Milli Takım Eşofmanımızın Hikayesi

Güreş Federasyonu,  bendenize bir adet Milli Takım Eşofmanı göndermiş.

‘Sevinmedim’ Desem yalan olur.

Ömrümün 10 yılını güreşe verdim.

Nice şampiyonlar yetiştirdim.

Hoş görsünler, en az 100 güreşçide emeğim vardır.

Adapazarı Lisesi Güreş kaptanı iken, haftanın 3 günü, Lütfü Yaman Kapalı Spor Salonuna yaya gider, tekniğimi geliştirir, 3 gününde de okuldaki arkadaşlarıma güreş çalıştırırdım.

3 yıllık liseyi 6 yılda bitirmem o yüzdendir.

Şampiyon olan Adapazarı Lisesi Minikler Güreş Takımının kaptanıyım.

Birçok güreşçim finale kaldı. O zaman çok takım ve çok sporcu vardı. Finaller akşam yapılacak, her kilonun şampiyonu belli olacaktı. Sporcu kardeşlerime 2 saat erken gelmelerini tembihledim.

Çoğu yoksul aile çocuklarıydı. Her ne kadar yetenekli ve cevval olsalar da, vitaminlerinin yeterli olmadığını biliyordum.  Malum, talebeyiz. Bizde de para yoktu.

Arkadaşlarımın birinden 4 tane ekmek, birinden de 8 tane meyve suyu almasını istedim. Sağ olsunlar aldılar. Artık dünyalar benimdi. Ekmekleri 2’ye böldüm.

8 meyve suyu şişesiyle birlikte, malzeme çuvalının içine yerleştirip, vurdum sırtıma. Doğru Kapalı Spor Salonunun yolunu tuttum. Her zamanki gibi yine yayan.. Nereden biliyor musunuz? Şeker Mahalle’nin Kısmet Sokağından. Kan ter içinde kalmam hiç de umurumda olamazdı. Güreşçi kardeşlerime vereceğim ziyafet, bir dakika bile gecikmemeliydi. Yanlarına gittiğimde, sıra olmuş beni bekliyorlardı. Malzeme çuvalının içinde spor ayakkabıları, takım eşofmanları ve güreş mayoları vardı. Okulun malzemeleriydi. 30- 40 kilodan da aşağı değildi. Kaybolup- çalınmasın diye, salonda bırakamıyordum. O yıllarda beni tanıyanların birçoğu Ömer Emecan Hocayı sırtındaki malzeme çuvalı ile hatırlayacaklardır.

Soyunma odasında, indirdim sırtımdaki çuvalı. İlk önce her birine yarım ekmeklerini ve sonra da meyve sularını verdim. En azından 2 saat önce yemeliydiler ki müsabakada şişip kalmasınlar.

Müsabakalar bitti. 8 güreşçi kardeşimden 5 tanesi Sakarya Şampiyonu oldu. Bu sonuç takım halinde şampiyon olmamıza yetti de arttı bile.

Aynı şampiyonluk mutluluğunu, Sakarya Emniyetspor ve Akyazıspor Güreş Takımlarıyla da yaşadım. Vallahi de billahi, güreşçilerimden birinin, çok güçlü bir rakibini tuş ettiği bir maç sonrası, kendimi tamamen kaybettiğim de oldu.

Onların birçoğu, şimdi 50 – 60 yaşlarına merdiven dayamış vaziyette. Beni görür görmez o yıllardaki gibi tepeme atlamaları, ellerimi öpmeye yeltenmeleri, hiçbir söz ve kelimeyle ifade edilemez. Bu duyguyu, en iyi, bu işin hocaları bilir.

Geçende Balkan Şampiyonu olan Milli Takımımızın Hocası, sevgili Suat Aydın Kardeşim arayıp, Türkiye Güreş Federasyonu’nun tarafımıza armağan ettiği Milli Takım Eşofmanı için tebrik etme nezaketinde bulundu. Bir ara, adeta sokaktan topladığı 10 yaşındaki bir çocuğumuzu hangi şartlardan alıp Şampiyon yaptığını anlatınca, aynı duyguları birçok defa yaşamış biri olarak, onu baştan sona gözyaşları içinde dinledim. İzin alabilirsem anlattıklarını sizlerle de paylaşacağım.

Kaybedilme riski olan çocuklarımızın topluma nasıl kazandırıldığının ayrı bir mutlu Versiyonuyla karşılaşacağınızı da baştan söylemeliyim.

Varsın olsun, siz yine de: ‘Yahu bu hocalar da hep kendilerini methediyor!’ deyin.

Haklarımız bir daha helaldir.

Başta Türkiye Güreş Federasyonu Başkanı Musa AYDIN Bey olmak üzere, Yönetim Kurulu Üyelerine, değerli hocamız, Sakarya Güreş İl Temsilcisi Secati Eker kardeşime ve Kadr-ü kıymet bilenlerin cümlesine selam olsun.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Hamza emecan
Hamza emecan - 6 ay Önce

Değerli abim .millet korkudan Halk bankasının önünden gecemezken sen kocaaliye geldin köy köy gezip köylüye ihtiyacı olan paraları verip köylüyü rahatlattin bu bankacılıkta ilkti ..insanlari her zaman memnun ettin ...şiirlerinde insanların gönlünde taht kurdun.gureste Sakarya'da emeğin tartışılmaz .elini attığın her şey güzel oldu .sağol Varol .gurur kaynagimsin ..selamlar saygılar .