Milliyetçilik, Irkçılık Değildir!

Almanya Alman’ın, İngiltere İngiliz’in, Rusya Rus’undur! Hindistan Hindu’nun, Arabistan Arap’ın, Japonya Japon’undur!
İran Acem’im, Macaristan Macar’ın, Hırvatistan Hırvat’ın, İspanya İspanyol’undur!
Türkiye Türk’ündür!
Bu paylaşım, meşruiyetini binlerce yıllık tarihten alır. Dil ile şekillenir, kültür ile mühürlenir. Elbette her birimiz çok iyi biliriz ki; bu gerçekliğin mutabakat metinleri kanla yazılmıştır.
***
Irkçılık, yukarıda anlatmaya çalıştığımız tarihi paylaşıma itiraz eden veya bu gerçekliği yok sayanların kalplerinde beslediği zehirdir. Milletler doğal olarak birbirlerinden farklıdır. Ancak ırkçı görüş, bu doğallığa itiraz eder, kendini diğerlerinden farklı (üstün) görür ve fırsat bulduğunda saldırır!
İnsanlık tarihi boyunca yaşanmış örnekleri çoktur. Başa bela olduğunu kabul etmek zor değildir. Birleşmiş milletler, Nato, Varşova Paktı, Avrupa Birliği, İslam Ülkeleri Birliği gibi milletlerarası topluluklar, günün birinde yeniden palazlanacak ve saldırıya geçecek olan ırkçı ataklar karşısında caydırıcı olabilmek için kurulmuşlardır.
“Yurtta sulh, cihanda sulh” öğretisini bu açıdan değerlendiriniz!
Milliyetçiliğe karşı çıkanların, eğer nihilist (inançsız) değil iseler faşizme hizmet ettikleri düşünülebilir. Paraya karşı zaafları olanların ise kapitalist küresel sermaye ile sözleşme yapmış olabileceği de akla getirilebilir.
“Her türlü milliyetçiliğin ayaklar altına alınmasını” bu açıdan değerlendiriniz!
***
Milliyetçilik dünya üzerindeki seyri bakımından “modern” bir düşünce sistemi olarak kabul edilmektedir. Oysa Türklerde asırlardır var olan “devlet ve millet aşkı”, bizlerin milliyetçiliği modern bir kavram olarak anlamamıza engel olmaktadır.
İster klasik ister modern düşüncenin ürünü olduğunu iddia edelim, gerçek değişmez!
Milliyetçi ruh, millet için gece gündüz çalışan, üreten, birikimlerini ve kazanımlarını arkadan gelen nesillere aktarandır! Ziya Gökalp milliyetçiliği, “bir millet halinde var olabilmenin terbiyesinden geçmektir” şeklinde açıklar. Gökalp’e göre; hangi milletin terbiyesini almışsak o milletin mensubu oluruz.
O halde milliyetçilik kavramı, bir süreç içinde gelişen aidiyeti temsil eder. Son kertede ortaya çıkacağını iddia eden “sigorta milliyetçiliği” tarihin hiçbir döneminde itibar görmemiştir. Bugün de görmemektedir. Milliyetçilik, üstünde “lazım olduğunda kırınız” yazan bir cam dolabın içine hapsedilemez.
Unutmayalım! Dünya üzerinde yalnız yaşamıyoruz. Varlığımızı, birbirine sıkı sıkıya kenetlenmiş ve teknolojik gelişimlerini tamamlamış milletlerin arasında atalarımızın bize bıraktığı miras ile sürdürüyoruz.
Bugün, her biri ciddi birer milli devlet olan rakiplerimize rağmen bize “sakın ha milliyetçi olma!” diyenler çıkabilir. Hatta bunu, “ümmet” propagandası ile günah sayanlar da olabilir. Kendilerine şu cevabı verebiliriz:
Yüce Allah’ın (cc) izni ile biz Türkler için en güçlü silah fikir, en güçlü fikir Türk Milliyetçiliğidir!

YORUM EKLE

banner22

banner21