Mezhep Savaşı Olursa Milliyetçiler Ne Yapabilir?

Suudi Arabistan ile İran birbirine girmek (!) üzere… Suriye ve Irak zaten yıllardır karışık!
Bugün yaşananlar tarihsel bir sürecin yansımalarıdır! Selefiler ile Şia’nın ayrışmasının temel sebebi; Peygamber Efendimizin (sav) vefatının hemen ardından başlayan “İslam Toplumunu kimin yöneteceği” tartışmasıdır.
Başka bir değişle; politiktir, siyasidir.
Bu siyasi mücadele öylesinde ihtiraslıdır ki, Ortadoğu’yu ve bu yolla Ümmet’i yönetmek isteyenler, uzun yıllar boyunca gücünü pekiştirebilmek için “yabancılarla” çok güçlü ittifaklar kurabilmişlerdir.
Suudilerin tarihin birçok döneminde hiç çekinmeden Yahudi İsrail ve Katolik Amerika ile hemhal olabildiğini ve karşı tarafta İran’ın her daim Ortodoks Ruslar ve Budist Çinliler ile birlikte hareket etmekten çekinmediğini hatırlamakta fayda vardır.
Bütün bunlar olurken vatandaşlarımızı ilgilendiren konu; Türkiye’nin nasıl konum alacağıdır.
Türkiye’nin tutumu, elbette iktidar partisinin tutumu ile aynı olacaktır. İktidar partisinin, istikrarlı politika üretme ve özgür hareket etme kabiliyeti olmadığından izleyecekleri yolu şimdiden tahmin etmekte zorlanıyoruz. Ancak umudumuz, iki taraftan birini seçmekten kaçınmaya çalışmalarıdır.
***
Türkiye’nin benzer hayati konularda belirsizlikler yaşamasının nedeni, muhalefet partilerinin etkisizliğidir. Meclisteki sandalye sayısından bahsetmiyoruz. Tribündeki köşelerinde oturup, manzarayı yorumlamaktan gayri bir faaliyetleri olmamasını eleştiriyoruz.
Örneğin, düşürülen Rus uçağının ardından veya güneydoğuda yapılan operasyonlar sırasında milliyetçi kanattan yapılan açıklamalar nasıldı? “Devletimizin yanındayız!”
Devletimizin yanındayız ifadesi ile özneye ortak olunduğu ifade edilmek isteniyorsa; gülüp geçiniz! Bu tarz cümleler, Milliyetçilerin/Ülkücülerin siyasi arenadaki etkisinin neredeyse sıfırlandığı bir zamanda söylenmiş olması sebebiyle olsa olsa dua niteliği taşımaktadır.
Çünkü milliyetçi düşünce, çok uzun süreden beri “edilgendir” ve korkarız ki geleceği inşa sürecinde “belirli özne” olabileceğini düşünmek oldukça zordur. 
***
Dini hassasiyetler üzerinden yürütülen politikaların hemen hemen bölgedeki her ülke tarafından fütursuzca kullanıldığı bir dönemde “devlet ve millet olma şuurunun” topal bırakılmış olmasında kasıt aramak için geçerli nedenlerimiz vardır.
Büyük Ortadoğu isimli projeyi konuşmak kolaydır. Aktörlerini ezbere sıralamak daha kolaydır. Peki, bu büyük bir projenin karşısında oyunu bozacak, stratejik bir hamle yapmaya gücün var mıdır?
İnşallah vardır!
Fakat MHP, kendi demokrasi sınavını geçemeden, söz söyleme hakkına sahip olamayacaktır. 
***
2016 yılının ilk günlerini yaşıyoruz. Yeni senenin bütün hemşerilerimize sağlık, bereket ve huzur getirmesi temenni ediyoruz. 

YORUM EKLE