Meydan okuma zamanı

​​​​

​Ülkemizin kalkınması, öncelikle ayrıştırıcılık ve bölücülükten kurtulmakla, birliği sağlamakla mümkün olur. Bu birliktelik hem maddi alanda, hem de manevi alanda oluşturulmalıdır. Aksi halde siyasi ihtilaflar ivme kazanır. O zaman da sükunet yerine, ülkede kaos oluşur.

​Herkes kendi siyasi görüşünün en doğru olduğuna inanmakta ısrar ederse, o zaman siyasi uzlaşma sağlanamaz. Milletin menfaati değil, siyasi menfaate kapı açılır. Sonrasında da itişmeler, sataşmalar meydanlara intikal eder, iç huzur bozulur, kucaklaşmaktan eser kalmaz.

​Geçmişte olduğu gibi, günümüzde de siyasi çekişmelerin sonucunda zarar gören önce ülkemiz, sonra da görüşlerinden taviz vermeyen muannitler olur. Oysa kardeşlik, âlicenaplık sayesinde en güzel ortamlar oluşur. O zaman da herkes birbirine destek olur, böylece ülke kalkınır.

​Unutmamak gerekir ki, birlikten dirlik doğar. Birlik, gücü oluşturur. Mesafeler daha kolay kat edilir. Bunu sağlamak, siyasi ihtirasların terk edilmesiyle kolaylaşır.

​Bugün, içinde bulunduğumuz durum, hem içte, hem de dışta birlik olmamızı gerektirmektedir. Karşımızda ehli salib silahlanıp, bize saldırmak üzeredir. Bunu görmemezlikten gelmek gaflettir. Bu konuda siyasi rant için gaflet uykusunda olanları uyandırmak durumundayız. Yoksa gafletimiz mahvımıza neden olur.

​Malumdur ki bizim bizden gayrı dostumuz yoktur. Onun için vaki olan tehlikelere karşı yekvücut olmalı, sıradağlar gibi birbirimizin ardında durmalıyız. Parti menfaatini değil, neslin istikbalini düşünmeliyiz. İç siyasetteki hesaplaşmalar daha sonraya bırakılmalıdır. “İşte adû karşıda hazır silah.” Bunu net olarak görmeli, iktidar ve muhalefet hiç değilse bu konuda kenetlenmelidir.

​Yoksa emperyalist güçler ve küresel sermaye çeteleri bizim siyasi zaafımızdan istifadeye kalkışır. Bizi avlamaya ve yutmaya çalışabilir. Bunun hesabını hem iktidara, hem de muhalefete millet sorar.

​Hiç değilse Doğu Akdeniz hengâmında herkes aklını başına devşirmeli, inadi ve doyumsuz siyasi hırstan uzak durmalıdır. Birbirimizle candan tokalaşmalı ve birlikte meydan okumalıyız. O zaman karşımızda saf tutmuş olanlar daha çok panikleşecektir. Zira birliktelik içinde olduğumuz dönemlerde ufukların efendisi olduk. Bizler bugün de bu inancın içinde olmalı, teferruatla uğraşmaktan uzak durmalıyız. Aksi hal izmihlale sebebiyet verebilir. O zaman da bunun hesabını vermek zorlaşır.

​Yıllar yılı dış politikamızdaki suskunluğumuzu, başka devletler zaaf olarak değerlendirdiler. Onun için bizi hesaba katmaz oldular. Ama 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı ile kuzu olmadığımızı gördüler.

​Şimdi de Doğu Akdeniz politikamızla, aslanın uykusundan uyandığını, tantanalara asla taviz verilmeyeceğini, gereken her türlü tedbire başvurulacağını, bir bedel ödenmesi bahis konusu ise bu bedeli Türk milletinin ödemeye hazır olduğunu göreceklerdir. Sabrımızı denemeye kalkanları ikaz ediyoruz ki, çok ağır bir fatura ödeyeceklerinden şüpheleri olmasın.

​Biz her zaman söylediğimiz gibi, doğruya destek, yanlışa fren olmaya devam edeceğiz. Doğu Akdeniz politikasında uygulanan doğrulara da desteğiz. Eskiden Barbaros, Turgut Reis vs Kaptan-ı Deryalar Akdeniz’i Türk gölü haline getirdikleri gibi, şimdi de buna mani olacak hiçbir güç yoktur. Çünkü inananlar kâinata meydan okuyabilir. Şimdi meydan okuma zamanıdır.           

​Rahman ve Rahim,

​Kadir ve Muktedir,

​Gaffar ve Settar olan Allah’a emanet olunuz. ​     

​Selam doğru yola uyanlara olsun. (Taha/47).

YORUM EKLE