Minnettarız…

23 Nisan ve 19 Mayıs’ı kutladık. İstanbul’un fethini de. Ramazan ayı boyunca oruçlar tutulup bayramda kutlandı. Tüm bunları yaşarken aklıma minnet duygusu ile teşekkür etmek geldi. Kime mi teşekkür edeceğiz? Kime mi minnet duyacağız? Yazalım.

Ama önce o koskoca Osmanlı İmparatorluğu. Sadece Osmanlı İmparatorluğu’nun hüküm sürdüğü bazı ülkeleri yazayım ki ne demek istediğim daha iyi anlaşılsın.

Anadolu, Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan, Karadağ, Bosna-Hersek, Hırvatistan, Makedonya, Slovenya, Romanya, Slovakya, Macaristan, Moldova, Ukrayna, Gürcistan, Ermenistan, Güney Kıbrıs, Rusya’nın güney toprakları, Polonya,  Lehist, İtalya’nın güneydoğu kıyıları, Arnavutluk, Belarus, Litvanya, Letonya, Kosova, Voyvodina, Irak, Suriye, İsrail, Mısır, Libya, Tunus, Cezayir, Sudan, Eritre, Cibuti, Somali, Kenya sahilleri, Tanzanya sahilleri, Çad’ın kuzey bölgeleri, Nijer’in bir kısmı, Mozambik’ in kuzey toprakları, Fas, Batı Sahra, Moritanya, Mali, Senegal, Gambiya, Gine,  Etiyopya’nın bir kısmı gibi yüze yakın ülke…

Tüm bu yerler elbette gurur duyduğumuz Osmanlı İmparatorluğunun toprakları idi bir zamanlar. Ama tarihin bir gerçeği olarak 1900’lü yılların başında bir tek İstanbul ve Anadolu kalmıştı elimizde. Onları da Birinci Dünya Savaşı sonucunda 1916 yılında ‘‘anahtar teslim’’ teslim almışlardı işgal devletleri. Veya 1915’de Çanakkale’yi geçemeyenlere teslim etmişlerdi de diyebiliriz.

Gelelim bugüne. Ülkemizin en ücra köşesinde bile Milli ve Dini Bayramlarımızla birlikte İstanbul’un fethini de kutlayabiliyorsak ve İslam Dinini daha doğrusu herkes inancını inandığı gibi yaşayabiliyorsak tüm bunları MİNNETTARIZ dediklerimize borçluyuz.

Kim mi bunlar?

Yıkılmış ve ‘‘anahtar teslim’’ teslim edilmiş bir imparatorluğun küllerinden Türkiye Cumhuriyeti Devletini kuran Mustafa Kemal ATATÜRK, Onun silah arkadaşları, yokluk ve yoksulluk içinde Kurtuluş Savaşı mücadelesi veren atalarımız.  Ve birde bugüne kadar verdiğimiz şehit ve gazilerimiz

Bakmayın siz bu gerçeği görmezden gelen tarih bilmezlere. Eğer başta Atatürk olmak üzere Kurtuluş Savaşı Kahramanlarımız olmasaydı ne İstanbul olurdu ne de Anadolu. Ne Milli ve Dini Bayramlarımızı kutlayabilirdik ne de İstanbul’un fethini. Ne Osmanlı torunu olarak kalınırdı ne de Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı olunurdu.

Peki, sadece bu mu? Başka neden minnettarız? İlk Meclisi yani TBMM’ni dualarla açan Atatürk sadece İstanbul ve Anadolu’yu kurtarmamış aynı zamanda Diyanet İşleri Başkanlığını kurarak İSLAM DİNİNİ şeyhlerin, şıhların, cemaatların, yobazların elinden de kurtarmış. Kısacası bugün camilerde namaz kılabilip bayramlarımızı huzur içinde yaşayabiliyorsak bunu LAİKLİK İLKESİNİ Anayasamıza koyarak İslam dinini koruma ve kollama altına alan Atatürk ve silah arkadaşlarına borçluyuz.

