Ne Kaa Ekmek O Kaa Köfte

Keşke keyfimiz yerinde olsaydı da; “Islama”sı, “Sulu”su, “Kazımpaşa”sı, “Sultan”ı, “Balkan”ı… Sakarya’nın köftelerini, bütün çeşitliliği ile uzun uzun anlatsaydık!

Aslında sanatın ve estetiğin her türlüsünün mumla arandığı, sosyalleşmenin kafede çay içmek veya restoranlarda yemek yemek olarak kabul edildiği bir bööyük şehirde gastronomi üzerine yazmanın dayanılmaz hafifliğini ele almak yerinde olacaktır.

Neyse! Bu hafta biz yine de ciddi (!) alanda kalalım ve ona göre yazalım isteriz.

Geçen yaz mevsiminin “istikrar avcıları”, günümüzün “yeni Anayasa sevicileri” yarının belki “yeniden kandırılmışları” yeni anayasa meselesini çok kritik bir noktadan yakaladılar. Nasıl akıllarına geldi, bilemiyoruz ama teorik olarak tutarlı sayılabilecek bir stratejiyi uygular oldular.

Özeti şöyledir: Yeni Anayasa ile birlikte "denge ve denetleme mekanizmaları" kurulacakmış!

"Hay bin kunduz!"

Bu sayede güçler ayrılacak, en yüksek mevkidekiler bile denetlenebilir olacak, kurumlar önceki dönemlere göre daha verimli çalışacak, kararlar hızla alınacak, kadınların saç dipleri aylarca beyazlamayacak, böbrek taşları ağrısız düşürülecek, kiralar yarı yarıya ucuzlayacakmış!

Anayasa’nın yenisi ile ülkeye refah gelecek, terörün kökü kazınacak, hepimiz yegâne dostlarımız Arap şeyhleri gibi zengin insanlara dönüşecekmişiz!

İnsan umut ettikçe yaşar tabii! Belki söylenenler gerçekleşir. Keyfimiz yerine gelir. Her öğlen başka bir köfteciye gider, bir buçuk üstüne kabak tatlısını da götürür, neşemize bakarız.

Ancak biz, özellikle bu “denetlenme merakına” çok şaşırdığımızı belirtmek isteriz. Günümüz Türkiye’sinde nelerin denetlemesi gerekiyor da böyle söylemek zorunda kalınmaktadır? Ya da başka türlü sorarım: “Acaba denetlenmesi gereken birileri mi vardır?”

Bu şehirde (elbette ülkemizde), öğrenciler kopya çekmez, esnaflar faturasız ticaret yapmaz, inşaatçılar binaya iskân aldıktan sonra balkonları kapatmaz. Kahvelerde belli saatten sonra kül tablaları masalara konmaz, ihale almak isteyen girişimci rüşvet vermez. Özel plakalı araçlar trafikte hız yapmaz, villalarda sahte dershaneler açılmaz, anneler babalardan gizli alışveriş yapmaz, hiçbir Allah'ın kulu da kendine metres tutmaz!

Siyasetçilerimiz ise zaten melektirler. Yolsuzluğa bulaşmaz, akrabalarını kayırmaz, yabancı ülkelerden gelen üçkâğıtçılarla iş tutmaz, tarım alanlarını kanunla geçici olarak “ihtisas alanı statüsüne” alıp, yandaş işadamlarına el altından satmaz.

Öyleyse mutluluklar bizi beklemektedir. Yeni Anayasa yazıldıktan, MHP desteğiyle referanduma sunulduktan ve kabul edilip yasallaştıktan sonra son problemimizi de çözmüş olacağız.

Yaşı geçkince bir adam doktora gitmiş.
- "Doktor bey, iktidarsız oldum, bana bir çare bulun!" diyerek yakınıyormuş.
- "Nasıl anladın?" diye sormuş doktor.
- "Hiç canım istemiyor!" demiş hasta. Doktor cevap vermiş:
- "Madem istemiyorsun, o zaman bana niye geldin!"

Ne söyleyelim: “Bu kadar protein kolay yenmez Ustacığım, benimki ekmek ilaveli olsun!”

YORUM EKLE