Medar-ı İslam Olan Dört Hadis-2

2.Peygamberimiz şöyle buyurdu: “Ameller (başka değil) ancak niyetlere göredir; herkesin niyeti ne ise eline geçecek odur. Kimin hicreti, Allah ve Resûlü (rızası ve hoşnutlukları) için ise, onun hicreti Allah ve Resûlü’ne müteveccih sayılır. Kim de nâil olacağı bir dünya veya nikâhlanacağı bir kadından ötürü hicret etmişse, onun hicreti de hedeflediği şeye göredir.”
       Her türlü davranışın gizli veya açık bir niyet yani kasıt içerir. Müslüman için asıl olan davranışın (sözler dâhil çünkü bir bakıma söz de bir davranıştır) iyi niyet içermesidir. Aksi halde dünyevi bir karşılığı olsa bile uhrevi bir karşılığı yoktur, üstelik aldatma içerdiği için kötü bir karşılığa sebep olabilir. Ancak sırf iyi niyet içeriyor diye her davranış olumlu bir karşılık içermez yani ‘niyet hayır, akıbet hayır diyemeyiz’ çünkü her niyetin öncesinde doğru bilgiye, araştırmaya ve davranışın gerçekleştirilmesi için gerekli donanıma sahip olup olmadığımıza da bakmamız gerekir. Böylece işin hakkını verip sonuçlandırabiliriz yoksa istenilen neticeyi vermeyen bir davranış yok hükmündedir veya bazen de istenmeyen sonuçlara sebep olabilir. Bir işe iyi niyetle başladıktan sonra elde olmayan sebeplerle tamamlanamamışsa yine de bir ecri vardır ve iyi niyet Allah’ın yardımını celp eder. Özetle doğru işleri iyi niyetle yapmanın dinimizde önemli bir yeri vardır. Bir de yaptıkları yanlışa iyi niyet yaftası yapıştırmak isteyenlere de dikkat etmek gerekir çünkü bir futbol tabiri ile ifade edersek bazı hareketlerin içinde kötü niyet vardır. 
3-Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Kişinin malayaniyi (yani boş ve değersiz olan şeyleri) terk etmesi, Müslümanlığının güzelliğindendir.” 
        Dünyayı kendi çıkarları doğrultusunda dizayn etmeye çalışan şeytani güçler, yaptıkları ifsadın örtülmesi için birçok anlamsız, değersiz şeyi insanların en önemli değeri haline getirmek için uğraşırlar ve çoğunlukla da başarılı olurlar. Aslında insanın önemli uğraşlarından olması gereken (insanın eğitimine ve sağlığına katkısıyla) oyunlar ve spor (mesela futbol) bugünkü haliyle toplum mühendisliğinin bir kolu haline gelmiştir. Böylece insanlar asıl ilgilenmesi gereken konuları unutmuşlardır. Tabii toplum mühendisleri bununla da yetinmezler daha birçok şeyi (dizileri ve filmleri) de bu amaçla kullanırlar. Hâlbuki bunların hepsi insanın (özellikle çocukların) eğitimi için kullanılması gereken araçlardır ama bugün bunlar (oyunlar ve spor) amaç haline getirilmiştir. İşte peygamberimiz (s.a.v.) bu tehlikeye dikkat çekiyor.  Kur’an’ın başlangıcında insan davranışları tahlil edilirken (amenu olanlar) yani kalp ve gönül gözü açık olanlar, hakikatin üstünün örtülmesine izin vermeyenler olarak tanımlanıyor. (Keferu olanlar) ise kalp ve gönül gözleri işte böyle boş şeylerle kapandığı için hakikatin üstünün örtülmesine yardım edenler, razı olanlar veya aldırış etmeyenler olarak tanımlanıyor. Allah korusun.
4- Peygamberimiz(s.a.v.)  ahrette kendisinden ayrı kalmaktan korkan Sevban isimli sahabeye şöyle buyurdu: “Kişi sevdiği ile beraberdir.”
       İşte Müslüman’ın davranışını şekillendirmesi gereken bir hadis, kimleri seveceksin, örnek alacaksın, peşinden gideceksin ve destekleyeceksin kararını sen ver. AB, ABD ve Siyonist İsrail gibilerinin sevdalılarını mı, yoksa İslam Birliği, barış, eşitlik ve adaletten yana olanları mı seveceksin? Karar senin ve ahrette de onların yanında olacaksın buna hazır mısın? Yoksa bir şarkıda söylendiği gibi: “Seninle cehennem ödüldür bana, sensiz cennet bile sürgün sayılır.” mı diyorsun?
 

YORUM EKLE