Ne nerede

Karadeniz’de yaşanan bir olayda bir kişinin parmakları kopmuş. Mikro cerrahinin geliştiğini bilen çevredekiler kopan parmakları toplayıp hastanenin yolunu tutmuş. Üç farklı araba ile hastaneye giden vatandaşlar hızlıca doktorun yanına gidip durumu anlatmış. İtina ile topladıkları parmakları doktora uzatırken doktor çok elzem bir soru sormuş: Hasta nerede?
Üç araba ile hastaneye giden kalabalık hastayı olay yerine unutup panikle hastaneye gitmiş.
O fıkradakiler gerçekmiş
Bir Karadeniz gezisi sırasında kuru fasulye yiyelim diye bir fikir ortaya çıktı. Biraz okumaya meraklı biri olduğumuz için masada bulunan broşürü aldık elimize. “Burada adaletten vazgeçilmemesi için gramla pilav satılır” yazıyordu. O anda cehaletimizin farkına vardık. “Bir insan kaç gram pilav yiyor olabilir ki?”
Arkadaşlardan biri “Ben iki yüz gram yerim” diyince “Sen iki yüz yersen ben en fazla 150 gram yerim” diye yanıt verdim. Bu esnada garson geldi. Ben de hesap yapmış olmanın özgüveni ile “Ben 150 gram pilav alayım” dedim. Garson, “Kardeşim! Az mı, tam mı, çok mu” diye sordu. Tam pilav yemekten vazgeçmiştim ki arkadaşlardan biri müdahale etti. Dedi ki “Bize birer kuru fasulye ver. Yanında da az pilav.” Garson bu defa “O öyle olmaz. Ben size pilav üstüne kavurma vereyim. Ortaya da kuru fasulye vereyim” dedi. Aklımızda kavurma hiç yoktu. Neyse “Olur” dedik çaresiz. Oryaya bir tabak kuru fasulye geldi. Kişi başı da kavurmalı pilav. Ben o esnada “Benimki az olacaktı” diyecek oldum, garson, “Az yiyin o zaman” dedi. Sonra da umursamadan “Ne içersiniz” diye sordu. Bizim arkadaşlar, “Ayran içelim” diyince adam, “Ben size komposto veriyorum. Beğenmezseniz ayran veririm” dedi. 
Hesap 150 lira geldi. Alt tarafı dört kişiyiz. “Siz de 100 lira verin. Madem o istediğini veriyor biz de istediğimiz kadar ödeme yapabilmeliyiz” desem de arkadaşlar ikna olmadı. Hesabı ben ödemeseydim aslında bu kadar ısrarcı olmazdım ama…
Oraya giden herkes “O fıkralardaki insanlar gerçek” diyor da inanmıyorsanız gidip kendi gözlerinizle görme şansınız var.

Ben de Karadenizliyim
Üniversitede okurken Milliyet gazetesi alıyoruz. Gazete o zaman dışarda 150 bin lira, kampüste 75 bin liraya satılıyor. Büfeden Milliyet alıp 100 bin lira verdim. Adam bana bir Milliyet bir sakız verdi. Sakızı alıp cebime koydum. Ertesi gün de 100 bin verdim. Adam gene bir Milliyet bir sakız verdi. Üçüncü gün de aynı şekilde 100 bin ve bir Milliyet bir sakız alışverişimiz sürdü. Dördüncü gün büfeye gittim adama 3 sakız verdim ve bir Milliyet aldım. Adam şaşkın şaşkın bana bakarken “Ne bakıyorsun kardeşim! Bu senin ticaretin” dedim. Adam “Haklısın” dedi. 
Fıkradakiler kadar olmasa da biz de Karadenizliyiz yani…

Amin demelik mesajlar
Cuma günü namaz kılmak kadar toplu mesaj almak da ibadet sayılıyor sanırım. Sabah namazını kıldıktan hemen sonra mesaj atmaya başlayan arkadaşlar günü ibadet ederek geçirdikleri izlenimine neden oluyor. 
Cuma saatinde mesaj atan arkadaşlar henüz acemi tabi. Onlar da “Cumaya gidemedik. Bari mesaj atalım” diye kendi vicdanlarını rahatlatıyor olabilir. Kendi vicdanını rahatlatmak için beni kullanması çok anlaşılabilir değil ama… benim anlamadığım konu çok başka.
Adam bana mesaj atıyor, kendi ettiği bir dua. Bana selam falan da vermiyor. Adam dua etmiş anladığım kadarıyla. Duasına ortak olmamızı isteyen tüm arkadaşlarımızın dileklerine “Amin” diyoruz. Ama bari dualarınıza bizi de katın be kardeşim!

HECATİ: Millet yaşıyor biz hikayelere görüldü atıyoruz…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Emre Koç
Emre Koç - 1 ay Önce

Elinize sağlık