Muhtarlar gününüz kutlu olsun

Muhtarlar gününüz kutlu olsun

Bir yerleşim yerine muhtar olmak için aday olmanız gerekmez. Siyasi bağlantınıza bakılmaz. Ekip çalışması yapacak olsanız nasıl yapacaksınız. Çıkaracağınız aza sayısı belli.

En doğrudan seçilmiş kişi sizsiniz. Devlet kanadının eli ayağı, köydeki yaşlı teyzenin oğlu uşağı olursunuz.

Muhtar olmak için aday olmaya bile gerek yoktur. Aday olmasanız da ahali toplanıp sandığa sizin isminizi atarsa muhtar olursunuz. Bu kadar basit.

Köylerde muhtar çok önemlidir. Su kesilse muhtara gidilir. Elektrik kesilse, yol bozulsa, anlaşmazlık olsa…

Muhtar bir yandan yönetici, bir yandan ameledir.

Muhtarın arabası varsa köyün ortak malıdır. Yiyecek ekmeğini paylaşmak zorundadır.

Muhtar bir yandan da devletin yetkilisi konumundadır. Bir yerde sorun olsa, afet olsa, asker kaçağı ya da şüpheli bir vatandaş olsa devletin arayacağı ilk adamdır muhtar…

Halkı bilgilendirmek için muhtar, halkı yönlendirmek için muhtar, halkın ne düşündüğünü anlamak için muhtar…

Eskiden muhtarların maaşı falan da yoktu. Harçlık gibi bir şey alıyorlardı. Aldıklarının on katını harcadıkları unutuluyordu.

Muhtar harçlık almıyor, hiçbir siyasi partiye yakınlık duymuyor, seçildiği vatandaş dışında kimse önünde ön iliklemiyordu.

Şimdi gelinen nokta biraz enteresan.

Muhtara maaş verildi.

Bizim bel çizmesi giyip kanal açan muhtar takım elbise giyip devlet başkanının yemekli toplantılarına katılmaya başladı.

O günden beri de bir şeyler oldu bizim muhtarlara.

“Muhtar elektrikler kesik!”

“Sedaş’a git!”

“Muhtar sular bulanık!”

“Saski’ye sor!”

“Muhtar yolar bozuk!”

“Belediyeye danış!”

“Muhtar komşumla aram bozuk!”

“Mahkemenin yolunu bilmiyor musun?”

“Bari nüfus kaydı ver!”

“Nüfusa git!”

“Sabıka kaydı alacağım!”

“E devlet şifresi edin…”

Geldiğimiz noktada muhtar bir yönlendirme noktası olmaya başladı.

Eskiden maaş dışında her şeyi olan muhtarlarımız ne yazık ki maaş dışında her şeyini yitirdi.

Eskiden maaşı yok mesaisi çoktu. Şimdi maaşı var mesaisi yok.

Bir muhtar yönettiği yeri terk ederken Kaymakam’a bilgi vermek zorunda, yasal olarak.

Şimdilerde muhtarlar beş yıl yerine uğramasa seçmen fark etmez bile…

Muhtarların hak ettiği itibarı kazanmasının yolu da basit aslında. Çünkü günü geldiğinde bu mevki çok lazım oluyor.

Gönüllü, özverili çalışmaya hazır olan bu adamları sadece siyaset malzemesi yapmamak lazım. Bu adamların da siyasete malzeme olmaması lazım. Siyasilerin elinde oyuncak olmayın. Siz siyasilerden daha zor şartlarda, kimsenin desteği olmadan seçiliyorsunuz.

Siyasilerin bazıları parti yüzünden, bazıları bağlantıları sayesinde bulundukları makamlara gelebiliyor. Ama siz doğrudan doğruya halka bağlısınız.

Onun için hak ettiğiniz itibar, size bulunulan bağış değildir.

Muhtarlar gününün 18 Ekim’de kutlanması da bir daha değerlendirilmelidir.

Cumartesi’ye gelen hangi gün bir gün erken kutlanmış da sizinki erkene alındı?

İtibar verilmez, hak edilir.

Unutmayın…

Siz istifa etmiyorsunuz biz kovuyoruz

Sakarya’da pek çok organize sanayi böylesi yatırımcı bekliyor. Yatırım için yer alanlar da işi ağırdan alıyor.

Sanki arsa almış da değer kazanmasını bekliyor. Kardeşim sen girişimcisin. Yeri alınca her an zaman kaybediyorsun demektir. Aldığın yerin değer kazanmasını mı bekliyorsun. Elinden bir şey gelmeyen yatırımcı gibi, “Alalım bunu da oğlanın düğününü buradan yaparız” diye mi düşünüyorsun?

Aldığın alan, yatırım yapacağın bölgede heyecana neden oluyor. İnsanların hayallerini de satın almış oluyorsun.

Dün Ekrem Yüce’nin bizim gazetede yayınlanan açıklamasında “Sakarya’da yeni OSB alanı açmayacağız. Var olanların dolmasını bekleyeceğiz” diyordu.

Her alanda yarım yarım organize sanayi bölgesi kurulacağına var olanların doldurulması çok doğru bir karar.

Diyeceksiniz ki, “Zaten yatırımcı yok. OSB açılması zaten mümkün değil. Bu neyin çıkışı?”

Kriz geçecek. Ağır kısımlarını geride bıraktık. Bundan sonra yine bir yatırım hamlesi başlayacak.

O zaman da gözler hemen arazi arayışında olacak. Hatta şimdiden başladılar bile.

Yüce’nin bu noktadaki çıkışını ben tam zamanında yapılmış olarak değerlendiriyorum.

Geliyorsanız gelin. Yoksa arsayı alıp bekleyecekseniz, alana kadar taklalar atıp aldıktan sonra nazlanacaksanız…

Size ayıracak alanımız yok.

Siz gelmiyor değilsiniz, biz sizi istemiyoruz.

Sakarya sizin yatırım çöplüğünüz değildir, olmayacaktır da…

HECATİ: Hep gideceğin yerin hayalini kurarsan Yoldaki eşsiz manzarayı ıskalarsın...

YORUM EKLE

banner7

banner6