerimle karşılaşmanın şaşkınlığına düştüm. Çıkarılan  “İş Mükellefiyetİ kanunu" (1940)  "Zonguldak vilayetine bağlı tüm köylerdeki 15/65 yaş arası erkek vatandaşlar maden ocaklarında çalışmakla mükellef" demiş. Elverişsiz koşullar, fakirlik ve verem can yakıyor. Şairlerimiz Rüştü ve Muzaffer şiir sevdalısı iki arkadaş. İkisi de verem. İkisi de sızlanmayan, yaşam dolu birer  genç. Unutulan dostlukları, vefayı, azmi, aşkı, paylaşmayı, fedakarlığı dibine kadar yaşayıp yaşatıyorlar. En büyük hayalleri, Varlık dergisinde bir şiirlerinin yayınlanması.

"Aşk olmasa insanlar ne yaşar, neden yaşar" dedim yine. "Tüm zorlukları unutturan, olmadık hayaller kurduran aşk iyiki varsın" dedim.

Tabi ki filmi anlatmayacağım. Şiirin nasıl bir sevda olduğunu anlamak isteyenler, yazma hevesinde olanlar, bir süreliğine de olsa aşkın o buğulu atmosferinde yol almak  isteyenler,  o yılların Türkiye’sinden ve yaşam kesitlerinden iz sürmek isteyenler zaten filmi izler.

Ben o genç şairlerin şiirlerinden birer örnek vermek istedim.

MEMNUNİYET/ RÜŞTÜ ONUR  ( 22 yıl yaşayabiliyor))

Benden zarar gelmez

Kovandaki arıya

Yuvasındaki kuşa;

Ben kendi halimde yaşarım

Şapkamın altında.

Sebepsiz gülüşüm caddelerde

Memnuniyetimden;

Ve bu çılgınlık delicesine

İçimden geliyor.

Dilsiz değilim  susamam

Öyle ölüler gibi

Bu dünya ortasında

MUZAFFER TAYYİP USLU /. MÜMKÜN MÜ (26 yıl yaşayabiliyor)

Mümkün mü ağlasın annem

Mezarımın başucunda

Ben sesimi çıkarmayayım

Hayırsız bir evlat gibi

Bir bulut uçsun da

Ben başımı kaldırmayayım

Yağmur dindikten sonra

Gezmeyeyim caddelerde

Ah mümkün mü bir güzel kadın

Geçsin de yanımdan

Ben seyretmeyeyim içimi çekerek

Tabi ki onlardan bahsedip de Behçet Necatigil’i anmamak olmaz.

BEHÇET NECATİGİL / SEVGİLERDE

Siz geniş zamanlar umuyordunuz

Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi

Yılların telaşlarda bu kadar çabuk

Geçeceği aklınıza gelmezdi.

Gizli bahçenizde

Açan çiçekler vardı,

Gecelerde ve yalnız.

Vermeye az buldunuz

Yahut vaktiniz olmadı.

 

Yoksulluğu, savaşı, hastalıkları sırtlanıp bir de bize türküler, romanlar ve eşsiz güzellikte bir vatan bırakan atalarımız, hepiniz eşsiz güzellikler içinde olun inşallah.

 

Reyhan Karagöz Çetin

 

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Reyhan Karagöz Çetin - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sakarya Yenihaber Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sakarya Yenihaber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Sakarya Yenihaber Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sakarya Yenihaber Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Sakarya'daki en başarılı belediye hangisi?