Muhtar haklı beyler

Bizde hak aramak ayıp sayılır. Kendine kızmak ya da istifa etmek ise oldukça yabancı kavramlardır. Oysa insan bir işi yapamıyorsa “Yapamıyorum” deme erdeminde olmalıdır.

Geyve’nin Doğançay ve Boğazköy mahalleleri arasındaki yolda toprak kayması meydana geliyor.

Mahalle muhtarı durumu videoya çekip sosyal medyada paylaşıyor. Yaşadıklarını anlatırken de Doğançay virajı, taşlar bu şekilde. Yetkililere sesleniyoruz buraya lütfen çare bulun. Köy muhtarı olarak buraya çözüm bulamadığım için kendimi de kınıyorum. Yetkililere sesleniyorum, lütfen birine bir şey olmadan, çocuklar buradan okula gidiyor. Servis araçları buradan geçiyor, saat şu anda 09.00 Doğançay tarafına geçemiyorum. Yetkililere sesleniyorum, bu yola çözüm bulun yoksa yolu keseceğimizi söylüyorum. Birinin kurban mı gitmesi lazım bu tehlikeye" diyor.

Videonun tamamı gazetenin internet sitesinde mevcut. Girip bakabilirsiniz. Adam kendisi başta olmak üzere herkese kızıyor. Başta kendi olmak üzere herkesi suçluyor.

Bir muhtar ne yapabilir?

Mahallede iş makinesi mi var? Ya da iki mahalle muhtarı bir araya gelip bir proje mi yapacak?

Yok!

Ama adam gene de kendini mesul hissediyor. Seçilmiş ve bunun hakkını vermeye gayret ediyor. İsyanında da haklı! Bir viraj var. Orada heyelan oluyor. Allah’tan kimsenin geçmediği bir anda olmuş. Ama buna şükretmenin dışında başka şeyler de yapmak lazım. Mesela önlem almak. Yaşanan toprak kaymasının faciaya dönüşmemesi için, bir sonraki benzer olayda durum vahim hale gelmesin diye muhtar elinden geleni yapmış.

Muhtar elindeki son imkanı kullanmış yani.

Yetki elinde olanlar da bundan sonraki toprak kaymasında facia yaşanmaması için elindeki tüm imkanları kullandığında şartlar eşitlenmiş olacak.

Siyanürü nereden buluyor

Ülke gündemine bazı siyanürlü intihar olayları yansıdı. Dün de bizim ilimizde siyanürle intihar vakası yaşandı.

Siyanür bir hap değil. Kişisel tüketime uygun bir şey değil. Arandığında bulunacak bir şey değil! Pazarı yok, piyasası yok!

Sakarya’daki intihar eden genç kimya okuyor. Kimya öğrencisinin bunu bulması da kolay değil, imal etmesi de…

Gerçekten çözümsüzlüğe düşseniz bile intihar yeni bir sorun oluyor. Ölseniz de ölmeseniz de ağır bir toplumsal sıkıntı meydana geliyor da…

İntihar olaylarının araştırılması ve üstüne kararlılıkla gidilmesi gerekiyor.

Bu konuda hemfikiriz de…

Siyanür ile ilgili de ayrı bir çalışma yapılması gerektiğini düşünüyorum.

Kırsal mahalle kavramı

Temel Amerika’da otobüs şoförlüğü yapıyor. O dönem de ırkçılığın hızlı dönemi. Arabaya siyahiler ile beyazlar biniyor tabi.

Kısa süre sonunda kavga çıkıyor. “Siyahlar öne oturamaz” “Beyazlar arkaya oturmamalı” diyenler kavgayı başlatıyor. Sonunda otobüs karışıyor.

Temel el frenini çekip herkesi indiriyor. Baştan sona etkileyici bir nutuk çekiyor. Sonunda da “Siyah beyaz ayrımı yok! Hepiniz yeşilsiniz” diyor. Sonra dönüp, “Hadi binin şimdi arabaya… Yalnız… Açık yeşiller öne koyu yeşiller arkaya” diye ilave ediyor.

Büyükşehir yasasının çıkmasından sonra durum aslında tam manası ile bu.

İl Genel Meclisi, Köy Hizmetler, Köylere Hizmet Götürme Birlikleri tarihe karıştı.

Tüm köylere “Siyah beyaz ayrımı yok. Hepiniz mahallesiniz” denildi. Ama Temel’in dediği gibi, “Ama bazılarınız kırsal mahalle…”

Büyükşehir yasasının yürürlüğe girmesinin ardından bir süre bu kırsal mahalle işi iyiydi. Su ucuz, imar sıkıntı değil falan…

Ama şimdi o iş de ortadan kalktı.

Vergi öderken mahalle statüsünde ödeyeceksiniz. Su parası verirken mahallesiniz. İmar düzenlemesi yapıldıktan sonra mahallesiniz.

Doğalgaz istediğiniz zaman “O kadar da mahalle değilsiniz…”

Bu durumun kendi içinde değişik bir algoritması var. Ben henüz çözemedim ama…

Sonuçta köyden mahalleye dönen (ve halen bazılarının adında “köy” olan) yerleşim yerlerine hizmet verilirken “kırsal mahalle” deyimi kullanılıyor.

Bu da bir köy çocuğu olarak benim hiç hoşuma gitmiyor…

HECATİ: 00:30 yarımsa 01:00 tamdır... Kafam zehir...

YORUM EKLE