Mazinde bir tarih yatar

Sporcu kaynağıdır, Sakarya. Bir dönem Türkiye’nin futbolcu fabrikası olarak anılmıştır. Tatangalar ligde estirmiş, Sakaryalı pek çok futbolcu milli formayı terletmiştir.

Edebiyat denince de Sakarya akla gelir. Sait Faik Abasıyanık gibi bir değer, Sakarya’dan dünyaya seslenmiş ve tarihe geçmiştir.

Sakarya Nehri ülkenin en önemli nehirlerinden biridir. Adına yazılmış “Sakarya Türküsü” destan niteliği kazanmıştır. Ülkenin her noktasında okunur ve dinleyenlerin kalp ritmini değiştirir.

Sakarya Türk Tarımı denince de akla gelir. Bereketli Sakarya Ovası neredeyse her ürünün yetişmesine uygundur. Şeker pancarı konusunda ülkenin üretim miktarında hatrı sayılır bir yerimiz vardı. Fındık konusunda halen en ülkenin sayılı illeri arasındayız. Kabak ve ayva denince zaten Sakarya geliyor akla.

Turizm konusunda da öyleyiz. Sapanca’dan Acarlar’a, dağdan denize turizmine kadar Sakarya her konuda iddialı konumda.

Damak tadında bile Sakarya markadır. Islama köfte dendi mi akla hemen Sakarya gelir.

Jeopolitik olarak da Sakarya çok önemli bir noktadadır. Karayolları ve demiryolları konusunda ülkenin en strateji yerlerinden birindedir. Bir hava limanı yoktur ama limanı vardır, tüm dünyaya ulaşmaya imkan sağlayan.

Tarımın, ticaretin, edebiyatın, sporun, turizmin, damak tadının merkezinde yer alan Sakarya daha pek çok alanda var olmuştur ve olmaya da devam edecektir.

Ha unutmadan…

Sakarya Kurtuluş Savaşı’nda çok önemli bir yerdedir. Hatta “Vatan millet Sakarya” sözü tarihe geçmiştir. Ülkenin neresinde “Vatan millet” deseniz “Sakarya” diye tamamlanır. Savunma sanayi konusunda da Sakarya çok önemlidir. Tank Palet Fabrikası Türk Ordusu’nun çok önemli ihtiyaçlarını karşılamış ve gururumuz olmuştur.

Geçmişten gelen bu deneyim şimdi gelecekteki yerli ve milli hava savunma sistemine yansıyacak ve Sakarya hakkı ile elde ettiği yeri koruyacaktır.

Sakarya’daki Tank Palet fabrikasına “Atıl” durumda demek de “Fırtına Obüsleri burada üretilmemiş” demek de rencide edicidir.

Biz Sakarya’nın yerli ve milli savunma sanayinde söz sahibi olmasını isteriz. Türkiye Cumhuriyeti’nin ali menfaatlerini de her şeyin üstünde tutarız.

Ama geleceğimiz için geçmişimize rencide edici şeyler söylenmesine de tepkimizi koymak haddimizdir.

Ölü soyuculuk değil mi?

Telefonum çaldı. Açtım. Karşıdaki ses bana, “Siz basın mensubusunuz. Trafik kazalarından erken haberiniz oluyor. Kazalarda yaralananlarla ya da hayatını kaybedenlerle ilgili tazminat işleri yapıyoruz. Siz bu kişileri tanıyorsunuzdur. Bize yardımcı olur musunuz? Biz bunların tazminat haklarını alıyoruz. Ailelerin hukuki hakkını savunuyoruz. Bunun yanında size de bir miktar ödeme yaparız” dedi.

“Siz avukat mısınız? Ya da hukuk bürosunda falan mı çalışıyorsunuz” dedim. “Hayır. Hukuk bürosuyla çalışıyoruz. Biz bu işin uzmanıyız” dedi.

“Demek ki ölü soyuculuğun da uzmanlığı oluyormuş” dedim ve telefonla aynı anda konuyu kapattım.

Yol üstünde olmak böyle bir şey

Pek çok yerden İstanbul’a gitmek için Sakarya’dan geçmek lazım. Zaman zaman Ankara’dan dönen yöneticiler Sakarya’da mola veriyor. Son olarak Milli Savunma Bakanı İlker Başbuğ Zonguldak’tan dönerken Karasu’ya uğradı. Başbuğ Karasu’da vatandaşlarla sohbet etti. Resmi ziyaret olmadığı için Karasu’daki pek çok yöneticinin Başbuğ’un gelişinden haberi dahi olmadı. Konuyu sonradan medyadan öğrendiler.

Başbuğ’un ziyareti tam manası ile “Geçiyorduk uğradık” tadında oldu.

Tüm bakanların bu şekilde halka sürpriz yaptığı bir toplum hayal etmek çok mu zor…

Cezası olmayan suç icat ettik

Yasada “Yerel seçimlerin yapılmasının ardından üç ay içinde kent konseyi kurulmalı” diyor. Kurulmazsa ne olur? o kısmı yok!

“Kent konseylerinin maddi gereksinimleri ilgili belediye tarafından karşılanır” diyor. Karşılanmazsa ne olur? Belli değil!

“Kent konseyinde alınan kararlar meclis gündemine gelir” diyor. Gelmezse ne olur? Bilen yok!

Kent konseyini çok önemsiyoruz. Sivil toplum çok önemli falan…

Eğer gerçekten önemseniyor olsaydı yaptırımları da yazardı. Kurulma aşamasında kent konseylerini ne kadar önemsediğimiz belli. İşlemeri konusundan beklentisi olan kimse kaldı mı?

“Kent konseyi kurmayarak anayasal suç işliyorsunuz” diyorsun adama. “Kessinler cezamızı” diyor. Cezası yok.

Cezası olmayan suç icat ettik haberimiz yok.

HECATİ: X'e değer verince problemi çözüyorum. Sana değer verince problem çıkıyor. Sen olsan kime değer verirsin...

YORUM EKLE