Millet niye sessiz

​Osmanlı döneminde olduğu gibi, dönemimizde de damatlar ziyadesiyle prim yapmaktadır. Damatlar her nedense el üstünde tutulmaktadır. Onları cazip hale getiren kayınpederler veya babalardır.

​Aslında damatlar, kadim tarihten beri hep iltifat görmüş, o kadar ki devletin en üst makamları onlara teslim edilmiş, onlar bir nevi devletin hamisi haline getirilmiştir.

​Ne var ki bu hal Osmanlıya hayır getirmediği gibi, günümüzdeki durum ise meşküktür. İleride nasıl sonuç doğuracağını şimdiden kestirmek elbette ki zordur. Ama görünen köye de kılavuza ihtiyaç olmaz. Ayrıca perşembenin geleceği çarşambadan bellidir derler.

​Aslında bunun sorumlusu, damatlardan ziyade, onları ehil olup olmadıklarına bakmaksızın söz sahibi yapanlardır. Onun için babaların, kayınbabaların kurduğu binaların çatısının çok çabuk çökeceği de izahtan varestedir. 

​Zira damatların efalinin, insanların nefretini mucip olduğu, gün gibi ortaya çıkmış durumdadır. Buna rağmen enkazın altında kalacak olan damatlar değil, babalar, kayınbabalar ve bir nevi milletin kendisidir.

​Osmanlıda damatların saltanatı birinci sırada yer alırken, günümüzün damatlarının da aynı makamlarla taltif edildiklerini görüyoruz. Bu hal onaylanabilecek bir durum değildir. Zira icraatları, onları milletin gözünden düşürmüştür. Ancak babalar, kayınbabalar sayesinde, başka insan kalmamış gibi, hâlâ önemli şirketlerde, STK’larda, vakıflarda ve üniversitelerin mütevelli heyetlerinde yine onları veya onların çocuklarını, torunlarını, gelinlerini, kızlarını, bacanaklarını görüyoruz.

​İşte bunların bu görüntüleri, iğbirara vesile oluyor. Aslında topluma bunları lanse eden siyasi muktedirlerdir. Bu tablonun değiştiğini de görmüş değiliz. Babaların, kayınbabaların, damatlarından mahcup olduklarını zannetmiyoruz.

​Ama lafa gelince babalar, kayınbabalar hak, hukuk adına ahkâm keserler. Çünkü; “Onlar ki verir lâf ile dünyaya nizâmât, bin türlü teseyyüp bulunur hânelerinde”

​Oysa; “Sap döner keser döner, gün gelir hesap döner.” Böylece her şeyin hesabı hem ahrette, hem de dünyada hukuk çerçevesinde sorulur. Ne var ki buna rağmen aldıran olmuyor. Çünkü ülkemizde her yapılan, yapanın yanına kâr kalıyor. Yaptıklarından dolayı da, yapanlar asla akıbetlerinden endişe duymuyor.

​Zira kayınbabaları, babaları onlar için bir teminattır. Damatlar, yalana, dolana tevessülde adeta yarışıyor. Böylece milletle bir nevi alay ediliyor. Ne yazık ki, millet de bunlara karşı sessiz durmayı yeğliyor. Milletin imkânlarını sömürürken, ilgili merciler sesini çıkarmıyor. Yöneticiler de bu kepazelikleri duymamazlıktan geliyor. Adli merciler ise suskunluk içinde. Bütün olumsuzluklar, suiistimaller ayyuka çıkmasına rağmen, ilgili ve yetkililerin vicdan tamburası ‘tın’ bile etmiyor.

​Uyan ey ehli vatan bu hâb-ı gafletten. Sen sahip çıkarsan, bu vatan asla batmayacaktır. Aksi hal inhilâle sebeptir.       

​Rahman ve Rahim,

​Kadir ve Muktedir,

​Gaffar ve Settar olan Allah’a emanet olunuz. ​     

​Selam doğru yola uyanlara olsun. (Taha/47). Cağaloğlu – 19.10.2020

YORUM EKLE