Merhaba

Su, binlerce yıldır insanları bir araya getirdi. İnsanoğlu binlerce yıldır verimli sular ve arazilerine yerleştiler, şehirler kurdular.

Bizi, bu şehrin insanlarını bir araya getiren de bu şehre adını veren; ağacını, kuşunu, toprağını besleyen Sakarya nehriydi, biz de akışında büyüdük. 

Öyle laf olsun diye değil, bizzat Gölkent’teki dede ocağımız, Sakarya nehrine elli metrede.

Şairin de dediği gibi, insan yaşadığı yere benzer.

Bu şehirde büyümüş, yaşamış insanı, Sakarya Nehri misali kimi vakit sakinleşir, kimi vakit bulanır, yükselir.

Sebebi de açıktır.

Dört iklimi tam kıvamında yaşayıp, çeşit çeşit göller, akarsular, yaylalar, ormanlar, kısacası eşsiz doğayı barındıran Sakarya’da tek düze bir yaşam sürmek, neredeyse imkansızdır.

İşte, ben bu köşede, bizi buluşturan Su’ya benzer akan geçen zaman içinde şahit olduklarımı anlatmaya, bizi biz yapan doğamızı, sosyal ve kültürel varlığımıza ait hususları kaleme almaya çalışacağım.

Ayrıca bu köşe, ovaya kurulmuş şehrimizde, en rahat ulaşım şekli bisikletli yaşam adına da çok detay bulunduracak.

Bisikletin şehri Sakarya’da, çocukluğundan bu yana bisikletin büyüsüyle uzun yollar aşarak, illeri, bölgeleri görüyorum, yurdu, memleketi tanımaya uğraşıyorum.

Aynı zamanda şehrimizde bisikletli yaşamın gelişmesi adına yüzlerce arkadaşımızla hep birlikte çalışırken, ruhumun sesini dinlemeye uğraşıyorum ve bahşedilen aklımın sınırlarını zorlamaya çabalıyorum.

Büyük feylesof Epiktetos’un da bir öğrencisi olarak,  bu gaye odağında,  “Oku, Sür, Yaz” olarak özetlediğim üç eylemi, gençlik dönemimin felsefesi olarak belirledim.

Yani, okuyacağım, süreceğim ve burada yazacağım.

Dünyada bir ömürlük misafir olarak, bisikletli yaşam içinde ve dışında; düşüncelerimi, gözlemlerimi, şehrimizin edebi, sosyal, kültürel ve doğal yapısını naçizane anlatıp istifadelerinize sunacağım.

Ve nihayetinde Sakarya nehri akıp giderken, hepimizi buluşturmaya devam edecek…

O halde, herkese merhaba!


 

YORUM EKLE