Nasıl bir ruh hali

Daha önce de yazmıştım 3 yaşına yaklaşan bir oğlum var. Bu yaşlarda çocukları olanlar bilirler çocuklar belli aralıklarla sağlık ocaklarına götürülür ve orada durumları kayıt altına alınır.

Bu arada sağlık ocaklarına bulunan hemşireler ailelere belli uyarılarda bulunur.

Bize de oğlumuzu rutin kontrole götürdüğümüzde hemşire hanım (belki de ebe hanım bilemiyorum) “Çocuğunuzu artık yabancılardan uzak tutmanız gerekiyor ve yabancılara karşı tavırlı olmanızın zamanı geldi” dedi.

Ben küçüklüğümden beri çocukları çok severim. Evlenmemin temel nedenlerinden biri de çocuk sevgimdir.

Yolsa bir çocuk görsem mutlaka onunla iletişim kurarım, ya el sallarım ya onu gülümsetecek bir şeyler yaparım.

Ben de sağlık görevlisi hanımefendiye, çocuğumuzu saklamanın, geriye çekmenin, yabancılara uzak durmasını sağlamanın korku dünyası oluşmasına katkısı olacağını söyledim. Ancak çocuğumuzun genel olarak yakınında olursak, onu kollarsak, insanlardan korkmadan, insanları korunulması gereken tehlikeler olarak görmeden, kişisel alanımızı koruyacak şekilde gelişimini sağlarsak hiçbir tehlike olmadığını ifade ettik.

Çünkü her çocuğumuza el sallayan kişiye “potansiyel sapık” gözü ile bakarsak, iyi niyetle çocuğumuzla iletişim kurmak isteyenleri nasıl değerlendireceğiz.

“Vallahi sapık haberleri gördükten sonra sokakta bir çocuğa bakmaya çekiniyorum” dedi bir arkadaşım. Aileler bu konuda hassas olmalı. Bilinçli olmalı. Ama herkese de potansiyel sapık olarak bakmak doğru değil diye düşünüyorum.

Bir anı

Geride kalan ay sosyal medya üzerinden hiç ortak arkadaşımız olmayan bir kullanıcı arkadaşlık isteği göndermiş. Bu tip davetleri arkadaş sayım dolmasın diye kabul edemiyorum. Hiç ortak arkadaşımızın olmadığı durumlarda da açıkçası sahte profil olduğu düşüncesi hasıl oluyor.

Ekleyen kişi bir süre sonra “Abi sen beni tanımadın sanırım” dedi. Sonra konuştuk. Kendisi Kocaali’deki fındıklık komşumuza işçi olarak gelmiş. Havanın yağmurlu olduğu günlerde işçiler çalışmaz. Öyle bir günde çocuk aklı ile fındıklıklarda gezinmeye başlamış. Sınırları, yolları karıştırmış. Hava kararmak üzereyken bizim fındıklığa gelmiş. Türkçesi az olduğu için korkusu daha fazlaymış.

Biz de o zamanlar yeni delikanlıyız işte. Hatırlatınca hafızam yerine geldi. Gerçekten hava yağmurlu ve kararmak üzereydi. Kızcağız az Türkçe konuşabiliyor ve ağlıyordu. O durumda konuştuğu daha da az anlaşılıyordu. Ben korkusu azalsın ve güveni artsın diye onu annemlerin de olduğu harman alanına götürdüm. Kızın kendine güveni gelmiş oldu bu şekilde. Sonra kimin yanında çalıştığını, hangi isimleri bildiğini sorduk. Onların fındıklığına kardeşim ile birlikte götürdük.

Bu anlattığım hikayenin üstünden 20 yılı aşkın bir süre geçti.

Yani demem o ki, o zamanlar kaybolan kız çocukları hiç tanımadıkları kişiler tarafından ailelerine teslim edilirdi ve bu sıradan olaydı.

Şimdi sokakta çocuklarımızı yabancılardan saklar olduk.

Başımız sıkışmadan

Büyükler “tarlada izin olsun harmanda yüzün olsun” derler.

Kızılay kan bağışı konusunda oldukça zor durumda. Yaz aylarında genel olarak kan bağışları düşüyor. Kan derdiniz olduğunda size bir şekilde bu bankanın devamlılığı gerektiği ve mümkünse aynı değerde kan bulmanızın şart olduğu anlatılıyor.

Bulamazsanız sizi mağdur etmiyorlar ama sonuç olarak ihtiyacın sürekliliği anlaşılmış oluyor.

Aslına bakarsanız bu durumu önceden de biliyor olmak lazım. Ama genel olarak “bize bir şey olmaz” mantığı kafamız duvara çarpana kadar gidiyor.

Organ naklinde de konu benzer şekilde.

Kendimiz bağışlayacağımız zaman “Bu caiz mi, bir fetva alayım” diye düşünüyoruz. Ama derde düştüğümüzde dini değerleri soran bile yok. Hiç duydunuz mu, “Hocam ben böbrek yetersizliğinden ölmek üzereyim. Acaba namahremden böbrek almam caiz mi” diyeni?

Ben duymadım.

Ama öldükten sonra (artık hiçbir işe yaramayacağı garanti olan) organlarını bağışlamayı düşünen vatandaş “Dur bir hocaya sorayım” diyor.

Hocaya her zaman sor kardeşim. Sıkıntı etme.

Ama başın dara düşünce ilkelerini yok sayma.

Bu arada organ bağışı konusunda verilen onlarca olumlu fetva var. Kendi mantığınla da bulabilirsin aslında. Toprak olması mı daha mantıklı hayat olması mı?

Bu soruyu kendine sorabilsen cevabını verebilmen daha kolay olacak.

YORUM EKLE