Daha başka neden minnettarız? Neden teşekkür etmeliyiz? Osmanlı’nın dış borcundan dolayı.

Osmanlı’nın dış borçları derken alınan borçların büyük bir kısmının askeri harcamalarla hanedanın her bir bireyine yaptırılan saraylara, yazlık kışlık köşklere, haremlere, saltanat kayıklarına, Avrupa seyahatlerine harcandığından bahsetmeyeceğim. Hele hele yokluk ve yoksulluk içinde kazma kürek çalışan Osmanlı halkından toplanan vergilerle nasıl saltanat yaşandığını da yazmayacağım. Tüm bunları bir başka yazımızda daha detaylı anlatırız.

O zaman yazalım şu CUMHURİYETİN ödediği borcu.

Osmanlı ilk borcunu 1854 yılında İngilizlerden 200 bin sterlin alarak gerçekleştirmiş. Sonraki yıllarda alınan borçlarla toplam 237 milyon lira dış borç kullanılmış. Bunun bir kısmı o fakir ve yoksul halktan toplanan vergilerle ödenmiş. Detaylara fazla girmeyeceğim. Osmanlının son yıllarında yani 1914 yılında kısa vadeli borcu 32.7 milyon ve uzun vadeli 156.4 milyon olmak üzere toplam 189.1 milyon Osmanlı lirası olarak belirlenmiş. Bu borç Osmanlı topraklarında kurulan devletlere paylaştırılarak en büyük borç yükünü İstanbul’un sahibi olması sebebi ile Türkiye Cumhuriyetine vermişler. Bu da tam tamına 107.5 milyon Osmanlı altın lirası olarak sabitlenmiş. Bugünkü değerlemesi ile 500 MİLYAR DOLAR. O da 3 TRİLYON 500 MİLYAR LİRA demektir.

Ve bu borcun tamamı ise yokluk ve yoksulluk yıllarında hem yol, su, elektrik gibi alt yapı yapan hem de kalkınma hamleleri ile yüzlerce fabrika kuran TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ tarafından 25 Mayıs 1954 yılında son ödemesi yapılarak kapatılmıştır. Yani bizim analarımız, babalarımız, dedelerimiz ve ninelerimiz çalışarak kapatmışlar Osmanlı’nın daha doğrusu hanedanın kullandığı borcu.

Biz nankörlük etmeyip yazalım neden kime MİNNETTAR olduğumuzu. Takdire gelince onu da yazımızı okuyan siz değerli arkadaşlarımıza bırakalım.

Saygılarımla,

Sinan Ulusinan

YORUM EKLE
YORUMLAR
Mustafa Berber
Mustafa Berber - 2 ay Önce

Arkadaşım yüreğine sağlık çok güzel açıkladın anlayana.

Sinan Ulusinan
Sinan Ulusinan @Mustafa Berber - 2 ay Önce

Mustafacığım, çok sağ ol.

Cafer OĞUZ
Cafer OĞUZ - 2 ay Önce

Tebrikler

Sinan Ulusinan
Sinan Ulusinan @Cafer OĞUZ - 2 ay Önce

Teşekkürler...

Ahmet ses
Ahmet ses - 2 ay Önce

Çok güzel.

Sinan Ulusinan
Sinan Ulusinan @Ahmet ses - 2 ay Önce

Ahmet çok sağ ol...

Nurettin durnuskaya
Nurettin durnuskaya - 2 ay Önce

Sinan abi yazını şimdi okuya bildimkalemibe salık Çok Güzel bir yazı olmuş

Sinan Ulusinan
Sinan Ulusinan @Nurettin durnuskaya - 2 ay Önce

Sağ ol Nurettin. Takdir için teşekkür....

M.Sevki Şeker
M.Sevki Şeker - 2 ay Önce

Çok güzel bir yazı.tşk.ler
O günlerde emeği geçen herkese minnet,vefa duymak bizim insanlık görevimizdir.